2. bölüm Araştır ve bul!
4. kısım


        Gizem, Tankut Kule'de asansörlerden birine binerek, onaltıncı kata çıktı. Kendine aktarıldığı biçimde, yoluna devâm etti. Yazılım-donanım altbirimine girdi. Şaşırmıştı; önde üç, arkada üç olmak üzere, iki sırada dizilmiş bölümlerde, harıl-harıl çalışan insanlar vardı. Hepsi de önündeki dizüstü ile ilgileniyordu.
        Sesini biraz yükseltip, odaya yayılan müziği deldi: "Özkan Oğuzhan'ı, nerede bulabilirim?"
        Kendi yönündeki ilk bölümde çalışan kadın, kafasını kıpırdatmadan, sol eliyle sol yönü gösterdi.
        Bir-kaç hızlı adımla camlı bölmenin kapısına vardı. Oğuzhan, onun geldiğini görmüştü; bir düğmeye basıp, Gizem'in içeri girmesini sağladı.
        "Özkan Oğuzhan, siz misiniz?"
        Oğuzhan, bir şeyler mırıldandı. İskemlesinden kalkıp, Gizem'in oturmasını istedi. İskemlenin hemen arkasında, üçe bükülmüş paravana vardı. Paravananın sağ kadadını da içe doğru örterek, odayı terketti.
        Yeşil gözlü dilber, Oğuzhan'ın iskemlesine oturdu.
        Önündeki dizüstündeki tarayıcıda, iki pencere açıktı. Görüntüdeki pencereye baktı; bir sömürgecilik ağında, Ulaş Uzer'in profilinin şifresi kırılmış olarak duruyordu. Gizem, bir-kaç tık yaparak, profili inceledi. Önemsenecek bir bulguya rastlayamadı. Profilde, çıkış yaparak, pencereyi kapattı.
        İkinci pencerede de yine başka bir sömürgecilik ağının bağlantısı vardı. Orada da Ulaş'ın profilinin şifresi kırılmıştı. Ama burada da önemli bir bulguya rastlayamadı. Yine çıkış yaparak, pencereyi kapattı.
        İçinde kıvılcımlar, dans ediyordu; iki bağlantıda da Ulaş aleyhinde kullanılacak herhangi bir bilgi yoktu; ama özel yaşamıyla ilgili ipuçları vardı. Gizam'in kalbi tekliyordu!
        Yazıhâneden çıkınca, kendisine yön gösteren, ilk bölmedeki kadının yanına gitti. "Bay Oğuzhan, neden odasını kilitliyor? Ayrıca ben girince, neden yazıhânesini terketti?"
        Kadın, sonunda Gizem'e baktı. "Bay Oğuzhan, bir otist; insanlarla iletişim kurmakta zorlanıyor."
        "Teşekkürler. İyi mesâiler."

***

        Sonuçta, Aysun ve Gizem'in dağ gezisi planları suya düşmüştü; hava kararmış, her ân bir fırtına kopacak gibi gözüküyordu. Bu bölgede "hava durumu" diye meteorolojik bir kavram yoktu. İnsanlar, tasasız ve mutlu yaşar-giderler.
        Hattâ insanlar, kapalı havalarda bile, hem eğlenmeyi hem de çalışmayı aslâ unutmazlar. Kış aylarında, iki metre kar yükselince, çoluk-çocuk kardanadam yapılır, kartopu oynanır.
        Gizem, hiç bir serüvenden geri çekilmez. Gözünde hiç bir şey korkutucu değildir; ama sürekli temkinlidir; her zamân, eşeğini sağlam kazığa bağlar.
        Genç kadın, günün büyük bir bölümünü, Ulaş Uzer'i gözetlemekle uğraşıktı. Bu, yorucu bir koşuydu; ama Ulaş'ın alışkanlıkları ile ilgili epeyce bilgi sâhibi oldu.
        Bu arada, M'Alum Otel'in çatı katınının Tankut'un kullanımnda olduğunu öğrendi. Ev sâhibinden ricâ ederek, Aysun'u da kolundan kaptığı gibi, kendilerini yukarda buldular.
        Çatı, o kadar güzeldi ki, nereye oturacaklarını, ne yapacaklarını kestiremediler. Sonunda, yanlarında getirdikleri bir termos dolusu kahve ve bir şişe şarabı da alarak, iki plâstik şezlonga yaslandılar. Kahveyi Bayan Boğa hazırlamıştı; şarabı da Tuğbay, mahzenden getirmişti.
        Ayrıca Boğa, onlara iki battaniye vermişti.
        Kızlar, şarap bardaklarını doldurup, battaniyeye sarıldılar.
        "Şerefine, sevgilim."
        "Şerefine, tatlım."

***

        Gizem, kendisine tahsis edilen dâireyi görmeye gitmişti. Gelecekteki yaşam alanını, her şeyi ile beğenmişti. dahâ çok, yatak odasındaki karyolayı çok sevmişti.
        Kendisine anlatılana göre, Tankut'un tahsis ettiği tüm otağlarda, karyola varmış. Genç kadın, bu bilgiye hiç de şaşırmamıştı.
        Annesiyle son kez telefonlaştığında, tüm kişisel evrâklarını ve bir-çok kişisel eşyâlarını kargo ile yollamasını istemişti.
        Salı sabâhı, bir zarf ve bir-kaç da koli gelmişti. Bilhassâ "bâzı" eşyâlarının gelmesini sabırsızlıkla beklemişti.
        Artık, kendi dâiresine, iyice taşınabilirdi.
        Öğlen saatleriydi. Otelde, bavulunu doldurup, yola çıktı. Ağırlamaya geldiğinde, zâten bekleniyordu. Resepsiyonist kadın, onu son derece içtenlikli ve sevecen bir tavırla karşıladı. "Bayan Gözsel, Bay Tankut'un da kişisel ricâsı üzerine, yaptığınız ödemenin geri kalanını, banka hesâbınıza göndereceğiz."
        "Çok teşekkür ederim. Otelinizde, kendimi hiç de bir yabancı gibi sezinmedim. Yeniden teşekkür ederim."
        O sırada, Aysun, çıkageldi. "Sevgilim, neredeyse odana çıkacaktım. Ama otelden çıkış yapanları, bilirim; onun için rahâtsız etmek istemedim."
        Gizem, bavulunu da yanında sürükleyerek, cân dostu ile dışarıya yönlendi. "Benimle gelmek istediğine çok sevindim. Yeni yuvamdaki ilk saatleri yalnız geçirmek istemem. Alışana kadar birlikte takılırız."
        Beş dakika sonra Mut Apartmanı'nın pasajındaydılar. Asansörler bölümüne bu pasajdan girilirdi.
        Gizem, Aysun'a göz işâreti ile ilerideki Kıran Kafe'yi gösterdi. "Bak, ilerde kafenin önünde oturan sarışın genç, avukat Ulaş Uzer."
        "Hmmm! Pek de yakışıklıymış! Ama ben, onu tanıyorum. Sıkça gördüğüm olmuştur."
        "O da bu binâya taşınacak. Hâlen M'Alum Otel'de konaklıyor."
        Yukarı çıktıklarında, Gizem, arkadaşına, dâireyi gezdirdi.
        Bir ara, ev sâhibesi, mutfakta kahve pişiriyordu. Bir süre uzaklaşan Aysun, ellerini arkasında saklayarak, mutfağa girdi. "Bil bakalım, elimde ne var?"
        Gizem, çalışma masasından kafasını kaldırıp, geri baktı. "Bilmem? Ama şimdi gösterirsin."
        Aysun, "Tipilipitiii!" diyerek, arkasından dört uzun zincirli kelepçe çıkardı. Kelepçelerin halkaları, kadife kaplıydı. "Sen, hep böyle her duruma hazır mısın?"
        "Yaşam şartları, öyle gerektiriyor." Kahveler bol köpüklü oldu. Masaya oturdu. "Otur, tatlım. Kelepçeleri, sonra teftiş edersin."
        Aysun, oturdu; kelepçeler bir elinde, diğer eliyle fincanı kaldırıp, bir yudum içti. "Ama çok güzel bunlar."
        "Tam bir hafta önce tanıştık..."
        "A-aaa! Yalnızca bir hafta mı oldu? Oysa, bana, çok uzun geliyor. Sanki seninle yıllardan beri tanışıyormuşuz gibi."
        Arakadaşının gözlerinin içine baktı. "Biz, artık, aslâ kopmayacak bir bağ kurduk. Bundan sonra, bir-birimimizden uzak kalmamız, düşünülemez bile."
        "Ah sevgilim; ben de seni çok seviyorum."
        "Kendine bir otağ kurana kadar burada benimle kalsana."
        Aysun, durdu; yutkundu; büyük bir yudum kahve içti. Bir şeyler söylemeden önce, düşünmeliydi.
        Sonra kalktı; Gizem'in yanına vardı. Ona, alnının sol yanından kocaman bir öpücük verdi. Sonra da yanaklarını ardı-ardına öptü. "Ne kadar haklısın, biliyor musun?
        "Ama sen, lüks villalara ve süitlere alışıksın."
        "Güzelim, sen, yanımda ol da, gerekirse küçücük bir odayı bile seninle paylaşırım." Gizem'in önünde diz çöktü; ve bir-birlerini doyasıya kucakladılar.

***


Târih: 27.08.2014 | Bölüm: Araştır ve bul!


Öykünün tüm kısımları
- 8. kısım
- 7. kısım
- 6. kısım
- 5. kısım
- 4. kısım
- 3. kısım
- 2. kısım
- 1. kısım


Content Management Powered by CuteNews



Tüm Bölümler
13. bölüm: Konumdeviriş! (Hazırlanıyor)
12. bölüm: "Yasalar, her şeyden üstündür!"
11. bölüm: Tepetaklak!
10. bölüm: Kutluluklar ola!
  9. bölüm: Mutlu başlangıçlar!
  8. bölüm: Kara sevdâmsın sen!
  7. bölüm: Öleceğim özleminle!
  6. bölüm: "Seni seviyorum!"
  5. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (2)
  4. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (1)
  3. bölüm: "Ben, kimim?"
  2. bölüm: Araştır ve bul!
  1. bölüm: Aradık ve bulduk!
2. bölüm Araştır ve bul!
© Erol Sürül | Sitemin, tüm hakları saklıdır.