2. bölüm Araştır ve bul!
6. kısım


        Gizem, bir ara annesini arayıp, ona, binbir teşekkürlerini iletmek isterdi. Son on gündür başına gelenler, bir ömre sığardı. Ama, her ne hikmetse, tüm bu gelişmeler, onun leyhine dönüştü. Bir-çoğu zâten onun leyhine gelişmişti.
        Ortaca Yerleşkesi'nde, yasal olarak, iki binânın balkonları vardı: Birincisi, en güneydeki İnceçivi Apartmanı'ydı; ikincisi de, hem kendisinin, hem de Ulaş'ın oturduğu Mut Apartmanı'ydı. Bu apartmanda, her dâîrenin, lociya tipi ufak birer balkonu vardı.
        Karanlık, çoktan Alazköy'ün üzerine çökmüştü. Gizem, Uzun Gölet ve Halide Edip Adıvar Dereyolu arasında kalan, 'Adıvar Araparkı' adındaki yeşillik alanda, M'Alum Otel hizâsındaydı. Mut'a bakabilmesi için, kuzeybatı yönüne yönelmişti. Buradan, Ulaş'ın dâiresinin balkonu kolayca gözüküyordu. İçerde ışıklar yanıyordu; Ulaş, evde idi.
        Üstüne üstlük, balkon kapısı da açıktı! 'Eğer buna talih denmezse, ne denir?'
        Gizem'in neşesi yerindeydi. 'Ya bu akşam, ya da çıkmaz bahâra!' diye geçirdi içinden.
        O ânda, tûhâf bir duygu kapladı içini: Resmî olarak, Ulaş, daha eve taşınmış olamazdı; öyleyse, salt bâzı ufak-tefek işleri hâlletmek için eve gelmişti.
        Gizem, hızlı adımlarla, eve doğru yol aldı.
        Kendi dâiresine vardığında, Aysun, evde değildi; buna da şans denirdi!
        Oturma odasına koştu; balkonu açıp, dışarı fırladı. Bir yüce talih daha, ona, yardımcı oldu. Sokaklar, bomboş gözüküyordu. Yalnızca iki metre düşüşte olunca, görünmezleşiyormuş; Tankut, öyle söylemişti. Aşağıya baktı; Ulaş'ın evi üç kat alttaydı. Her koşulda o balkona inebilirdi.
        Oturma odasına geri döndü ve hızlıca soyundu; hazırlıklı olmak için, bikinisini önceden giymişti; bir kanepenin üzerine de yüzme başlığını bırakmıştı; ışık hızıyla, saçlarını topladı ve başlığı takındı.
        Daha önce, sehpânın üzerine fırlattığı anahtarlığı, kaptı; aralarından birini seçti ve diğerlerinden ayırdı. Sonra aynı anahtarı sütyeninin altına sıkıştırdı.
        Yeniden balkona çıktı; balkonu, orman yönünde olduğu için, tehlike epeyce azdı. Bir daha sokağı ve çevreyi gözden geçirdi.
        Hızlı bir hamle ile balkon korkuluğunun üzerine atladı; ve neredeyse aynı ânda, kendini, yüzüstü boşluğa bıraktı.
        Bu kez deneyimliydi; bir alt katın tabanına vardığında, çoktan serpinmeye başlamıştı. Ama kontrollü olarak, kendini boşluğun kollarına attı. Üç sâniye sonra da, Ulaş'ın balkonunun önündeydi. İçeriyi gözden geçirdi; görünürlerde, kimse yoktu. Balkona serpindi ve ayaküstü yere indi.
        Görünmez olduğunu, biliyordu; daha doğrusu, emîn değildi; bu konuda, daha fazla deneyim edinmesi gerekiyordu. Her olumsuzluğa karşı, temkinli olmalıydı.
        Yavaşça kapıya yaklaştı ve içeriyi gözetledi. Şimdilik yalnızdı.
        Dikkatlice içeri girdi. Sol , iki metre ötede, tavana kadar yükselen, çok derin bir dolap vadı. Gizem'in ayakları zâten çıplak olduğu için, gürültüsüzce hızlı adımlarla oraya vardı. Oraya sıkışıp, olası bir durumda, gizlenebileceğini denetledi. 'Güzeeel!' diye düşündü. 'Şimdilik asâyiş berkemâl.'
        Tam o ânda, birisi, içeri girdi. Beklenilir bir şekilde, Gizem, hiç heyecânlı değildi. Ne de olsa, savunma sporu derslerinde, bu konuda, yeterince eğitim almıştı. Ama yine de nefesine hâkim olmalıydı.
        Elbet de gelen, Ulaş idi. Şansa bak ki, adam, pek uğraştaydı; işinden başka bir şey gözü görmüyordu. Bir ara, telefon, ciyâklamaya başladı.
        "Söyle, başımın belâsı!" Biraz dinledi. "Eeee? Ne yapalım? Yaşamın ta kendisi! Böyle gelmiş; böyle gider!" O sırada, hopörlatörü açtı; ve telefonu, sehpânın üstüne bıraktı.
        Bir kadın sesi yükseliyordu: "Sen, bu kadar çabuk pes ediyorsan, zâten beni hakketmiyorsun."
        "Ha, şunu bileydin! Ne yapayım yani; sana tekme-tokat mı girişmeliydim?"
        "Yapma, Ulaş!" dedi Bilge Tolon. "Senin, ne kadar yumuşak huylu olduğunu, ancak ben bilirim; başka kimse bilemez."
        Gizem'in gözleri, faltaşına dönüştü; yüzüne, gülücükler yağmıştı.
        "Sana özgürlüğünü verdim; hâlâ ne istiyorsun benden?" diye kükredi Ulaş.
        "Ama bana kızmaya, hakkın yok; sende bulamadığım özlemlerim var. Diğer yandan, seni, yine de çok seviyorum."
        "Bilge! Kendini küçük düşürme! Şu ânda, ne sefil durumda algılandığının farkında mısın?"
        "İstediğin kadar aşağıla. Ben, seni hâlâ..."
        "Yeter, Bilge! Ben, iyi niyetli biriyim diye, senin rezâletlerine katlanmak zorunda değilim! Benden, mazoşist olmamı bekleyemezsin! Seni azâd ettim; kendine iyi bak!" Ve telefonu kapattı. Ardından okkalı bir osuruk palattı!
        Osuruğu duyan Gizem, sol eliyle burnunu kapatırken, sağ eliyle ağzını tuttu; ama gülmekten kendini lmadı ;ve yine de, burnundan, boğuk bir ses çıkardı.
        Ulaş, o boğuk sesi duyar gibi oldu. Bilinçaltından, çevresine bakındı; kimseyi göremeyince, odadan çıktı.
        Yeşil gözlü dilber, Ulaş hakkında son kararını vermişti: 'Tam bir sevgili! Tam bir köle!' Biraz eğitilmesi gerekirdi; ama sonuıçta, aradığı lokma!
        Genç kadın, kısa süre sonra, dış kapının gürültüsünü duyar gibi oldu. Ama yerinden kıpırdamadı. Biliyordu; bir şeyler eksikti; onun için, bekledi. Dış kapıyı, yeniden duydu. İki sâniye sonra, Ulaş, oturma odasının kapısına abandı! Işığı kapayıp, yeniden dâireyi terketti.
        Bu kez, Gizem, gizlendiği yerden çıktı. Oda kapısına yöneldi. Kulak verdi; en ufak bir ses ya da gürültü yoktu. Kapıyı açıp, ön salona geçti. Karanlıkta seçebildiği kadar çevreyi gözetledi. Yapayalnızdı.
        Yaklaşık yirmi dakikası kalmıştı. Dış kapıya vardı; dışarıyı dinledi; hiç bir ses duymuyordu. Kapıyı yavaşça yokladı; kilitlenmemişti. Yavaşça açtı; merdivenler karanlıktı. Dışarı çıkıp, kapıyı, yavaşça ardından çekti.
        Evet, görünmez idi; ama görünürmüş gibi tedbirli olmaya kararlıydı. Işığı açtı; bunda bir sorun görmüyordu; herkes açmış olabilirdi.
        Bir üst kata varınca, hemen üstündeki merdivenlerden, birisinin aşağıya indiğini duydu. Rolünü devâm ettirmeliydi; bir köşeye geçip, ayıp bölgelerini elleriyle örterek, utanma taklidi yaptı; öylece bekledi. Yirmi yaşlarında bir kız, onu, hiç görmemişti bile; yanından, boş bakışlarla geçti.
        Demek ki, kendisi, gerçekten görünmez idi!
        Hızlıca geri kalan basamakları tırmandı. Kapıyı açıp, içeri girdiğinde, her taraf karanlıktı. Ama lamba yakmak istemedi; Aysun, her ân gelebilirdi.
        Oturma odasına girdi; el avıyla, az önce bıraktığı giysilerini topladı ve yatak odasına gitti. O karanlıkta, makyaj masasındaki aynaya baktı; hiç bir görüntü yoktu. Kendi bile, kendisini göremiyordu.


        Yaklaşık on dakika sonra, Aysun'un nârin gürültülerini duydu. Sâniyeler geçmeden, kapı açıldı. "Güzelim? Burda mısın?" Işığı açtı; çevreye bakındı; hattâ bakışı, Gizem'in bedenini deşip geçti. "Ah sevgilim! Her yerde seni seziniyorum; keşke burda olsan." Işığı kapatıp, kapıyı ardından çekti.
        'Ah keşke!' diye düşündü Gizem. 'Keşke sana, burada olduğumu söyleyebilseydm. Cânım arkadaşım! Beni, ne kadar seviyorsun ki, burada olduğumu bile seziniyorsun. Hele seni, görünür durumda göreyim.... Ben, seni, kucak manyağı yapacağım! Sen de benim sevgilimsin; belki de tek sevdiğimsin.'
        Aysun'un, içeriye bir daha girmeyeceğinden emiîn olduğu için, giyinmeye başladı.
        Yaklaşık on dakika sonra, hâlâ aynaya bakıyordu. Âniden loş ışıkta bir bulanma belirdi; görüntü, sürekli keskinleşiyordu. Kısa süre sonra, kendi öz hatlarını aynada gördü.
        İskemleden kalktı; çantasını omuzuna attı ve kapıyı dinledi. Bir yerlerden televizyon sesi geliyordu. Gizem, yatak odasından dışarı çıktı; arka salondan dış kapıya ulaştı. Kapıyı, gönül rahatlığı ile açtı; sonra da görkemli bir gürültüyle üzerine kapadı.
        Neredeyse aynı ânda, Aysun, peydâh oluverdi. "Geldin mi?" Her zamânki gibi, tatlı-tatlı gülümsüyordu.
        "Biliyor musun?" diye sordu Gizem. "Seni bu akşam kucak manyağı apacağım!"
        Aysun, hızlı adımlarla, onun yanına geldi; 'sevgili'sini, sıkı-sıkı kollarıyla bağladı. O güzel kahverengi gözler, ışınla saçıyordu!

***


Târih: 27.08.2014 | Bölüm: Araştır ve bul!


Öykünün tüm kısımları
- 8. kısım
- 7. kısım
- 6. kısım
- 5. kısım
- 4. kısım
- 3. kısım
- 2. kısım
- 1. kısım





Tüm Bölümler
12. bölüm: Yasalar, her şeyden üstündür!
                  (Hazırlanıyor)
11. bölüm: Tepetaklak!
10. bölüm: Kutluluklar ola!
  9. bölüm: Mutlu başlangıçlar!
  8. bölüm: Kara sevdâmsın sen!
  7. bölüm: Öleceğim özleminle!
  6. bölüm: "Seni seviyorum!"
  5. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (2)
  4. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (1)
  3. bölüm: "Ben, kimim?"
  2. bölüm: Araştır ve bul!
  1. bölüm: Aradık ve bulduk!
2. bölüm Araştır ve bul!
© Erol Sürül | Sitemin, tüm hakları saklıdır.