13. bölüm Konumdeviriş! (1)
Anlamadığınız sözcüklerin üzerine, sıçanuçuyla dokunun; belki de, açıklamasını bulabilirsiniz.
2. kısım


Yeşilgöz, savcı Kulaksyz'ın evinden uzaklaşmadan önce; dışardan, villanın bir-kaç resmini çekmişti. Oradan da; doğrudan, yakınlarda bulunan müdür Okan Karatay'ın evinin önüne vardı.

Burada da, bir-kaç resim çektikten sonra; makineyi, kapına yerleştirip; kuşağına astı. 'Çok yorgunum; ama değer, be!' diye geçirdi içinden. Yüzünde, belirgin bir ışıltı vardı.

Bahçede, genç bir bahçıvan vardı. 'Ardı-ardına, çirkin yaratıklarla karşılaştım. Sonunda, gözalıcı bir delikanlıya rastladım.' Kısık sesle güldü.

Bahçıvan, yolu kıyısındaki çiçekleri temizliyordu. Gizem, onun yakınındaki bir noktaya kadar serpindi. 'Ulaş olmasaydı; bu delikanlının tadına bakardım!' Sırıtmayı sevmezd; ama burada sırıtıyordu!

Karizmatik bahçıvan, birden durdu ve havayı kokladı. Gül makasıyla, sol elinin avucuna vururken; çevresine bakındı. "Leylâk?" diye söylendi. "Buralarda, leylâk bulunmaz. Ayrıca; leylâğın da, mevsimi değil."

Yeşilgöz, gülümseme eşliğinde; delikanlıyı, bir-kaç sâniye dahâ izledikten sonra; evin kapısına doğru ilerledi. Kapı, aralıklıydı; bahçivan, açık bırakmış olmalıydı. Kapıyı, yavaşça itti.

Önceki evde olduğu gibi; bu evde de, küçük bir ara holü vardı. Ýkinci kapı ise, saydam cam ağırlıklı idi. Ýçeride, birisi oturyordu; kişinin sırtı, Yeşilgöz'e dönüktü. Yine de kapıyı, özveriyle itti ve yavaşça açtı.

"Şimdi olmaz, Atasan Abi!" dedi genç bir ses.

Gizem, içeri girdi ve kapıyı, ardından kapattı.

Yaklaşık yirmi yaşındaki genç, geriye doğru baktı. "Amân, Atasan Abi! Gelmen ile çıkman; bir oldu!"

Yeşilgöz, kendi-kendine gülümsedi. 'Bu da, tıpkı babası gibi; çirkinlik örneği bir yaratık!' diye çemkirdi sessizce.

Genç, elindeki telefonu, masanın üstüne bıraktı. Kalktı ve kapıya doğru koştu. Dış kapıya vardığında, seslendi: "Atasan Abi! Az önce, sen mi girdin eve?"

Uzaktan bir ses, "Hâyır," dedi. "Benim, soluklanmaya sürem yok."

"Öyleyse; kim açtı kapıyı? Ayrıca; içeriye, parfüm sıkılmış."

"Leylâk burcusu muydu?"

"Bilmiyorum; ama çok güzel bir kokuydu."

"Ýlginç; o burcu, benim de burnuma geldi."

Yeşilgöz, eğlenceyle gülümserken; odayı gözlemledi.


***

Aysun, yazıhânesini terketmeden önce; Ulaş'ı, ev telefonundan aradı. "Buluşalım mı, câncağızım? Ne dersin?"

"Ben de, zâten birazdan çıkacaktım."

"Hayrola? Nereye?"

"Direnişçilere katılmayı düşünüyordum. Sen de, gelmek ister misin?"

"Ah câncağızım! Herkes, en iyi katkı sağlayabileceği bir şeyler yapmalı. Sen, avukatsın; olayı, kendi bakış açından gözlemlemelisin. Ben de, yatırımcıyım; ve tüm bu olaylar, benim holding açılışımda başladı. Yâni; benim de, bambaşka sorumlulklarım var."

"Yâni?"

"Buluşalım ve olayları, dışardan gözlemleyelim. Bunun için de, Alazköy'ün içinde olmamız; en sağlıklısı olmalı. Kim bilir; belki de ivedilikle, bir yerlere koşuşturmamız gerekecektir. Her yöne, en hızlı biçimde ulaşabilmemiz için; fazla uzaklaşmamalıyız."

"Haklısın, Aysun. Bu arada, bolca da haber birikmiştir. Bayan Kaygusuz'un kaynağına başvuralım. Sen, benim evime hiç gelmedin. Ne dersin?"

"Hemen yola çıkıyorum, câncağızğım. Yemekleri ve içecekleri hazırlamaya, başla bile."


***

"Kıpırdama! Ve kal olduğun yerde! Eller, yukarı!" diye bağırdı Yeşilgöz. Yaklaşık on metre uzakta bir çalılığın arkasına geçmişti. Ama gizlenmemişti; gizleniyormuş izlemini yaratmak istiyordu.

Eğilmekte olan Bahçıvan Atasan, hemen ayağa fırladı ve ellerini kaldırdı. "Kimsin sen?" diye sordu; yüzünde, hiç korku ya da irkilme yoktu.

"Kimliğimi açıkladığımda, çok şaşırabilirsin. Hazır mısın?"

"Ses tonundan, kötü biri olmadığını sezebiliyorum. Kimsin sen; ve ne istiyorsun benden?"

"Kimliğimi açıklayacağım; ama sakın ânî bir tavır sergileme. Ama önce, ellerini indir; ve olduğun gibi kal."

Atasan, ellerini indirdi. "Bu sesi, bir yerden tanıyorum; bu falsetto ses tonunu, tanıyacak gibiyim."

"Müzikle, ilgilenir misin?"

"Hem de, çok severim; en sevdiğim uğraşımdır. Hadi; artık açıkla kimliğini."

"Evet, Atasan; şimdi dikkat..." Birazcık bekledi. "Ben, Alazköylü Ulualp."

Atasan, birden geri döndü! Çevreyi gözlemledi. "Beni, tanıyor musun? Nerdesin?"

"Beni, görmemen gerekiyor. Bilirsin; ne kadar az bilgi sâhibi isen; o kadar dahâ az tehlikeli yaşarsın. Ayrıca; bu çevrede görünmemiş olmam gerekiyor."

"Anlaşıldı. Peki; 'o' olduğunu, nasıl bileceğim? Sana, neden güveneyim?"

"Az önce dedin ya; ses tonumu, tanıyorsun diye."

"Haklısın. Buralarda, ne yapıyorsun?"

"Görev; yalnızca görev. Ama önce sana, bir giz vereceğim; bu, bir ilk olacak. Bundan sonraki görevlerimde, gözlük takmayacağım; çakır gözlerimden, beni tanıyabilirsin."

"Bunu, ilk bana mı açıklıyorsun? Neden ben?

"Bilmiyorum; neden sen. Ben, içgüdüsel davranmayı severim; çünkü insanları severim." Biraz bekledi. "Ýleride, sana gerek duyarsam; yardım elini uzatır mısın?"

Atasan, biraz kıstı sesini. "Her ne istiyorsan. Bana bir göndermen ya da bir kipin; yeterli olacaktır. Ben de sana, bir soru yöneltebilir miyim?"

"Hadi; durma."

"Kaç yaşındasın?"

Yeşilgöz, önce biraz düşündü; bu bilgiyi vermesi, doğru olur muydu? "Yirmibeş martta, yirmiyedi yaşıma girdim. Şimdi yine sırtını, bana dön; uzaklaşacağım. Soyadın ne senin?"

Atasan, sırtını döndü ve hecelercesine, soyadını söyledi: "Ya-par-gez."

Yeşilgöz, bir kez zıpladı; ve neredeyse eşgüdümlü olarak; yukarıya doğru, hızla uçup-gitti.

Atasan, yaklaşık beş sâniye bekledikten sonra, yeniden sırtını döndü. "Gittin mi?" diye seslendi. "Bu, ne hız, yâhû!" Ýçtenlikli bir gülümseme eşliğinde; çevreyi gözetledi. "Alazköylü Ulualp, ha? Çok güzel bir deneyimdi." Biraz dahâ düşündü. Dahâ belirgin bir gülümseme ile, "Çakır gözlü mü?" diye mırıldandı.

"Kiminle konuşuyorsun, Atasan Abi?"

Atasan, sesin geldiği yöne döndü. "Kendi-kendime konuşuyorum. Yarın, doktora tezimi sunacağım; pek heyecânlıyım."

"Ya ondan sonra? Bizi, bırakacak mısın?"

"Kaygılanma, genç dostum. En az üç ay dahâ, senin başının etini ezeceğim."

"Ya sonra?" Genç, gerçekten de üzgünlüğünü saklamıyordu.

"Sen, hiç; doktoralı yardımcı bahçıvan gördün mü?"

Her nedense; O leylâkımsı burcu, hâlâ havadaydı. Atasan, o çalılığa gitmeye karar verdi.

"Nereye gidiyorsun, Atasan Abi?"

Elindeki gül makasıyla, çalılığı gösterdi. "Şuraya. Ama sen, kendi işinle uğraş, genç dostum; benimle ilgilenme."

Çalılığa yaklaştıkça; o leylâkımsı burcunun; dahâ da yoğunşlaştığını farketti. Havayı, sıklıkla burnuna çekti.

Çalılığın sol yanına vardığında; önce sağ yanı; sonra da, sol yanı gözetledi. "Ulualp? Bu burcunun; seninle bir ilişiği mi var?" diye mırıldandı.

Arkaya göndüğünde; merâklı çirkin gencin; hâlâ kendisini gözetlediğini gördü. Ona doğru yürümeye başladı. "Sen, hâlâ burda mısın? Git de; derslerine çalış."


***


Târih: 03.03.2020   |   Bölüm: Konumdeviriş (1)

Öykünün tüm kısımları
- 10. kısım
-   9. kısım
-   8. kısım
-   7. kısım
-   6. kısım
-   5. kısım
-   4. kısım
-   3. kısım
-   2. kısım
-   1. kısım
Content Management Powered by CuteNews



Tüm Bölümler
14. bölüm: Konumdeviriş! (2) (Hazırlanıyor)
13. bölüm: Konumdeviriş! (1)
12. bölüm: "Yasalar, her şeyden üstündür!"
11. bölüm: Tepetaklak!
10. bölüm: Kutluluklar ola!
  9. bölüm: Mutlu başlangıçlar!
  8. bölüm: Kara sevdâmsın sen!
  7. bölüm: Öleceğim özleminle!
  6. bölüm: "Seni seviyorum!"
  5. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (2)
  4. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (1)
  3. bölüm: "Ben, kimim?"
  2. bölüm: Araştır ve bul!
  1. bölüm: Aradık ve bulduk!
13. bölüm Konumdeviriş! (1)
© Erol Sürül | Sitemin, tüm hakları saklıdır.