11. bölüm Tepetaklak!
10. kısım


Kapı zili, yine çaldı. Yine Yeşilgöz, hızla kapıya ulaştı. Dilek ile gülümseştiler. "Tünaydın, Başkan'ım."

Dilek, içeri girip, Gizem'in yanından geçerken, "Yapma, güzel kardeşim," dedi. "Sen de, 'Başkan'ım' deme."

"Ama buna, kendini alıştırmalısın."

"Deneyeceğim."

Beş dakika sonra, birer kâhve eşliğinde, Yeşilgöz'ün çalışma masasının çevresindeydiler. "Nereden geliyorsun?" diye sordu Gizem.

"Avukat Uzer çağırmıştı beni; ona uğradım."

"Gelişmeler, ne durumda?"

Dilek'in, alaylıca sırıtası geldi. "Her şeyden önce, bana ilk kez 'Başkan'ım' diye hitâb edildi."

Gizem de gülümsedi. "Öyle ya; bugüne-bugün, bir derneğin başkanısın, Başkanım." Bu kez, ikisi de sesli güldü. "Başka, önemli gelişmeler var mı?"

"Var; avukat Uzer, kendisinin de dediği gibi, 'başınabuyruk' biçimde, derneğin adını değiştirdi; yeni ad: 'Alazköy Kadın Derneği'. Bu isim, dahâ az kuşkuya gerekçe sunabilirmiş."

"Güzel düşünmüş. Başka ne konuştunuz?"

"Bugünden tezi yok; üyelere, sözleşmeleri göndererek, ilk âidâtları toplayabilirmişim."

"Mükemmel! Ben de, konu üzerine, düşündüm. Savunma sporu derslerini, iki küme biçiminde yapalım; birinci küme, salı günleri; ikinci küme de, perşembe günleri, eylemleri uygulasın."

"Hârika!" dedi başkan. "Sanırım, geçerli gerekçelerin olacak."

"Evet. Bilâkis Alaz Mahalle'den katılacak kadınlar, küçük çocuklarını, karşılıklı olarak, korumaya alacak. Yâni sen, kurstayken; başka bir kadın, senin çocuklarınla ilgilenecek; o, kurstayken de, sen, onun çocuklarıyla ilgileneceksin."

"Yalnız, ufak bir sorunumuz var gibi gözüküyor." Dilek'in, gözleri parlıyordu. "İlk kayıtlarda, en az ikiyüz kişi olacak. Bu da, her kursta, yaklaşık yüz kadın olacağı, anlamına geliyor."

"Ben, buna, ancak 'Oha!' derim. Bu kadar tutulacağını, kanımsayamadım. Salonumuz ise, en fazla kırk kişi kapasiteli."

"Öyleyse, dört küme oluşturalım ve bekleyelim. Herkes, iki haftada bir, derse gelsin. Bakalım, neler olacak."

"Ama iki hafta, yine de çok uzun süreç oluyor; bu iki haftada, herkes, öğrendiğini unutur. Gerekirse, her gün çift kurs hazırlarız."

"Bakalım. Ânî kararlar vermeyelim; bir-kaç gün dahâ üzerine düşünelim." Biraz bekledi. "Başka bir konumuz dahâ var. O nedenden, bugün, zâten sana uğrayacaktım. Saat onikiden önce, bizim hayırsız taburcu olacak."

"O konuyu unutmuşum yahu! Dün çıkacaktı; neden geçikti?"

"Tahminlerime göre, Bay Tankut, Ağtunç Kule'nin açılışı münâsebetinden, güvenlik gerekçesiyle, bir gün geçikmeli, taburcu olmasını istemiştir."

"Bu arada; sen, ne kadar güzel bir kadınmışsın! Morluklarından, eser kalmadı; dinlenmiş gözüküyorsun."

"Teşekkür ederim, güzel kardeşim; ama senin yanında, yine de sönük kalıyorum. Bu arada; Jandarma'dan hâlâ tık yok!"

Gizem, istemdışı, 'gizemli' bir gülümseme salgıladı. "Ne düşünüyorsun?"

Dilek de gülümsüyordu. "Bunda da, senin parmağının uçu olabilir mi?"

Yeşilgöz, yarı gülümser bir durumda, karşısındaki yaralı kadına baktı; ve kollarının dirsekten aşağısını, iki yana açtı. "Kim bilir?" Biraz bekledi. "Ayrıca: Elinden geldiğince, ileride başını ağrıtabilecek bilgilere ulaşmaktan, uzak dur. Senin, küçük çocukların var; gerekirse, ben, kendimi, senin yerinde ateşe atarım."

"Yapma, kardeş! Ben, fedâkârlık nedir; bilmem. Oysa sen, şu kısacık süreçte, insanlara olan güvensizliğimi sıfırlıyorsun. Artık dahâ fazla kalamayacağım. Ayrıca, senin de işin-gücün var."

"Dur!" dedi Yeşilgöz. "Neredeyse unutyuyordum; işe başlayınca, evimdeki işleri, yapamayacak duruma düştüm."

Dilek, iskemlesinden, iyice kalkmamıştı. Gizem'in söylemi üzerine, yeniden arkasına yaslandı. İlginç bir şaşkınlık vardı yüzünde.

Gizem, açık elleriyle, savunma pozisyonuna geçti. "Hâyır!" Neredeyse, bağırmıştı! Kendisini dizginledi. "Güzel kardedşim benim! Biz arkadaşız; ve kardeş gibiyiz." Biraz bekledi. "Bana, güvenebileceğin bir kadını önermeni istemiştim."

Dilek, rahâtlatıcı bir 'Ufff!' çekti. "Seni, yanlış anladığım için, özür edilerim, güzel kardeşim. Elbet de, birini bulurum sana."

"Avukat Uzer de, benimle, aynı binâda oturuyor. Uzer ile de konuşabilirsin. Benim önerim olduğunu söylersin. Aynı kadın, ikimize de gelirse, yoldan, tasarrûf etmiş olur."

"Gizem? Sana bir şey soracağım." Dilek, utangaç davranıyordu.

Gizem'in yeşil fenerleri, biraz dahâ açıldı: "Bekleme; sor."

"Avukat Uzer, her kadını çıldırtabilecek kadar, yakışıklı değil mi?"

Yeşilgöz, sol yumruğunun üst kısmıyla, ağzını kapatır gibi yaptı. "Ne bilmek istiyorsun?" Gözlerindeki parıltıyı, Sultan Süleyman bile görebilirdi.

Dilek, çok tatlı ve dostça gülümsedi. "Avukat Uzer'den sözederken, gözlerinde oluşan o parıltıyı, görmediğimi sanma."

Yeşilgöz, gözleri parıldarken, ağzına dayadığı yumruğa, dudaklarını, hafifçe dokundurdu. Hemen yanıt vermedi. "Doğru gördün," dedi yalnızca.

"Hadi, güzel kardeşim; söyle bana; bir şey var mı aranızda? Çünkü o da, ne ara senin adını söylesem, sersemleme yöntemine giriyor."

Yeşilgöz, seslice güler gibi yaptı. "Dört haftadan beri birlikteyiz; ve bu birliktelik, ömürboyu süreceğe benziyor."

Dilek, gerçekten de, çok mutlu olmuştu. "Yakışır benim güzel kardeşime!"

Gizem, yavaşça kalktı. "Hadi, güzel kardeşim; gidiyoruz! Şu senin hayırsızı, klinikten alalm. Fincânlarımız, böylee durabilir."

"Ama işini, öylesine bırakamazsın."

Önlüğünü çıkarırken, "Kaygılanma, kardeşim; Bay Tankut, attığım her adımdan, haberdârdır," dedi.


***

Avukat Özer Özeyer, sonunda, Aysun'un yazıhânesine gelebildi.

"O altı suçlu, gereken cezâya çarptırılmalıdır!" dedi Aysun. "Hiç bir koşulda, bağışlama istemem!"

"İntihâr eden dört kişi de, gerçekten dâvâya eklenmeli mi sizce, Bayan Ağtunç?" diye sordu Özeyer.

"Bilâkis!" dedi Aysun. "Onları, dâvânın dışında tutarsak; geriye, dâvâ diye bir şey kalmaz; gereksiz uğraş olur! O saldırganlar, gebermiş bile olsalar; işledikleri suçları, işlememiş oldukları anlamına gelmez; hattâ intihâr ettikleri gerçeği; suçlarını, kabul ettiklerini gösteriyor. Böylece; vâlî ve kaymakâmın da, cezâ almaları, kesinleşmiş olur."

"Bayan Ağtunç, İl Emniyet üyelerinin, bugün, Kule'ye gelmeleri; olayı, örtbas etmek istemelerini de gösteriyor. Bu da, bizim leyhimizedir. Ama 'hukûk' kavramı, 'adâlet' anlamına gelmez; 'hukûk' dediğimiz şey, 'güç' demektir; kim güçlüyse, o kazanır!"

Sert bir tavırla, "Kendinize, güvenmiyor musunuz, avukat?!" dedi Aysun.

"Dalkavukluk yapmak istemem, Bayan Ağtunç, ama siz olduğunuz sürece; kazanamayacağım dâvâ yoktur."

"Öyleyse; yazılı suç duyurusunu, hemen bugün hazırlayıp; hemen bugün, kuryenin eliyle, savcılığa ulaştırın."

"Büyük zevkle, Bayan Ağtunç."


***

Gizem ve Dilek, klinkteki odanın kapısını tıkladıktan sonra, içeri girdiler. Az-buçuk eşyâlarını, bir poşete sıkıştırmakta olan Bulut, onları gördüğünde, ürktü!

Gizem, Bulut'un oda arkadaşına yöneldi. "Ricâ etsem; bizi, yalnız bırakır mısınız?"

Ortayaşlı adam, yalnızca gülümseyerek, başını salladı ve odadan çıktı.

Dilek, Bulut'a, "Bay Tankut, engel olmasaydı, dün çıkacaktın klinikten," dedi; gülümseyişi, pek anlamlıydı; Bulut, genç kadını, hiç böyle gömemişti.

"Bak, özel dostum!" dedi Gizem: "Eğer bir emânet bulmaya çalışırsan, tüm eklemlerini, paramparça ederim; bilesin! Bundan sonra, kahvehâneye gitmek yok; evde, huzûrsuzluk çıkarmak yok! Dilek'e dokunursan, bir bıçak alırım ve o çirkin gözlerini, oluklarından oyarım! Anladın mı?!"

Bulut, poşetle uğraşır gibi yaparak, yüzünü, diğerlerinden gizlemeye çalışıyordu; gözlerinden, kin fışkırıyordu! 'Sana, neler yapacağımı; pek yakında göreceksin, pislik dilber!' diye düşündü..

Yeşilgöz, sorumsuz adamın omuzunu kavradı ve yüzünü, kendine çevirdi. "Söylediklerimi, duydun mu?" Güzel yeşil gözlerinden, kin fışkırıyordu! ((12. bölümden sürekleyin))


***


Târih: 12.04.2018   |   Bölüm: Tepetaklak!

Öykünün tüm kısımları
- 10. kısım
-   9. kısım
-   8. kısım
-   7. kısım
-   6. kısım
-   5. kısım
-   4. kısım
-   3. kısım
-   2. kısım
-   1. kısım
Content Management Powered by CuteNews



Tüm Bölümler
13. bölüm: Konumdeviriş! (Hazırlanıyor)
12. bölüm: "Yasalar, her şeyden üstündür!"
11. bölüm: Tepetaklak!
10. bölüm: Kutluluklar ola!
  9. bölüm: Mutlu başlangıçlar!
  8. bölüm: Kara sevdâmsın sen!
  7. bölüm: Öleceğim özleminle!
  6. bölüm: "Seni seviyorum!"
  5. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (2)
  4. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (1)
  3. bölüm: "Ben, kimim?"
  2. bölüm: Araştır ve bul!
  1. bölüm: Aradık ve bulduk!
11. bölüm Tepetaklak!
© Erol Sürül | Sitemin, tüm hakları saklıdır.