13. bölüm Konumdeviriş! (1)
Anlamadığınız sözcüklerin üzerine, sıçanuçuyla dokunun; belki de, açıklamasını bulabilirsiniz.
4. kısım


Ulaş, mutfağında uğraşıktı. Kapı zili çalınca; her şeyi bırakıp, hızla mutfaktan çıktı. Monitöre baktı; kimseyi göremedi. Kapıyı açınca; Aysun'un gülümseyen yüzüyle karşılaştı. "Aşağıdaki kapıyı, birisi mi açtı sana?" diye sordu.

İçeri girerken, "Hâyır," dedi Aysun. "Dış kapının anahtarı, var bende."

Mutfağa doğru yürürken, "Öyle ya; sen de, bu binâda kalmıştın."

"Hâlâ kalıyorum," dedi Aysun.

"Hiç ayrılamayacaksınız; değil mi?"

Artık, mutfağa varmışlardı. "Sana söylememiş miydim?"

Ulaş, hemen tezgâhtaki uğraşıyla ilgilendi. "Neyi? Bilmem gereken, önemli bir şey mi var?"

Çantasını, masanın üstüne bırakırken, "Ben de, sana yardım edeyim mi? Ne yapabilirim?" diye sordu Aysun.

Delikanlı güldü. "Sen, son otuz yılda; hiç mutfak gördün mü?"

Sarışın lüleli güzel de, gerisin-geri güldü. "Benimle, dalga mı geçiyorsun?"

"Hâyır; elbet de hâyır. İllâ ki istiyorsan; sana, en çetin görevi sunuyorum. Al şu soğanı eline; ve salatalık olarak dilimle. Bıçak ve tahta, hazır bekliyorlar." Kısa bir aradan sonra, "Neyi söylemedin bana?" derken, neredeyse sırıtacaktı.

"Senin, Gizem'le olan ilişkin, nasıl ise; benimki de, aynı öyle."

Ulaş, hiç tepki göstermezken; yine de kendi-kendine gülümsedi.

"Bir şey söylemeyecek misin?" diye sordu Aysun.

Delikanlı, yine hemen yanıt vermedi. "Gerçeği söylemek gerekirse; çok mutlu oldum. İkiniz de, bir ek mutluluğu hakkediyorsunuz."

"Peki; ya Gizem'in, ikinci bir erkek sevgilisi olsaydı?"

Ulaş, her şeyi elinden bıraktı. Aysun'a döndü; gülümsemiyordu. "Her şeyin de, biraz sınırı olmalı; değil mi?"

Aysun da, soğan doğramayı yavaşlattı ve Ulaş'a baktı. "Peki; kadın ile erkek arasında, ne gibi fark var?"

"Bu soruyu, şaka kabul ediyorum. Sen, sormamış oldun; ben de, duymamış oldum."

"İşte; tam da burada, soğan doğramak; hiç yakışık olmadı. Ellerim, soğan kokuyor. Uzat bana yüzünü!"

Ulaş, istenileni yaptı. Aysun da, onun dudaklarına, küçücük bir öpücük kondurdu. Genç adam, yine işine koyuldu. "Gizem'in, o tür becerileri olduğunu, biliyor muydun?"

"Birazını biliyordum. Ama Ağtunç Kule'nin önünde sergiledikleri; tüm beklentilerimi aştı! Gizem'in, şu ân nerde olduğunu, biliyor musun?"

"Hâyır; nerden bilebileyim?"

"Bana da söylemedi. Ama bana anlattıklarından yola çıkarsak; Alazköy'ün savunmasıyla ilgileniyor. Efendim, ona görev veriyor; o da görevi, lâyığıyla üstleniyor."

"Yâni Gizem, yalnızca Bi-Ge-Bil-Ar'da çalışmıyor. Doğru mu anladım seni?"

"Aynen öyle gözüküyor. Gizem'e, gereğinden çok soru yöneltip; onu yormak istemiyorum. O, yeri geldiğinde ve istediği kadarını; kendisi anlatıyor."

Ulaş, küçük mutfak televizyonunu açtı. Yanlış programa bağlandığını farkedince de; bir yerel kanalı tıkladı. "Birazdan, haberler gelecek. Belki de; Alazköy'deki gelişmelere yerverirler."

Aysun, muslığun altında, ellerini yıkadı. Bunu yaparken de; gözlerini, televizyona odakladı. "Son üç gün içinde, bir yıllık deneyimlerimden dahâ çoğunu yaşadım."

Önce bildirim öngeçişi yayınlandı ve gürüngede, abartılı makyajlı bir kadın gözüktü. "İyi akşamlar, değerli izleyiciler. İlk haberimiz, Alazköy bağlantılı."

Aysun ve Ulaş, heyecânla bakıştılar!

"Daha önce size, Alazköy yükseklerindeki Akçakale yaylalarında, iki helikopterin düştüğünü bildirmiştik. Son gelişmelere göre; sözkonusu helikopterlerin, düşmeyip; indirildiği vurgulandı. Ama indirenler, helikopeterlerin pilotları değil; bilinmeyen birilerini ya da bilinmeyen bir gücü gösteriyor. Geçtiğimiz günlerde, bir  'Alazköylü Ulualp' olayı yaşanmıştı. Son günlerdeki çok ilginç olayların, sozkonusu gelişmeden sonra ortaya çıkması; belleklerimizde, soru kipleri oluşturuyor!"

Yayın, bir haber videosuyla sürdürülürken; Aysun ve Ulaş, gerçekten de hâyretler içerisindeydiler. Televizyona bakmayı bırakıp; karşılıklı olarak, şaşkınlıklarını sergiliyorlardı!

Ama yine televizyona yöneldiler. Muhâbir Oya Kaygusuz, arkayapı görüntüleri eşliğinde; bildiklerini aktarıyordu. Görüntülerde ise; iki helikopterin, yan yattıkları ve pervânelerinin, manipüle edildiği görünüyordu. Çevrede, düzinelerce asker ve diğer görevliler koşuşturuyordu.

Oya Kaygusuz'un son sözleri: "Edinebildiğimiz bilgiye göre; silâhlarla donatılmış iki helikopterin, Alazköy'e gönderilmesine kızan birileri; helikopterlere, bu saldırıyı düzenlemiş."

Aysun ve Ulaş; yine uzunca bakıştılar... "Dur hele! Dur!" dedi Ulaş. "Altında roket taşıyan iki helikopteri; hangi çapsız yaratıklar, Alazköy'e yollamışlar!"

Aysun, hâlâ çok şaşkındı, ama... "Ben, yine de düşünüyorum; bizim, bir koruyucumuz olmalı. Tıkabasa silâhla dolu o iki helikopteri, bu biçimde indirmek; sıradan bir insanın işi olamaz. Üstüne-üstlük; helikopterler, neredeyse hiç zarar görmemiş; ama pervâneler, bilinçli olarak dağıtılmış!"

İki dost, uzun süre bakıştılar. "Kuşkulu bir duruma düşmemek için; ikimizin de içinden geçen o soruyu, yalnızca yutkunacağım," dedi Ulaş.


***

Tankut ve Işıl; arabayı, Kıran Mahallesi'nde bulabildikleri bir alana parkettiler. Bugün, çok özel bir gün olduğu için; genel trafik kuralları, devredışı bırakılmıştı.

Direksiyondaki Işıl, kendi yönünden indi; sağında oturan Tankut ise, ivedice arabadan fırladı. Işıl, arabayı kilitlerken; ikisi de, çevreyi gözetledi. "Buraları, hâlâ ne kalabalık böyle!" dedi Işıl.

"Evet; sürekli devriye değişimi gerçekleşiyor. Merâk ettiğim konu ise; bu insanları, kim yönetip-yönlendiriyor?"

"Hiç kimseden, bir bilgi gelmedi mi?"

"Bana ulaşan bilgilerin çoğunluğu, sizin aracılığınızla gerçekleşiyor."

Işıl, kuzeye doğru yola çıktı; Tankut da, onun yanında gitti.

"Helikopterlerin düşmesinde; siz mi görüntüleri kaydettiniz, Bay Tankut?"

"Söylememiş miydim size? Evet; ben kaydettim. Ne düşünüyorsunuz?"

"Bayan Gözsel miydi?" Işıl, sanki sıradan ve çok önemli olmayan bir soru yöneltiyormuş gibi davranıyordu; yüzündeki görüntü, o çok tanıdık dostça gülümsemeydi.

"Beni, hiç şaşırtmıyorsunuz, Bayan Idır. İyi ki; sizinle tanışmışım."

"O mutluluk, bana özel, Bay Tankut."

Bakışıp-gülümseştiler. "Onu, sevdiniz mi?" diye sordu Tankut.

"Sevilmeyecek bir özelliğini biliyorsanız; bana da söyleyin; lütfen."

Tankut, sesli ve uzunca güldü.

Yolda, sola doğru köşeyi dönmüşlerdi. Önlerinde, yaklaşık beşyüz metrelik düz yürüyüş vardı. Ortam, her adımda, birazcık dahâ kalabalıklaşıyordu. Neredeyse her adımda, birileri; onlara, esenlikler diliyordu. Alazköylü olmayanlar bile; buradaki kuralları biliyor ve gereğinden çok rahâtsız etmiyorlardı.

"Bay Tuğbay'la, nasıl gidiyor?" Tankut'un, yüzü ışıldıyordu.

Işıl'ın da, yüzü ışıldadı. "Bana, öyle geliyor ki; yeryüzünde hiç kimse, benim kadar mutlu olamaz."

"Şu ânda en mutlu kişi; yalnızca ben olmalıyım."

Karşılıklı ışıldaştılar.

"Bay Temiztaş? Siz; burada?" Tankut, gerçekten de şaşırmıştı; Alazdibi Kuytusu'nun başhizmetlisi Sertel Temiztaş, birilerini yönlendiriyordu.

"Evet, Bay Tankut. Birileri, burada; bir şeyler yapması gerekiyordu." Işıl'a döndü. "İyi akşamlar, Bayan Idır."

Işıl, yalnızca başını eğdi.

"Oysa; ben, sizi; kuzeydoğu kapısında beklerdim. Neden burada?"

"Kuzeydoğuda, Bay Uğursoy ve dostları var. Ben de, görevden kaçmamak için; buraya geldim."

"Bay Uğursoy, bana; hiç bir şey söylemedi."

"Yapmayın, Bay Tankut! Herkes, her konuda, size danışmaya kalkışırsa; bir gün, en az bin saatten oluşması gerekir."

Tankut, sesli güldü. "Dostlar sağolsun. Sizi, işinizden alıkoymayayım, Bay Temiztaş."

Sertel Temiztaş, Işıl'a doğru eğildi. "İyi akşamlar, efendim," dedi ve uzaklaştı.


***


Târih: 03.03.2020   |   Bölüm: Konumdeviriş (1)

Öykünün tüm kısımları
- 10. kısım
-   9. kısım
-   8. kısım
-   7. kısım
-   6. kısım
-   5. kısım
-   4. kısım
-   3. kısım
-   2. kısım
-   1. kısım
Content Management Powered by CuteNews



Tüm Bölümler
14. bölüm: Konumdeviriş! (2) (Hazırlanıyor)
13. bölüm: Konumdeviriş! (1)
12. bölüm: "Yasalar, her şeyden üstündür!"
11. bölüm: Tepetaklak!
10. bölüm: Kutluluklar ola!
  9. bölüm: Mutlu başlangıçlar!
  8. bölüm: Kara sevdâmsın sen!
  7. bölüm: Öleceğim özleminle!
  6. bölüm: "Seni seviyorum!"
  5. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (2)
  4. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (1)
  3. bölüm: "Ben, kimim?"
  2. bölüm: Araştır ve bul!
  1. bölüm: Aradık ve bulduk!
13. bölüm Konumdeviriş! (1)
© Erol Sürül | Sitemin, tüm hakları saklıdır.