12. bölüm "Yasalar, her şeyden üstündür!"
Anlamadığınız sözcüklerin üzerine, sıçanuçuyla dokunun; belki de, açıklamasını bulabilirsiniz.
1. kısım


Gizem; Dilek'i ve Bulut'u, evlerine bıraktıktan sonra; Alazköy Bulvarı'ında, güney yönünde ilerlerken, telefonu çaldı. "Aşkım, buluşmalıyız," dedi Aysun.

"Zâten o yönde yoldayım, bi tânem. Öğle molan yaklaştı; istersen, seni alayım ve Kıran Kafe'ye gidelim. Mîdem de, zurna çalıyor."

"Öyle olsun, küçük aşkım; Kıran Kafe olsun."

"Yaklaşık üç dakîka sonra, binâ girişindeyim."

Bu salı günü Alazköy, normalinden, en az iki kat kalabalıktı; iğne atsan, yere düşmezdi! Öyle olmasına karşın, yaklaşık on dakîka sonra, Kıran Kafe'deydiler.

Yine büyük güçlükle, bir masa bulabildiler. Oturdukları masaya, Duygu Dağbayır yaklaştı. "Alazköy'e, yeniden hoşgeldiniz, Bayan Ağtunç. Ayrıca; bol hâsılâtlar dilerim. Ayrıca, Bayan Gözsel; size de, meslek yaşamınızda ve yeni şirketinizde, başarılar dilerim. Tüm gönlümle dilerim ki, ikiniz de, hakkettiğiniz başarıya ulaşırsınız."

"Teşekkür ederiz, Bayan Dağbayır," dedi Aysun. "Siz de Kıran Kafe'yi, beklenilenin, çok üstünde bir başarıya yükselttiniz; kutlarım."

"Teşekkür ederim. Sizin için, ne yapabilirim?"

"Siz, şimdi, ne yemek isterdiniz, Bayan Dağbayır?" diye sordu Yeşilgöz.

Duygu şaşırmıştı. "Anlamadım, Bayan Gözsel?"

Aysun gülümsüyordu. Gizem, Duygu'ya yanıt verdi: "Bizim yediğimiz şeyler, bizim alışkanlıklarımızdır. Bir de, başkalarının damak tadını deneyelim."

Aysun ekledi. "Ama su ürünü olmasın."

Duygu gülümsedi. "Anladım, bayanlar. Peki; ne içmek istersiniz?"

Yeşilgöz ve Aysun bakıştılar. "Bize getireceğiniz yemek doğrultusunda, nefis bir şarap," dedi Aysun.

Duygu, başını sallayıp, zerâfetle uzaklaştı.

Aysun, Gizem'e doğru eğildi. "İl Emniyet Müdürlüğü, seni araştırıyor," dedi, alylı bir tarzla.

Yeşilgöz, gülmeye başladı; ve çok uzun süre, öylece güldü. Bir ara, fazla gürültülü güldüğünü anlayınca; durup, çevresine baktı. Ağzını kapatarak, sevimli mimik ve jestler yöntemiyle, insanlardan özür diledi. Gülme eşliğinde, "Beni mi araştırıyorlar?" diye sordu.

Aysun da, gülmeyi sürdürdü. Düşük sesle, "Evet," dedi. "Güyâ sen, kaymakâma ve vâlîye karşı, suç işlemişsin."

Gizem gülerken; gırtlağından, boğuk sesler çıkarıyordu. "Kamu çalışanlarının, dengesiz olduklarını biliyordum da; bu kadar salaklığa, pes doğrusu! Bu salaklık, tüm beklentilerimi aştı!"

Karşılıklı gülüştüler. "Bir önlem almayı, düşünüyor musun?" diye sordu Aysun. Sağına baktı...

Duygu Dağbayır, buz sepetinde bir şişe bayaz şarap ve iki kadeh getirmişti. Kadehleri, kadınların önüne yerleştirdikten sonra; Aysun'un bardağına, yarım parmak şarap döktü. "Buyrun, Bayan Ağtunç."

"Denememe, gerek yok, Bayan Dağbayır; sizin zevkinize güveniyoruz," dedi Aysun.

Duygu, kadehleri, dörtte üç oranında doldurdu; şarap şişesini, buz sepetinin içine yerleştirdi; ve gülümseme eşliğinde uzaklaştı.

Aysun, şarabını aldı. "Eee?" diye sordu; ve bir yudum enfes şarap tattı. "Ne yapmayı düşünüyorsun"

Yeşilgöz de, bir yudum şarap tattı. "Benim seçeneklerim, çok; ya sen? Sen, ne yapmayı düşünüyorsun?"

Aysun, şarap bardağının ağzından yükselen burcuyu, içine çekti. "Az önce, avukatımla konuştum. Resmî suç duyurusunu hazırlattım." Şarabın burcusunu, yeniden içine çekti. "Aşkım? Bu şarap, enfes değil mi?"

"Hem de..." Kısık sesli bir köpek havlaması, Yeşilgöz'ün sesini kesmişti. Hun, koşarak, Gizem'in sağ kalçasına dayandı; kuyruğunu sallayarak, sürekli havladı. "Sevimli yaratık, ne yapıyorun burda?" Onu, kaldırdı ve kucağına aldı.

"Küçük sevgilim geldi!" dedi Aysun; gözleri parlyordu!

O sırada, Kevork da, soluk-soluğa gözüktü. "Özür dilerim, Bayan Ağtunç; bu sevimli canavârı, bir türlü durduramadım. Patileriyle, birden-bire, bahçe kapısını tırmalamaya başladı. Kapıyı açtığımda, dışarı fırladı; ve sürekli, bu yöne doğru koşuşturdu. Ben de, ardından koştum."

Aynı ânda Hun, Yeşilgöz'ün kucağına atlayıp, yüzünü yalarken, sürekli kuyruğunu sallıyordu. "Ben de, seni çok seviyorum, sevimli yaratıkü," dedi Gizem.

"Ben, bu ufaklığı yerim, yaa!" dedi Aysun. Hun, dönerek, masanın üstüne çıktı; bu kez, Aysun'un yüzünü yalamaya başladı. "Küçük sevgilim, ben de seni, çok seviyorum." Bir ara, Hun'u yakalayabildi ve Kevork'a döndü. "Bay Kurtuluş, lütfen oturun; ayakta kalmayın."

Gizem, Duygu'ya doğru el salladı ve bir kadeh dahâ getirmesini simgeledi.

Diğer kafe konukları da, Hun'un saçtığı neşe karşısında, çeşitli tepkilerde gülüyor ya da gülümsüyorlardı.

Duygu, boş kadehi getirirken; Hun, öne ve arkaya dönüp-durdu; hem Gizem'i, hem de Aysun'u, sevgi kıvılcımlarına boğuyordu.

Duygu, Kevork'un kadehini doldururken, "Siz de, bir şeyler yemek ister misiniz, Bayım?" diye sordu.

"Özür dilerim, Bayan Dağbayır; tanıtmayı unuttum," dedi Aysun. "Bu bay, benim eski uşağım ve şimdiki kişisel asistanım Kevork Kurtuluş."

Kevork ve Duygu, yalnızca başlarını salladılar. "Hâyır, Bayan Dağbayır," dedi Kevork. "Hun ve ben, birazdan ayrılırız."

Duygu uzaklaşınca, "Gördün mü, bi tânem?" dedi Gizem. "Bay Tankut'un, yıllarboyu, sürekli dingin ve mutlu olmasının iki nedeni, piyanosu ve Hun'dur."

Hun, iki kadın arasında gidip-gelirken, Aysun, bir ara onun yalamalarından kurtulabildi. "Bu sevimli şey oldukça, hiç kimse yaşlanmaz."

"Bayan Ağtunç, biz de, bir sevimli canavâr istiyoruz," dedi Kevork.

Aysun, sevecen bir şaşkınlıkla, Kevork'a baktı. "Dün sabâhtan beri, onunlasınız; yormadı mı sizi?"

"Az önce, siz söylediniz ya; böyle sevimli canavârlar oldukça, hiç kimse yaşlanmaz. Geride bıraktığım bir günü aşkın sürede, gençleşmişim gibi geldi bana; dağları devirebilirim!"

Aynı sırada Duygu, bir masanın yanından geçerken, "Özür dilerim," dedi bir kadın konuk. "Köpeklerin, buraya girmesi serbest mi?"

"Hâyır; değil," diye yanıtladı Duygu. "Ama Hun, sıradan bir köpek değil; o, tüm Alazköy'ün küçük sevgilisidir. Hun'u sevmeyenler, Alazköy'ü de sevmezler; Alazköy'ü sevenler, Hun'u da severler."

"Bay Kurtuluş?" dedi Gizem. "Bayan Idır ve Bay Tuğbay, ne durumdalar?"

"Doğru ya!" dedi Aysun; yüzünde, bir parıltı belirmişti.

Hun, hâla bir öteye, bir beriye koşuşturup; Gizem'i ve Aysun'u, sevgi kıvılcımlarına boğuyordu.

Kurtuluş, gerçek bir dostun sevincinden doğan bir mutlulukla, "Çok mutlular," dedi. "Hem de çok!"

Aysun, Gizem'in yeşil gözlerine baktı. "Ne güzel bir bahâr; değil mi, sevgilim?" Yanıt beklemeksizin, Kevork'a döndü. "Ya siz, Bay Kurtuluş?" Aslında, sorusunun yanıtını bliyordu, ama kesin bilgi istiyordu."

Kevork ise, son derece erkeksi ve özgüvenli bir tavırla, "Bayan Boğa ile birlikteyim," dedi.

Aysun, içtenlikle gülümsedi. "Çok mutlu oldum; Bayan Boğa'yı gördüğüm ilk ânda, siz geçmiştiniz içimden." dedi. Yukarlara bakar gibi yaptı. "Esenlikler getirdin, ey güzel ilkbahâr!"

Ve Duygu Dağbayır, salatalarla gelmişti. Tabakları, kadınların önlerine yerleştirirken, "Başka,özel bir arzûnuz var mı?" diye sordu.

"Evet," dedi Gizem. "Benim salatama, alum bahârâtı eklediniz mi?"

Duygu, biraz çekingen davrandı. "Aslında, hindi bifteğine eklemek istiyordum."

"Ona da ekleyin; ama lütfen; biraz da, salatama serpin."

"En iyisi miÜ; size, bir kutu vereyim; vinize götürün."

Yeşilgöz;ün, fenerleri parladı. "Gerçekten mi?" Hâlâ fırıldak Hun ile upğraşıyordu.

"Evet; gerçekten. Umarım; liyâkatı olmayanlara dağıtmazsınız. Bu arada; alumu, hesâbınıza ekleyeceğim."

İki sarışın dilber gülerken, "Tehdidinizi, ciddîye alıyoruz," dedi Aysun.

Duygu, göz kırparken, "Sorun yok," dedi; ve zerâfetle uzaklaştı.

Gizem, Hun'u, kucağına aldı. "Artık sofradan inmelisin, sevimli yaratık. Ama izin ver de; seni, bir kez dahâ kucaklayayım."

Tam o sırada, yan masalardan birinde oturan bir erkek, Aysun'a seslendi. "Bayan Ağtunç, Alazköylü Ulualp ile, tanışacabilecek miyiz?"

Aysun, gülerek, "Kimliği üzerine, hiç bir bilgim yok," dedi. "Kimliğini öğrendiğimde, herkese bildireceğim."

Aynı kişi, Gizem'e döndü. "Yoksa, siz misiniz o ulualp?"

Yeşilgöz, neredeyse kahkahâ derecesinde güldü. "Nerdeee! Ben, bilim üretirim; kimyâcı ve biyologum; savunma sporları öğrenmek için, hiç bir koşulda, yeterli olanağım olmayacak.


***


Târih: 07.09.2018   |   Bölüm: "Yasalar, her şeyden üstündür!"

Öykünün tüm kısımları
- 10. kısım
-   9. kısım
-   8. kısım
-   7. kısım
-   6. kısım
-   5. kısım
-   4. kısım
-   3. kısım
-   2. kısım
-   1. kısım
Content Management Powered by CuteNews



Tüm Bölümler
13. bölüm: Konumdeviriş! (Hazırlanıyor)
12. bölüm: "Yasalar, her şeyden üstündür!"
11. bölüm: Tepetaklak!
10. bölüm: Kutluluklar ola!
  9. bölüm: Mutlu başlangıçlar!
  8. bölüm: Kara sevdâmsın sen!
  7. bölüm: Öleceğim özleminle!
  6. bölüm: "Seni seviyorum!"
  5. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (2)
  4. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (1)
  3. bölüm: "Ben, kimim?"
  2. bölüm: Araştır ve bul!
  1. bölüm: Aradık ve bulduk!
12. bölüm "Yasalar, her şeyden üstündür!"
© Erol Sürül | Sitemin, tüm hakları saklıdır.