13. bölüm Konumdeviriş! (1)
Anlamadığınız sözcüklerin üzerine, sıçanuçuyla dokunun; belki de, açıklamasını bulabilirsiniz.
10. kısım


Yeşilgöz, bu kez, sağ yanına yatmış ve başını, iki elinin üzerine dayamış biçimde uyuyordu. Gördüğü bir düşün etkisiyle, mırıldnarak-gülümsüyordu. Sırtüstü yatışa geçtikten sonra; sol yanına döndü ve ellerini, yine başının altında kavuşturdu.

"Gizem Gözsel! Aç kapıyı! Polis! Aç kapıyı, Gizem Gözsel! Polis!" Birisi, dış kapıyı tokmaklıyordu!

Gizem, yeniden sırtüstüne döndü. Bilinçaltından, "Hm?" diye mırıldandı.

Gürültülü tokmaklamalar sürüyordu! "Gizem Gözsel! Aç kapıyı! Polis!"

Yeşilgöz, yine, "Hm?" diye mırıldandı; gözlerini, yavaşça açtı.

Kapıyı kırmaya odaklanılmışçasına, tokmaklamalar sürüyordu! Aynı erkek sesi, sürekli bağırıyordu! "Gizem Gözsel! Aç kapıyı! Polis!"

Gizem, gözlerini açarken, birden-bire doğruldu! Loş karanlıkta, çevresine bakındı; bir düş görmüştü! 'Oh be! Bir düş idi; bir kâbus!'

Oysa Yeşilgöz, hâlâ uyuyordu!

"Gizem Gözsel! Uyan! Uyan! Gizem Göszel! 'Uyan!' dedim sana!"

Gizem, sırtüstü yatıyordu. Gözlerini açyığında, yatağının her iki yanında, birer polis memuru dikilmiş; silâhlarını, ona doğrultmuşlardı!

Yeşilgöz'ün gözleri; korkudan, oluklarından fırlayacak gibiydi!

"Kalk ayağa!" diye kükredi birisi! "Cinâyetten tutuklusun! Kalk ayağa! Fırla!"

Genç kadın, ânîden yataktan fırladı!

Ama hâlâ uyuyordu ve düş görüyordu!

Serpilmiş uyurken, gözlerini açtı. "Bu ne, ya! Bu, nasıl bir düştür!" diye mırıldandı. "Ayrıca; Alazköy, Jandarma bölgesindedir; polisin, burada olması, olanaksızdır." Yorganını, ayaklarına doğru itti; avuçlarıyla, döşeğine abanarak; kıçını, yastığa doğru biraz çekti ve doğruldu.

Bu kez birileri, kapı zilini sürekli çalarak; aralıksızca, kapıyı tokmaklıyordu! Uzaktan gelen bu gürültüyü, kolaylıkla duyabiliyordu. Gece lâmbasını açtı; gürültüye kulak verdi.

Birisinin bağrışmalarını duyuyordu: "Polis! Açın kapıyı! Açın kapıyı! Polis! Gizem Gözsel! Aç kapıyı! Yoksa; kapıyı kıracağız! İçerde olduğunu, biliyoruz!"

Gizem, o ânda uyandı; gözlerini açtı; odada, loş karanlık egemendi. Gövdesini, yastığa doğru çekerek, döşekte doğruldu. "Bu, naşı bi gâbuştüy, yau!" diye mırıldandı; hiç de farkında olmadan, çocuksu bir tavır sergiliyordu.


Gece lâmbasını açtı ve komidinin üstündeki saate baktı: üçü, onyedi geçiyordu.

Beden sıvısı, neredeyse sonlanmıştı; ağır bir susuzluk sezindi. Az önce gördüğü 'kâbus içinde kâbus'; onu, darmadağın etmişti!

Yataktan kalktı; üzerine bir şey giyinmeksizin; sendeleyerek, banyoya gitti. Her menstrüasyon döneminde olduğu gibi; bu kez de, yalnızca gözalıcı iç çamaşırlarıyla uyumuştu.

Dakîkalar sonra, mutfağa vardı. Dolaplardan birinden, bir bardak aldı; musluktan doldurduktan sonra, kana-kana içti. Bardağı; gelişigüzelce, tezgâhın üzerine bıraktı.

Yeniden kapıya yönelirken, duraksadı; uyku sersemiydi.

Öylece durdu. "Yogunlugdan, gıyılıyoyum, anecim!" diye mırıldandı yine. "Uyumak işdiyoyum."

Hiç farkına varmaksızın; ayakları, yerden kesildi. Yavaşça, bir karış yukarıya yükseldi. "İgginç bi düş!" diye söylendi.

Biraz durakaldı. Dönmedolap gibi; yavaşça, sağ yöne doğru, kendi ekseninde dönmeye başladı. Dönüşü, sürekli hızlandı! Beş sâniye sonra, o kadar hızlanmıştı ki; artık beden çizgileri, görünmez oldu; yalnızca belirginsiz çizgiler gözüküyordu. Ve birden-bire, 'fup' diye bir sesin eşliğinde kayboldu!

Başka bir yere vardığında; 'fup' diye bir ses çıktı! Sağa-sola bakındı; anlayabildiği kadarıyla; M'Alum Kule'nin çatısındaydı. "Bu, naşı bi düştüy, yau!" diye mırıldandı. "Buyaşı, cok şoğuk!" diye ekledi.

Yeniden yükseldi. Ekseninde dönüş, yeniden başladı. Ve altıncı sâniyede; yine, 'fup' diye kayboldu!

Bu kez vardığı yerde, sağına-soluna bakmadı. Önünde, loş ışıklarla kaplı Alazköy kenti vardi; Karam Uçurumu'nun tepesindeydı.

Alazköy kentini çevreleyen ışıktan halka; beligince ve gizemlice ışıldıyordu. Sevimlice gülümsedi. 'Sonunda; Alazköy kentini, geceleyin Karamüstü'nden görebildim.' diye düşündü. "Cok güjel!" diye mırıldadndı.

Gökyüzünda parıldayan Ay'ın saçtığı ışık, çevreyi aydınlatıyordu. Minik Gizem, sağına-soluna bakarken; ağaçların doruklarını, kolaylıkla ayrıştırabildiğini algıladı.

Uzaklardan gelen bir kurt uluması duydu. Başını, arkaya doğru çevirdi. "Şalak kut! Bu gada yükşeklede, ne ayıyoşun! Hem de, bu şaatte! Diğeyleyi gibi, şen de uyu!"

Yine önüne döndü. Alazköy binâlarındaki ışıkların tümünün, yaklaşık dörtte biri, hâlâ yanıyordu. Geceleyin, sarıya dönüştürülen sokak lâmbaları, büyüleyici bir ortam yaratıyodu. "Cok güjeeel!" dedi minik Yeşilgöz.

Uzklardan duyulan kurt ulumaları, sürekli yaklaşıyordu. "Uyyy! Buyaşı, cok şoğuk!" Her bir eliyle, diğer kolunu sıvazladı.

Kurt uluması; ona, çok yaklaşmıştı. "Hava şoğuk ama, cok yogunum; uyumak iştiyoyum." Farkında olmaksızın, güzel bedeni yükseldi; ve dönmeye başladı.

Ona iyice yaklaşmış olan kurt, birden-bire atıldı! Minik Yeşilgöz, 'fup' diye görüntüden silinirken; kurt, Karam Uçurumu'ndan aşağı fırladı! Vıyaklamaları, çevreye yankılandı!

'Fup' diye yeniden gözüktüğünde, çekincelendi; bir salondaydı; ama Tankut'un mu, yoksa; Aysun'un mu salonundaydı? Biraz dahâ dikkatle, çevresine bakındı. Duvarlarda yanan küçük lambalardan; Aysun'un salonunda olduğunu anladı.

Yine yükseldi; kendi ekseninde döndü; ve altıncı sâniyede, 'fup' diye kayboldu!

Bu kez kendisini, Tankut'un yatak odasında buldu! Biraz utandı.

Tankut, sırtüstü uyurken; çok huzûrlu gözüküyordu. 'Sizi, babam gibi seviyorum, Bay Tankut,' diye düşündü.

Yine bir karış yükseldi ve dönmeye başladı; altıncı sâniyede, 'fup' diye kayboldu!

Vardığı yerde, çevresine bakındı; Ulaş'ın oturma odasındaydı. Gülümsedi. Hemen ardından, surat astı. "Attık uyunmak iştiyoyum; bitçin bu düş; cok yogunum!" diye mırıldandı.

Ayakları, yine yerden kesildi. altı sâniyelik dönüşün ardından; kendisini, çok tanıdık bir yerde buldu; Gözde ve Gürel'in evindeki, kendi odasındaydı. Şaşkınlıkla gülümsedi. Odada, kendi özel eşyâları yoktu; dolaplar ve regaler bomboştu. Ama odasınınn bakımı, özenle ve sürekli düzenleniyordu.

Yine bir karış yükseldi; dönüp-dönüp; 'fup' diye kayboldu!

Bu kez kendini, dadısı Simge Boyüstün'ün yatak odasında buldu. Simge'nin yatağının, ayakuçunda duruyordu. 'Seni, cok seviyoyum, dadıcığım,' diye düşündü. 'Yakında buluşacağıj.'

Ayakuçları üzerine yükselip, öne eğildi; Simge, sanki horluyor gibiydi. 'Gendine, iyi bak, dadıcım.'

Minik Yeşilgöz, yeniden ayaklarıüstünde doğruldu.

Ayakları, yeniden yerden kesildi. Altı sâniyelik dönüşün ardından...

'Fup'! Çevresine baktı... Dışardaydı; ama nerde? Burasını, dahâ önce hiç görmemişti. Alaca bir karanlık, egemendi. Soluna baktı; ağaçlar gördüğünü düşündü. Biraz yukarıya baktı; gerçekten de, ağaçlar olabilirdi. Gökyüzüne baktı; o gördüğü, Ay mıydı? Ay'ı, hiç o kadar büyük görmemişti. Sağına baktı; Bir yapı mıydı o gördüğü? Ayrıca; üşümüyordu! Oysa; havalar, soğuk olmalıydı! Neresiydi burası? Önüne döndü ve ileriye baktı... Oradaki görünüm, çok dahâ karanlıktı. Kocaman bir Ay ve zifirî karanlık? Yok artık! Yine farkına varmaksızın; ayakları yükseldi. Döndü, döndü, döndü... Fup!

Artık, yine kendi mutfağındaydı! Düşünmeyi denedi; ama ölesiye yorgundu! "Bi dağâ da, bu gada içmiycem," diye mırıldandı. Sol eliyle, başını kaşıdı. "Cok yogunum ,necim; yogunlugdan, gıyılıyoyum."

Sendeleyerek ve çok yavaşça, yatak odasına vardı. Yatağına yaklaşmadan önce, bir yerlerde duran koltuğa baktı; üzerinde, büyükçe bir oyuncak ayıcık vardı. "Benimle, yaday mışın, Bübüş?" diye sordu.

Yine çok yavaş adımlarla ve sendeleyerek; koltuğa vardı. Bir sarhoşu andıran, ağır çekimdeymiş gibi tavırlarla; eğilip, Bübüş'ün bir ayağını, sol eliyle kavradı. Kolunu, aşağıya sarkıtıp; Bübüş'ü, yerlerde sürüklerken; yatağının sol kıyısına vardı.

Önce, yatağın kıyısına oturdu; yine ağır çekimdeymişçesine; sol omuzuyla, döşeğe düştü ve başını, yastığa dayadı. Sağ eliyle, yorganı, kendine çekti. Bübüş'ü, kucağına aldıktan sonra; yorganı, üstlerine örttü.

Bübüş'e, sıkı-sıkı sarıldı. Başını, yeniden biraz kaldırdı. "İy gecele, Bübüş." Ve oyuncağının yanağına; uzun ve mırıldanırcasına bir öpücük kondurdu. Başını, yeniden yastığa dayadı ve duyulamayacak kadar düşük bir sesle, "Işığ şöndüy, Bübüş," derken; öylece uyuyakaldı. (13. bölümün sonu)


***


Târih: 03.03.2020   |   Bölüm: Konumdeviriş (1)

Öykünün tüm kısımları
- 10. kısım
-   9. kısım
-   8. kısım
-   7. kısım
-   6. kısım
-   5. kısım
-   4. kısım
-   3. kısım
-   2. kısım
-   1. kısım
Content Management Powered by CuteNews



Tüm Bölümler
14. bölüm: Konumdeviriş! (2) (Hazırlanıyor)
13. bölüm: Konumdeviriş! (1)
12. bölüm: "Yasalar, her şeyden üstündür!"
11. bölüm: Tepetaklak!
10. bölüm: Kutluluklar ola!
  9. bölüm: Mutlu başlangıçlar!
  8. bölüm: Kara sevdâmsın sen!
  7. bölüm: Öleceğim özleminle!
  6. bölüm: "Seni seviyorum!"
  5. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (2)
  4. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (1)
  3. bölüm: "Ben, kimim?"
  2. bölüm: Araştır ve bul!
  1. bölüm: Aradık ve bulduk!
13. bölüm Konumdeviriş! (1)
© Erol Sürül | Sitemin, tüm hakları saklıdır.