13. bölüm Konumdeviriş! (1)
Anlamadığınız sözcüklerin üzerine, sıçanuçuyla dokunun; belki de, açıklamasını bulabilirsiniz.
6. kısım


Tankut, yeterince uzaklaştığı kanısına varınca; istinâd duvarına, sırtüstü yaslandı; böylece, gelip-geçenleri gözetleyip; kolayca yakalanmayacaktı. "Geldiniz, güzel tanrıcam."

Yeşilgöz, sessizce ve kıçüstü, Tankut'un sağına; duvarın üstüne oturmuştu. "Kokumdan mı anladınız?"

"Kokunuzdan değil; burcunuzdan. Hâlâ, tâze bir ter burcunuz var."

Yeşilgöz, sevimli diye tanımlanacak biçimde güldü. "Her nasıl olmuşsa; yanından geçtiğim üç kişi, leylâklar gibi 'burçtuğumu' söylediler."

Tankut güldü. "Hm! Gerçekten ilginç. Ama şimdi, çok güzel bir feromon serpintiniz var. Bu arada; Alazköy'de, hiç leylâk yok. Bay Uğursoy'a ricâ ederim; ve o, gerekeni yapar."

"Unutmadan; size, bir ricâm var, Bay Tankut; çeşitli renklerde lensler gerekiyor bana; şu çirkin gözlükleri, artık takmak istemiyorum. İnsanların, beni tanımamaları için de; lens kullanmak istiyorum."

"Dışardan getirtirim; Alazköy'den sağlamaya kalkışırsak; dikkat çeker."

"Bir şey mi söylediniz, Bay Tankut?" Onların yakından geçen üç kişi arasındaki ortayaşlı kadın, bu soruyu yöneltmişti.

"Hâyır-hâyır," dedi Tankut. "Yalnızca, sesli düşünüyordum. İyi akşamlar."

Hepsi, bir ağızdan, "İyi akşamlar, Bay Tankut," dedi.

Gizem, o üç kişden birinin kuşandığı Alazköylü Ulualp kılığını görünce; incecikten gülümsedi. "Her renkten, ikişer çift olmalı," dedi.

"Sağlandığını bilin," dedi baba gibi patron.

"Sizinle baylaşmak istediğim, ama sürekli unuttuğum; başka bir konu dahâ var, Bay Tankut. Geçen çarşamba günü, Dilek'in evine gitmiştim. Küçük oğlu, annesinin eteğinin arkasına saklanıyordu."

Yeşilgöz, biraz beklerken; Tankut, araya girmek istemedi.

"Küçük çocuklar, bu tür tavrılarıyla, bir çağrıda bulunurlar; sessiz bir çığlıktır bu. Yani Dilek, çocuklarına şiddet uyguluyor."

"Ah zavallı kadın! Onu, çok iyi anlayabiliyorum. Sürekli şiddete ve tecâvüze uğrayan bir kadın; kendi başına gelen olumsuzlukları; başkalarına, yâni onlardan zayıf bireylere yansıtırlar."

"Aynen öyle, Bay Tankut. Hem Dilek için üzülüyorum; hem de çocuklar için."

Tankut, biraz düşündü. "Yalnız başına, bu durumun üstesinden gelemez; uzman yardımı alması gerekiyor. Bayan Boğa'ya ricâ ederim; onunla ilgilenir."

"Teşekkür ederim, Bay Tankut."

"Ben teşekkür ederim, cânân-pârem. Keşke bu kadar beklemeseydiniz. En az bir haftalık süre kaybettik."

"Evet; kâhroluyorum. Kendimi, aslâ bağışlmayacağım."

"Öyle düşünmeyin, cânân-pârem; bireyler olarak, bir-çok başarıya ulaşabiliriz. Ama hiç bir birey, tek başına Dünyâ'yı kurtaramaz."

"Biliyor musunuz? Size sarılsam; siz de, görünmez olacaksınız. Oysa; şimdi, size sarılmak istiyorum."

"Sizi sevmemin, en önemli nedenlerinden birisi de, bu; sevgi ve saygı pıtırcığısınız."

"Söyleyene bak!" dedi Gizem; karşılıklı güldüler.

İki yeşilgöz, bir ara; uzun sayılabilecek bir süre sustular. Yoldan geçen insanları izlediler.

O sırada; her ikisi de, çok çirkin olan bir çift geçti.

"Kamu çalışanları, neden çoğunlukla çirkin olur? Yani; fiziksel olarak çirkin demek istiyorum."

Tankut, çevreyi; uzunca gözlemledi. Sonra, kendi-kendine konuşuyormuş gibi, "Size söylemiştim," diye başladı. "Bir kamu çalışanı, istediği kadar ağır bir suç işlesin; o, aslâ cezâ almayacaktır! Bu suçundan ötürü; çoğu kez, ödül bile alabilir."

Yine, sanki onu görebiliyormuşçasına; Gizem'in yönüne baktı. "Bu durum, 'narsistik kişilik bozukluğu'na neden oluyor; tamı-tamına, 'şizoidik narsizm' diyorlar o duruma. Bu durum, toplumda ve bireylerarası iletişimde de, doruk noktasına varıyor! Ve bireyler, sürekli yalnızlaşıyorlar! Onlara sorsanız; hiç de yalnız değillermiş! Bilmem; kaç dostalrı varmış! Oysa; hiç bir memûrun dostu yoktur; bir memûrun, aslâ arkadaşı olamaz! Buyrun; size, doğal yöntemle oluşan çirkin bir surat!"

Yeşilgöz, nasıl tepki göstereceğini kestiremedi; yine de güldü. "Psikoloji, öncelikli ilgi alanlarımdandır. Ama siz; psikolojiye, bambaşka bir katman ekliyorsunuz."

Biraz ara verdi. "Ama haklısınız. Savcı ve İE müdürü; çok çirkin yaratıklar idiler! Onlarla tanıştıktan sonra, müdürün bahçıvanını gördüm. Onda, bambaşka bir hava vardı! Nedenini, bir türlü kestirtemedim."

Utanırcasına gülümseyerek, varacağı noktaya girdi. "Delikanlı adam, belki de benden gençti. Ama erkeksiliğin, ne olduğunu soırarsanız; dünyâ üzerinde, o türden bir erkeksilik; çok az bulunur; karizmanın doruğuydu!"

Tankut, hiç bir yorum yapmak istemedi. Tatlı-tatlı gülümsüyordu.

"Ve onunla tanıştım. Çok hoş bir insandı; güvenilir bir kişilik."

Tankut şaşırdı! "Yüzünüzü mü gördü?"

"Elbet de hâyır! Görünmez durumdayken; bir çalılığın arkasına saklanmış gibi yaptım ve onunla konuştum. Çok zekî ve bilgili bir görünüm sergiliyordu. Her tavrı, bilinçliydi. Aptal insanların, düşünmeksizin konuşma alışkanlıklarından; tümüyle uzaktı."

"Peki; kimliğini, öğrendiniz mi?"

"Evet; Atasan Yapargez."

Tankut, yarı kapalı ağzıyla, sesli güldü. "Yakın dönemde, doktorasını yapacak; belki de yapmıştır. Ama müdürün evinde çalıştığını, bilmiyordum. Çok iyi olmuş; belki de, bize yarayabilir."

Yeşilgöz şaşırdı. "Tanıyor musunuz onu?"

Tankut, hâlâ gülüyor ve gülümsüyordu. "Evet; tanıyorum onu. Antropoloji ve târih eğitimi aldı."

Gizem, başını, iki yana salladı. "Milyonların yaşadığı bir ilde, birisiyle tanışıyorum; o da, sizin tanıdığınız çıkıyor!"

"Dosdoğru çözümlediniz onu; iyi bir insandır; sözünde durur; ve boş yere sözvermez."

"Nereden tanıyorsunuz onu?"

"Burs verdim ona."

"Siz, yalnızca öz Alazköylü gençlere, burs vermiyor muydunuz?"

"Ara-sıra, ayrıcalıklar yapıyorum."

Yeşilgöz, duvarın üstünde dizçöktü. "Görünmezliğimi tâzeleyeyim, Bay Tankut. Görünmez durumdayken, yere konduğumda; yeniden havalanmam için; ne yaptığımı, biliyor musunuz?"

"Hâyır; anlatın."

Yeşilgöz, ayağa kalktı. "Bir kez zıplıyorum; ya da en ufacık bir yükseltiden, atlıyormuş gibi yapıyorum. Şöyle; hop!"

"Bitti mi?"

Yine dizçöktü. "Evet; artık yirmibeş dakîka dahâ görünmezim. Bu arada; 'öz Alazköylü' demişken... Kent oltağında, keyiflice serpiniyordum... Bir ara durdum ve sağ ayağımın topuğunu, öne doğru ittim; ve ağzından, ilginç bir söylem çıktı: 'Hooop! Ezdın oni!' "

İkisi de, neredeyse kahkahâ derecesinde güldü. İkisi de, birden ağızlarını kapattılar. Yanlarından geçenler de; şaşkınlıkla, Tankut'a baktı; ama yollarını sürdürdüler.

"Öz Alazköylü dostlarınız, var mı?"

"Yalnızca Dilek'i ve sizi tanırım; ve yöre ağzıyla konuşanına, dahâ rastlamadım."

"Bu söylemi, filmlerde ya da televizyonda duymuş olabilirsiniz."

"Belleğimi yokladım; bu türden bir bilgiye ulaşamadım." İki sâniye bekledi. "Artık izninizi istiyorum, Bay Tankut. Kişisel gereksinimlerimle ilişiği olmayan, en az iki saatlik dahâ işim var. Ayrıca; korkunç biçimde açıktım; ve hemencecik bir duş almalıyım."

"Öyleyse; gereksiz yere süre kaybetmeyin, güzel tanrıçam."

"Teşekkür ederim, Bay Tankut; her şey için. İvedi durumlarda; kesinlikle, beni arayabilirsiniz; ama yalnızca benim gerektiğim durumlarda. Ha; yarın için, bana; bir kucak borcunuz var."

Tankut, şenliklerle güldü. "Var mıymış?"

"Evet; var!"

"Öyle olsun."

"Esenlikler size, Bay Tankut; yarın görüşürüz."

"Her şey için teşekkürler, güzel tanrıçam. Ah! Nerdeyse unutuyordum; yarın saat sekize çeyrek kala; sizi, kapının önünden alacağım; hazırlıklı olun. İyi geceler."

"Peki, Bay Tankut; sekize çeyrek kala. İyi geceler." Ve Gizem, bir kez daha zıpladı ve hızla yükseldi. Ama üç metre yükselmeksizin, yine durdu. "O sahte Alazköylü Ulualplar'ı, farkettiniz mi?"

"Elbet farkettim; ama önemsemedim."

Yeşilgöz, bir fişek gibi uzaklaştı.


***


Târih: 03.03.2020   |   Bölüm: Konumdeviriş (1)

Öykünün tüm kısımları
- 10. kısım
-   9. kısım
-   8. kısım
-   7. kısım
-   6. kısım
-   5. kısım
-   4. kısım
-   3. kısım
-   2. kısım
-   1. kısım
Content Management Powered by CuteNews



Tüm Bölümler
14. bölüm: Konumdeviriş! (2) (Hazırlanıyor)
13. bölüm: Konumdeviriş! (1)
12. bölüm: "Yasalar, her şeyden üstündür!"
11. bölüm: Tepetaklak!
10. bölüm: Kutluluklar ola!
  9. bölüm: Mutlu başlangıçlar!
  8. bölüm: Kara sevdâmsın sen!
  7. bölüm: Öleceğim özleminle!
  6. bölüm: "Seni seviyorum!"
  5. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (2)
  4. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (1)
  3. bölüm: "Ben, kimim?"
  2. bölüm: Araştır ve bul!
  1. bölüm: Aradık ve bulduk!
13. bölüm Konumdeviriş! (1)
© Erol Sürül | Sitemin, tüm hakları saklıdır.