12. bölüm "Yasalar, her şeyden üstündür!"
Anlamadığınız sözcüklerin üzerine, sıçanuçuyla dokunun; belki de, açıklamasını bulabilirsiniz.
4. kısım


Ulaş'ın bir sonraki randevusu, Jandarma'nın dolandırdığı Çağdaş Kumaşçıgil'leydi. Bir-kaç dakîkalığına, işine ara verip, sıradışı bir şeyler yaparak, biraz dinlenmek istedi. Bilgisayarından, araağa girdi. Oya Kaygusuz'un haberlerine geçti.

Tam da beklediği haberle karşılaştı:

Alazköy'de, sular durulmuyor!

Bugün öğlen saatlerinde, bir siteye girmek isteyen iki İl Emniyet Müdürlüğü görevlisi, 'hâneye tecâvüz' suçundan tutuklandı.

Özel Alazköy Kolluk Güçleri'nin yayınladığı bildirdiriye göre, uyarılan iki kamu çalışanı, tüm uyarılara karşın, özel bir siteye girmeye çalıştılar. Son derece saygısız ve sorumsuz davranan bu kişiler; hapse atılmayı, gözönünde bulundurmuş; kolluk güçlerine karşı direnmişler!

Öte yanda ise; Tan Tankut ile, telefonda görüşen İEM Müdürü Okan Karatay, 'Alazköylü Ulualp' ile ilgili incelemeyi, geri almayacağını söyledi.

Tan Taner Tankut ise, Karatay'ın bu tutumunun, büyük sorumsuzluk olduğunu ve cezâsız kalmayacağını vurguladı. İlk işlem olarak da, kendi hâfiyelerini ve câsuslarını görevlendireceğini de, özelikle vurguladı.

Bu arada bildirmekte de, yarar var; Alazköy, Yerküre üzerindeki en güvenlikli ve en huzûrlu yerleşim birimidir. Durum, böyle olunca; İçişleri Bakanlığı'nın, Alazköy'de, bir polis karakolu açmak istemesinin ardında, kimi kişilerin, kişisel çıkarları yatıyor; ortada, bunun gibi bir izlenim var!

Yâni Alazköy'de, bir karakol açma dayatmasının ardında, bu güzel yerleşim birimindeki huzûru ve güvenliği, bozma oyunları yatıyor!

Bu kadar güzel ve huzûrlu bir ortamın bozulması, kimin işine yarayabilir? Bu odağın arkasındaki kişileri ya da kuruluşları, saptamak gerekir!

Haberi bitirdiğinde, gözleri, iyice parıldıyordu. "Böyle kadına, tapınılır, be!" diye mırıldandı. "Böyle bir kadının, yalnızca kölesi olunmaz; kulu olunur! Böyle bir kadın için, ölünür!"

"Bay Uzer? Bay Kumaşçıgil geldi." Ulaş, Almula Yerbüker'in, kapıyı aralayarak, içeri baktığını, farketmemişti bile.

Ulaş, dalgınmışçasına, eliyle bir kip yaptı. Başını kaldırdığında, Çağdaş Kumaşçıgil, karşısındaki iskemleye oturmaktaydı. "İyi görüyorum sizi, Bay Kmaşçıgil."

Eğitimsizliği, her tavrından belli olan Çağdaş Kumaşçıgil, tipik cehâlet sırıtması sergiliyordu. "Sâyenizde, Bay Uzer. Bana, güzel bir müjdeniz olduğunu söylediğinizde, koşup-geldim. Merâktan, çatlayacağım!"

Ulaş, hâzla gülümsedi. "Şimdi sıkı durun! Önceki talebimizi, iki katına çıkarabileceğimiz yönünde; mâhkemeden, iyi bir bilgi geldi." Gerilircesine arkasına yaslanırken, derin bir soluk çekti. "Ama unutmayın ki, sizin kazanacağınız paranın yanında, benim ücretim de artıyor." Güldü. "Hâyır-hâyır! Kaygılanmayın; benim ücretimi de, karşıtlarımız ödeyecek"

Çağdaş'ın sergilediği sırıtma, tam bir cehâlet ve ilkellik ürünüydü!


***

Yeşilgöz, trafik kuralları doğrultusunda, yolda ilerlerken; bir araba, hızla solundan geçti!

"Hayırdır!" diye söylendi genç dilber. "Bu, ne hız böyle! Tabakhâneye mi gidiyorsun! Yavaş ol biraz!"

Araba, yaklaşık yüz metre ilerde, gıcırdayarak-durdu! Yolun her iki kıyısından, çelikten bariyerler, yola sürülmüştü. O arabayı gören birisi, bariyerlerden birini, biraz araladı.

Arabadan, hızla inen bir kadın ve iki erkek, panellerin arka yönünde bekleyen iki takımelbiseliye doğru, hızla koşuşturdular! Beş kişi, birden ateşli bir tartışmaya giriştiler!

Olay yerine, yaklaşık yirmi metre kala, Yeşilgöz, kıyıya çekti ve motoru durdurdu. İşte tam da orada farketti ki; önündeki arabalar da, o itişmelerden ötürü, kıyıya çekip, motorlarını kısmışlardı. "Demek ki Alazköy'de, kurallar böyleymiş," diye mırıldandı.

Bir-kaç dakîka boyunca, beş kişinin dalaşmalarını izledi. "Şimdi anladım! Bunlar, Alazköy'deki kolluk güçlerinin üyeleriymiş. Ve Bay Tankut, olan-biteni uzaktan izlememi, bu yüzden istemiş."

Kolluk güçleri arabasından inen üç kişi, birden tabancalarına sarıldılar! Bağrışmaları, duyulmayacak türden değildi. Bir kolluk üyesi, haykırırcasına bağırdı! İki yabancı erkek, yadırgmalar eşliğinde, yüzüstü yere yattılar!

Diğer iki kişi, yere yatanları, ardı-ardına kelepçelediler ve ayağa kalkmalarını sağladılar.

Tam o sırada, ikinci bir araba da, hızla Gizem'in yanından uçuşup, olay yerine ulaşmıştı.

Bağrışmalar ve didişmeler eşliğinde, iki tutukluyu, yeni gelen arabanın, arka koltuğuna tıkıştırdılar! Gizem, arka ve ön koltukların arasında, çelikten bir ağ olduğunu görebiliyordu.

Sonradan gelen araba, kıvrık hamlelerle, geriye döndü; ve geldiği yöne doğru, yeniden yola koyuldu.

Önceden gelen kollukçulardan birisi, bariyeri çalıştıran kişiye el salladı; arabalarına bindiler ve geldikleri yöne doğru yollandılar. Bariyerler, yeniden açıldı; her yöne giden sürücüler, motorlarını yeniden çalıştırdı ve yollarını sürdürdüler.

"Peki; o tutuklanan iki kişi, kimdi?" diye mırıldandı Yeşilgöz. Çevresine bakındı; her şey, olması gibi gözüküyordu. "Bir bakalım; Bayyan Kygusuz, neler yazmış." Telefonun aldı ve araağa girdi.

Oya, bugün, yalnızca bir haber yayınlamıştı. Haberine, Bigün Boğa ile çektirdiği bir görseli de eklemişti. Gizem'i ilgilendiren konu, yazının başlığında ve ilk iki kısmında saklıydı.

İntihârların nedeni: Sürü psikolojisi!

Vâlî ve kaymakâmın korumaları, neden intihâr etti? Bu soruyu, Bayan Boğa'ya yönelttim; sosyolog Bigün Boğa, ünlü işadamı Tan Taner Tankut'un ev asistanıdır.

Boğa'nın vurgulamalarına göre; 'sürü psikolojisi', çok kolay vukû bulan bir yansıltıdır; vicdân muhârebesi bile; sürüler biçiminde intihâr eylemlerine, neden olabilir. Bu tür eylemler, yalnızca insanlarda değil; tüm diğer hayvan türlerinde de, sıklıkla gözlemlenen bir gerçektir.

Genç dilber, seslice ve eğlenceyle güldü. "Sağolasınız, Bayan Boğa; sağolasınız, Bayan Kaygusuz; yardımlarınız için, son derece minnettârım," diye mırıldandı.


***

"Esenlikler size, Bayan Idır," dedi güvenlikçibaşı Çağır Solmaz. "Sizi ve Bay Tuğbay'ı kutluyorum."

Işıl'ın, güzel yüzü parlıyordu. "Size de esenlikler, Bay Solmaz. Siz de mi duydunuz?" Aynı parıltıyla, kaşlarını kaldırdı.

"Bilirsiniz; Bay Tankut'un sevdiklerinden, birisi hapşırsa; tüm Alazköy'e yayılır." Dev adam da, şenlikle gülümsüyordu. "Doğrusunu söylemek gerekirse; siz ikiniz, geç bile kaldınız." Tankut'un odasının kapısına doğru baktı. "Bay Tankut, odasında mı?"

"Evet," dedi güzel sekreter. "Tanıl ile konuşuyor."

Çağır, bir gülümsemenin ardından, o kapıya vardı ve tıkladı. Yanıt beklemeksizin, içeri girdi. "Sizinle, konuşmam gerekiyor, Bay Tankut." Tanıl'a baktı. "Tünaydın, Bay Tuğbay." Kapıyı kapatıp, hızlı ama zarif adımlarla, Tankut'un masasının yanına vardı.

"O kadar ivedi mi?" diye sordu Tankut.

"Evet, Bay Tankut; ivedi," dedi Çağır ve bir koltukta oturan Tanıl'a baktı.

"Öyleyse; oturun, lütfen," dedi Tankut.

Çağır, önce zerâfetle oturdu. Gülümseme eşliğinde, yeniden Tanıl'a baktı; ve Tankut'a döndü. "Ağtunç Holding'in güvenlikçibaşı Bay Güney Mortop, beni aradı. İl Emniyet Müdürlüğü'nden, birileri gelmiş. Bana aktarılanlara göre, 'Alazköylü Ulualp' üzerine, bir inceleme başlatmışlar."

Tankut, "Hmmm!" dedi neşeyle. Koltuğuna, iyice yaslandı; bacak-bacaküstüne attı; kenetlenmiş ellerini, bacaklarının üstüne bıraktı. Gülerek, "Deme! Bak hele!" diye eğlendi. "Vay anasını! Bak şu hergelelere!"

"Bir şey yapmayı, düşünüyor musunuz, Bay Tankut?" diye sordu Tanıl.

Tankut, Tanıl'a, eğlenceli bakışlar fırlattı. "Ben, sürekli bir şeyler düşünürüm." Çağır'a döndü. "Peki; Bay Mortop, ne yaptı?"

Çağır güldü. "Onları paketleyip, Yamaçköy-Meşeyamaç sınırına kadar, eşlik ettirmiş."

Tankut, dahâ sesli güldü. "Sevdim bu Mortop'u! Siz gidebilirsiniz, Baylar."

"Bana, gereğiniz var mı, Bay Tankut?" diye sordu Tanıl. Yanıt almayınca, "İzniniz varsa; eve gidiyorum," diye ekledi, Böylece, odadan çıktılar.

Tankut, bilgisayarında, bir şeyler aradı. Âhizeyi kaldırıp, bilgisayarda bulduğu telefon numarasını tuşladı ve onayladı. Biraz bekledikten sonra, "Ben, Tan Taner Tankut," dedi. "İl Emniyet Müdürü ile görüşmek istiyorum. İvedi!"

Diğer uçtaki kadın, "Müdürümüz, hâlâ öğle yemeğinden dönmedi," dedi.

Tankut'un kesin sesi, yeniden kükredi: "Döndüğünde, söyleyin; beni, ivedilikle arasın! İvedi! Aksi durumda; koltuğunu kaybeder!" Ve kapattı!


***


Târih: 07.09.2018   |   Bölüm: "Yasalar, her şeyden üstündür!"

Öykünün tüm kısımları
- 10. kısım
-   9. kısım
-   8. kısım
-   7. kısım
-   6. kısım
-   5. kısım
-   4. kısım
-   3. kısım
-   2. kısım
-   1. kısım
Content Management Powered by CuteNews



Tüm Bölümler
13. bölüm: Konumdeviriş! (Hazırlanıyor)
12. bölüm: "Yasalar, her şeyden üstündür!"
11. bölüm: Tepetaklak!
10. bölüm: Kutluluklar ola!
  9. bölüm: Mutlu başlangıçlar!
  8. bölüm: Kara sevdâmsın sen!
  7. bölüm: Öleceğim özleminle!
  6. bölüm: "Seni seviyorum!"
  5. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (2)
  4. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (1)
  3. bölüm: "Ben, kimim?"
  2. bölüm: Araştır ve bul!
  1. bölüm: Aradık ve bulduk!
12. bölüm "Yasalar, her şeyden üstündür!"
© Erol Sürül | Sitemin, tüm hakları saklıdır.