12. bölüm "Yasalar, her şeyden üstündür!"
Anlamadığınız sözcüklerin üzerine, sıçanuçuyla dokunun; belki de, açıklamasını bulabilirsiniz.
2. kısım


Oya Kaygusuz, evindeki küçük çalışma odasında, bilgisayarbaşında uğraşıktı. Telefonu çaldı. "Ben, muhâbir Oya Kaygusuz."

"İyi günler, Oya Hanım. Ben, Jandarma çavuş Akın Kuğulu..."

"Çavuş! Bana, 'Bayan Kaygusuz' diye hitâb ederseniz, mutlu olurum; artık ben de, bir Alazköylü'yüm; Alazköy'deki kuralları biliyorsunuz."

"Nasıl isterseniz, Bayan Kaygusuz. Sizinle, kısaca görüşmek isterdim."

Oya, hiç bir şey farketmemişçesine, "Hangi konuda, çavuş Kuğulu?" diye sordu.

"Şu intihâr videosu, nasıl elinize geçti? O konuyu, açıklığa kavuşturmak istiyoruz. Kolluk güçlerine, yardım etmelisiniz."

"Kolluk güçlerine yardım etmek, âsil görevimizdir. Ama kolluk güçlerinin, basın üyelerine yardım etmesi de, aynı türden âsil görevdir. Karşılıklı olarak; size, her alanda yardım etmeye hazırım."

"Öncelikle; bize, elinizdeki özgün video kaydını verirseniz, büyük yardımız olur. Özgün video, hâlâ elinizde mi?"

"Elbet de elimde; elbet de alabiliriniz. Nerede ve nasıl buluşabiliriz?"

"Saat onbeşe doğru, Yamaçköy oltağında olacağız; orada olur musunuz?"

"Deneyeceğim. Ama benim de sizden, kimi beklentilerim olacak. Ya siz, bana yardım emeye, hazır mısınız?"

"Basın üyeleriyle, birlikte çalışmak, işimizi kolaylaştıracaktır. Elimizden, ne geliyorsa; yapmaya hazırız. Saat onbeşten önce, Kaymakâmlık'ın önünde buluşuruz. Ne dersiniz?"

"Buluşuruz," dedi Oya ve kapattı. Masasının üstündeki karmaşa içinde, o DVD'yi buldu. Karşısındaki regalden, bir dezenfekte spreyi aldı; önce, zarftan çıkardığı DVD'yi, güzelce dezenfekte etti ve bir kâğıt mendille kuruladı. DVD'yi, kendi elleriyle ve parmaklarıyla, bolca 'kirletti'.

DVD'yi, zarfa soktuktan sonra; zarfı da, kâğıt medil yardımıyla, özveriyle temizledi; ve yine kendi elleriyle ve parmaklarıyla, bolca 'kirletti'.

Telefonu aldı; bir numara seçti ve tuşladı. "Ben, Oya Kaygusuz, Bayan Idır. Bay Tankut ile görüşmem, olası mı?"


***

Tankut. iki ihâle ortağı ile, ticâret konuşuyordu. Telefonu çalınca, neredeyse hemen, âhize'yi kaldırdı. "Evet, Bayan Idır?"

"Muhâbir Oya Kaygusuz, sizinle konuşmak istiyor, Bay Tankut."

"Burda mı kendisi?"

"Telefonda," dedi Işıl.

"Bağlayın, lütfen." Biraz bekledi. "Bayan Kaygusuz? Umarım, kötü bir haberiniz yok."

"Bilâkis, Bay Tankut," dedi Oya. "Kimden yardım isteyeceğimi, bir türlü kestiremedim. Dünkü intihâr olaylarıyla ilgili, uzman birisiyle konuşmak isterdim. Ama, hiç kimse geçmedi içimden. Belki, siz...?"

Tankut, seslice güldü. "Güldüğüm için, özür dilerim, Bayan Kaygusuz. Bayan Boğa'yı, tanır mısınız?"

"Evet; tanışmıştık."

"Benim ev adresimi, biliyor musunuz?"

"Nereye varmak istediğinizi, anlayamadım."

"Benim evime gidin ve Bayan Boğa'yı sorun."

"Bağışlayın, Bay Tankut, ama ilişiği anlayamadım."

"Bayan Boğa, diplomalı sosyologdur. O, size, kesinlikle yardımcı olacaktır."

Oya, çok şaşırmıştı. Uzun bir aradan sonra, "Bu, bir şaka değil; değil mi, Bay Tankut?" diye geveledi.

"Değerli Bayan Kaygusuz! Ben, şakanın daniskasını yaparım; ama şakanın, yapılacağı yer var; yapılmayacağı yer var. Ne arada gidebilirsiniz?"

"Hemen şimdi, Bay Tankut."

"Öyleyse, evdekileri arayayım ve geleceğinizi bildireyim. Sağlıcakla kalın." Bir tuşu tıklamanın ardından, bir numara seçti ve onayladı.

"Tan Tankt'un konağı; ben, Karakaş," dedi Seçil Serpil.

Tankut, bıyık altından gülümsedi. "Size, alışmam gerekecek, Bayan Karakaş. Bayan Boğa, evde mi?"

"Evet, Bay Tankut. Çağırayım mı?"

"Hâyır-hâyır. Kendisine söyleyin; muhâbir Oya Kaygusuz, kendisiyle görüşmek için geliyor; Bayan Boğa'dan, çok özel bir konu üzerinde, bilgi edinmek istiyor."

Tankut kapattıktan sonra, konuklarından birisi, "Evinizde, bir sosyolog mu çalışıyor?" diye sordu.

Tankut, yalnızca, "Evet," dedi ve gündeme geçti.


***

Bigün, Oya'yı beklerken, salondaki işlerle oyalanıyordu. Bir ara kapı çalınca, hızla yürüdü ve sokak kapısı görüngesine baktı. Düğmeyi basıp, Oya'nın, içeri girmesini sağladı. Ev kapısını açıp, genç kadını bekledi.

"Bayan Boğa; siz, sosyolog muydunuz?" diye sordu Oya.

"Evet," dedi Bigün. "Buyrun," Yana kayarak, Oya'nın girebilmesini sağladı.

Bir-kaç sâniye sonra, koltuk takımının çevresinde oturuyorlardı. "Siz, gerçekten de, sosyolog musunuz?" diye sordu Oya yeniden.

"Evet. Neden şaşırdınız?" Bigün, yine de parıldıyordu.

"Böyle bir işi, yapmanıza şaşırdım." Yüzünde, gerçekten de ilginç, ama onaylayıcı bir gülümseme vardı.

"Bir şeyler içer ve de yer misiniz, Bayan Kaygusuz?" diye sordu Bigün.

"Doğruyu söylemek gerekirse; çalışma hırsımdan, öğle yemeğini bile unutmuşum. İçecek bir şey ve bir sandviçe, aslâ hâyır demem."

Yakınlarda bulunan Seçil Karakaş, başını salladı ve mutfağa doğru yürüdü.

"Sorunuza, geri dönersek, Bayan Kaygusuz; Bay Tankut, deyimi yerindeyse, katıksız bir meritokratik liberalisttir; herkes, en iyi bildiği işi yapmalı; ayrıca herkes, gönülden yapmak istediği işlerle uğraşmalı. Ben de, bu işi sevdiğim için, bu alanda görev aldım."

"Tüm bunları, yazabilir miyim?"

"Elbet de; basında, sansür olmaz. Toplum, her şeyin, en doğrusunu bilmeli."

"Konu, siz iken; başka bir iş yapmayı, düşünmüyor musunuz? Örneğin, eğitimini aldığınız meslekte çalışmayı, yeğlemez miydiniz?"

"Tankut Şirketler Kümeleri'nde, benim gibi birine, öylesine gereksinim var ki; benim tek bir sözüm, yeterli olacaktır. Ama ben, şimdi yaptığım işimi, iş olarak görmüyorum; beni, iyice tatmin edecek bir uğraşım var. Biz, burada, bir âile gibiyiz; ve böylesi de, çok iyidir."

"Öyle güzel konuşuyorsunuz ki; beni de, böyle bir iş yapmaya imrendiriyorsunuz."

"Beni, örnek almaya kalkışmayın; ne de olsa, sosyoloji eğitimi aldım; yâni sizi, kolayca manipüle edebilirim."

"Beni, artık koşulsuz inandırdınız; gerçekten de, çok iyi bir sosyologsunuz." Biraz durksadı. "Sizinle, şu intihârlar üzerine konuşmak isterdim; bu konu üzerine olan uzman düşünceleriniz, okuyucularımızı ilgilendirecektir."

Bigün, acı-cı gülümsedi. "O olay, o kadar da sıradışı bir konu değil."

"Yâni çok sıradan bir açıklaması mı var?"

"Evet; öyle. Burada, vicdân muhârebesi yapıldı. Sonuç olarak; korumalar, sırf biraz dalkavukluk yapabilme uğruna; görevlerini, kötüye kullandılar. Kendilerine geldiklerinde de, bu uygulamalarının, vicdânlarıyla uyuşmadığını gördüler. Bunun sonucunda da; intihârı, en uygun yöntem olarak gördüler."

"Böyle durumlarda; her bir birey, intihâr eğiliminde midir?"

"Yok-yok; konu, o kadar basit değil. Bireylerin, geride bıraktıkları yaşam ve edindikleri tüm deneyimlerin bir sentezidir."

O sırada, Karakaş; bir elinde, bir tabaktaki bir sandviç; diğer elinde ise, bir kupa kahve ile geldi.

"Siz, kimsiniz?" diye sordu Oya.

"Seçil Serpil Karakaş" dedi Seçil yalnızca.

Bigün, açıklama yaptı. "Bayan Karakaş, Bayan Ağtunç'un ev çalışanlarından birisidir," dedi Bigün. "Onlara, Alazköy'deki ortama alışabilmeleri için, biraz yardımda bulunuyoruz."

Seçil uzaklaşırken, "Nasıl yâni?" diye sordu Oya.

"Bayan Ağtunç, bizim evdeki oturmuş sistemi, çok beğendi. Kendi ev asistanlarının ve kişisel asistanın da, bizden, bir şeyler öğrenmelerini istedi."

"İlginç," dedi Oya yalnızca; ve bir yudum sıcak kahve aldı. Biraz düşündü. "Sizinle, işiniz üzerine, ayrıntılı bir röportaj yapmak isterdim; buna, izniniz var mı?"

"Aslında, konuşulacak pek bir şey yok."

"Nasıl olmaz? Dört yıllık uzman eğitimi alıyorsunuz; ve kendi mesleğinizde çalışacak yerde, bir beyefendinin ev asistanlığını yapıyorsunuz. Bu durum, sıradan insanlar için, ilginçten de öte; hattâ çılgınca!"

"Bayan Sekmen de, diplomalı biyologdur."

Oya, hiç şaşırmamıştı. "Orasını, bir yerlerde okumuştum. Yine de, çok şaşırıyorum." Biraz bekledi. "Kendi mesleğinizde, iş bulamıyor musunuz?"

Bigün, sesli ve şence güldü. "İşte size, bir önyargı! Tankut Şirketler Kümeleri'nde, biyologlara ve sosyologlara, ivedice gereksinim var. Ama biz, Bay Tankut'un asistanlığını yapmakta, son derece kararlıyız."

"Peki; bu kararınızın kökeninde, ne yatıyor?"

Bigün, tatlı-tatlı gülümsedi. "Az önce de vurguladığınız gibi; Bay Tankut, neredeyse kusursuz bir beyefendidir; onun gibi beyefendileri, artık mumla arayacak duruma düştük. İnsanlar, kendilerini geliştireceğine; her gün biraz dahâ kabalaşıyor ve görgüsüzleşiyorlar."

Bu kez, Oya güldü. "Bunları yazdığımda ve Bay Tankut, haberimi okuduğunda; ne düşünecek?"

"Bay Tankut, bir beyefendi olarak; her şeyden önce, dalkavukluklara izin vermez. Onun içindir ki, biz, açıksözlü olmayı, doğallık kabul ediyoruz."

"Bugün sizden, çok şeyler öğrendim, Bayan Boğa; teşekkür ediyorum. Peki; aldığınız ücret, nasıl hesâblanıyor?"

"Eğitim ve ücret demişken; Bayan Ağtunç'un uşağı Bay Kurtuluş da, yüksek eğitimli birisidir; sanırım; üçbuçuk yıllık bir uşaklık eğitimi aldı. Yâni sözkonusu, eğitim olunca; onun ve benim eğtim düzeyimiz, neredeyse aynı. Sonuçta; bir uşak ile bir sosyolog arasında, çok büyük fark yok. Özel uşaklık okulları, fakülte düzeyindeki eğitim birimleridir; ve burada eğitim gören insanların, öncelikli amacı; görgülü ve kültürlü insanların hizmetinde olmaktır."

"Yâni bir uşak, görgüsüz ve kültürsüz bir insanın hizmetinde olamaz mı?"

"Kesinlikle hâyır! Bir uşak, yeri geldiğinde; evsâhibinden üstün bir konumdadır. İşte bu konuda, görgüsüz insanlar, aşağılık sezintisine kapılırlar. Uşaklık eğitimi almış hiç bir insan; bu tür insanlarla, birlikte olmaz."

"Siz de Bay Tankut'un, bir tür uşağı mısınız?"

"Evet; öyle sayılırım."

"Yâni yeri geldiğinde, bu evde; Bay Tankut'tan üstün bir konumdasınız."

"Öyle diyebiliriz."

"Bu açıklamanız, en aydınlatıcı noktayı getirdi; insanlar, kendilerini mutlu edecek bir işle uğraşmalılar."


***


Târih: 07.09.2018   |   Bölüm: "Yasalar, her şeyden üstündür!"

Öykünün tüm kısımları
- 10. kısım
-   9. kısım
-   8. kısım
-   7. kısım
-   6. kısım
-   5. kısım
-   4. kısım
-   3. kısım
-   2. kısım
-   1. kısım


Tüm Bölümler
13. bölüm: Konumdeviriş! (Hazırlanıyor)
12. bölüm: "Yasalar, her şeyden üstündür!"
11. bölüm: Tepetaklak!
10. bölüm: Kutluluklar ola!
  9. bölüm: Mutlu başlangıçlar!
  8. bölüm: Kara sevdâmsın sen!
  7. bölüm: Öleceğim özleminle!
  6. bölüm: "Seni seviyorum!"
  5. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (2)
  4. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (1)
  3. bölüm: "Ben, kimim?"
  2. bölüm: Araştır ve bul!
  1. bölüm: Aradık ve bulduk!
12. bölüm "Yasalar, her şeyden üstündür!"
© Erol Sürül | Sitemin, tüm hakları saklıdır.