2. bölüm Araştır ve bul!
7. kısım


        "Bay Tankut, Bayan Gözsel geldi; sizi görmek istiyor." Işıl Idır'ın sesi, son derece dinç geliyordu.
        "Sonunda! Hemen gelsin."
        Gizem, içeri girdi; yalnzca bir gülümseme ile, 'tünaydın' diledi; ve kapı yanındaki koltuğa oturdu.
        "Sanırım, Uzer hakkında tatmin edici bir ara sonuca varabildim."
        "Anlatın, cânânım; anlatın."
        "Dün akşam, yeni kirâladığı evde onu gördüm ve içeri girdim. Eski sevgilisiyle yaptığı bir konuşmaya tanıklık ettim."
        "Nasıl?" diye sordu Tankut, mutfağın paravanasını açtı.
        "Odada olduğumu, elbet ki, farketmedi. Bir telefon geldi; kısa süre sonra hopörlatörü açarak, telefonu masanın üzerine koydu; hem telefondaki kişiyle konuştu, hem de evi düzenlemeye devâm etti.
        Tankut, kahve otomatının düğmesine bastı. "Sonra?"
        "Epeyce atıştılar. 'Bilge' adında biriydi konuştuğu. Az önce, ağda, onu araştırdım. Uzun yıllar, Uzer ile birliktelikleri olmuş. Sonra da Uzer, Alazköy'e taşınmaya karar vermiş; bu yeni durum, onların atışmalarına neden olmuş. Daha sonra da ayrılmışlar. Ayrılma nedeniyle ilgili başka ipuçlarına rastlayamadım."
        Tankut, elindeki fincanların birini Gizem'in, diğerini de kendi önüne koydu. "Sonuç? Sevgilisinden ayrıldıktan sonra, Alazköy'e yerleşmesini önleyebilecek bir durum kalmamış; doğru mu?"
        "Anladığım kadarıyla, öyle. Zâten âilesiyle arası, biraz limonî. Yâni Alazköy, Ulaş için yeni başlangıç olacak. Yaşama, daha da sıkı sarılabileceği, bir umut ve dönüm noktası."
        "Anlaşılan, ona güveniyorsunuz."
        "Son günlerde, onu sıklıkla tâkip ettim. Her bakımdan mutlu gözüküyordu. Alazköy'e bir nevî aşkla bağlandı."
        Tankut, dinlemeyi yeğledi.
        "Kendi dört duvarları arasındaki tavrı da, sokaktakinin, neredeyse bire-bir aynısı; hiç bir yapmacıklığı yok. Anlayacağnız; bizim ikimizin bir benzeri."
        Tankut, mutlu gözüküyordu.
        "Daha doğrusu; üçümüzün bir benzeri."
        Tankut, seslice güldü.


        Gizem, gidince, Tankut, telefonla Aysun'u aradı. "Aysun Hanım! Bu akşam bana geliyorsun!"
        "Teşekkür ederim, Efendim; beni çok mutlu ediyorsunuz."
        "Yine saat yirmide!" Tankut, telefonu hemen kapattı.

***

        "Güzelim, bu akşam, seni, yalnız bırakacağım." Aysun, yine uçacak gibi mutluydu.
        "Sevindim; mutlu olman, beni çok mutlu ediyor." Bu kez, Gizem, Aysun'un eline dokundu ve onu okşadı; ardından elini, arkadaşınınkinin üstünde bıraktı. "Dilerim ki, sonsuza dek böyle mutlu olursun."
        Her nedense, Aysun'un bakışı, Gizem'in dudaklarına odaklandı.
        O sırada, Gizem, kapıdan içeri giren Ulaş'ı gördü. Elini, Aysun'un elinden çekti. Kendine dikkat çekmek için, Ulaş'a el salladı. Genç adam, onu farketmişti. Güzel kadın da eliyle, oturması için, masalarındaki bir iskemleyi gösterdi.
        Ulaş, onların yanına geldi; masanın yanında durarak, kendini tanıştırdı. Sonra da, Aysun'un ricâsıyla, onun yanına oturdu.
        "Beni mahçûb ediyorsunuz, bayanlar. Dâvetiniz için müteşekkirim."
        "Ne münâsebet!" dedi Aysun. "Siz, dâvetimizi kabul ettiğiniz için, biz, size müteşekkiriz."
        Ulaş, Aysun'a döndü. "Sizi, ezelden beri tanırım; basın yoluyla elbet de." Gizem'e döndü. "Sizi de M'Alum Otel vâsıtasıyla tanırım."
        "Biliyorum," dedi Gizem. "Hattâ bir keresinde, neredeyse birlikte kahvaltı edecektik." Gizem'in yüzünde tatlı-sert bir gülümseme vardı.
        "Ayrıca: Siz, tırmanmayı sever misiniz?"
        Gizem şaşırdı. "Pardon?"
        O sırada, Duygu Dağbayır geldi; ve sipârişleri aldı.
        Delikanlının yüzünde inceleme ifâdesi vardı. "Nerdeydik? Ha: Geçenlerde, Karam Uçurumu'nda tırmanan birisini görmüş gibiydim. Sanki sarışın bir kadındı. Her nedense, onu görünce, hemen siz geçtiniz içimden."
        Gizem, istifini bozmadı. "Ben, neredeyse her tür sporu ve jimnastiği severim. Ama yamaç tırmanmak gibi bir hevesim, —şimdilik— yok." Çok dikkatli olmalıydı. Uzer, onu, büyük bir olasılıkla, yeniden görünür olduktan sonra görmüştü.
        "Sevgilim, sıklıkla dağlara çıkıyorsun ya?"
        "Tatlım, ben, daha çok ormanlara çıkıyorum; biktiler ve hayvanlar, benim oradaki öncelikli ilgi alanım. Elbet de doğayı çok seviyorum. Ama mesleğim gereği, doğaya olan bakış açım, çok daha farklı."
        Ulaş, söze karıştı: "Anladığım kadarıyla, siz, biyolog ve kimyâcısınız."
        Gizem, delikanlının gözlerinin içine baktı. "Evet, çifte eğitim aldım. Nâsib olursa, yakında Tankut Şirketler Kümeleri'nde çalışacağım."
        "Demek ki, yakında, büyük olasılıkla mesâi arkadaşı olacağız."
        "Umarım," dedi yeşil gözlü dilber.
        Genç adamın içinde, çok tûhaf bir duygu vardı; karşısındaki yeşilgöz, onu, ihtirâsla hançerliyor gibiydi. Biraz dikkatini dağıtmak için, Aysun'a yöneldi. "Anlaığım kadarıyla, Alazköy'de çok özel mutlu günler yaşıyorsunuz. Tebrik edebilir miyim?"
        Masadaki kadınlar, bakıştılar.
        Aysun, Ulaş'a yöneldi. "Nasıl yâni?"
        "Benim, bir özelliğim var: Çok mutlu kadınları, ilk görüşte tanırım. Ve tahminlerime göre, sizi mutlu eden kişi, buralarda çok, ama çok tanınmış biri." Ulaş'ın yüzü, neredeyse ifâdesiz gibiydi. Ama sonra gülümsedi: "Mutlu insanların görüntüsü, beni çok mutlu ediyor."
        Duygu Dağbayır, geldi ve sipârişleri sessiz-sedâsız yerleştirdi; ve hızlıca uzaklaştı.
        "Beni çok şaşırtıyorsunuz, Bay Uzer. Anlaşılan, aşırı duygusal bir yapınız var; ya da çok iyi bir psikologsunuz."
        Ulaş, mahçûb oldu. "Buna, umarım ki, siz karar verirsiniz." Utangaçça Gizem'e baktı.
        Gizem de onu izliyordu. "Bu güzel günde ne gibi planlarınız var?"
        "Sizin de söylediğiniz gibi, böyle 'güzel bir gün', planlar yaparak, boşa harcanmaz. Her dakikayı tatmak gerek. Peki siz, güzel bayanlar?"
        "Benim, bu akşam, önemli bir buluşmam var," diye söze atladı Aysun; hemen ardından boşboğazlığına pişmân oldu.
        "Oho!" dedi Ulaş. "Buna sevindim. Dediğim gibi; mutlu insanların varlığı, beni, mutlu ediyor." Gizem'e: "Ya siz, Bayan Gözsel?"
        "Tüm öğle sonrası, uğraşım var. Ama akşamüstünden sonra, bir planım yok." Ulaş, üzgün bir tavır sergiliyordu. "Bu akşam buluşuruz. Alazköy'ün, eflâhını çıkarırız."
        Aysun'un gözleri, öyküler anatıyordu. Arkadaşının bu çıkışı, ona, mutlu ânlar yaşattı.
        "Peki," dedi Ulaş. "Tamı-tamına ne zamân?"
        Gizem, kahvesinden keyifle bir yudum çekti. Ulaş'a yanıt vermedi. Donuk bir bakışla ayağa kalktı. "Hemen geliyorum," dedi; ve uzaklaştı.
        Geriye kalanlar, gidenin ardından baktı. Ulaş, tümüyle Aysun'a döndü. "Çok etkileyici bir kadın. Kanımı donduruyor."
        Aysun, sol dirseğiyle masaya abandı; çenesinin yan kısmıyla, elinin içine yaslandı. "Ve o, benim biricik 'sevgilim'. Onunla kesinlikle buluşmalısınız."
        "Kesinlikle!" dedi Ulaş.

***


Târih: 27.08.2014 | Bölüm: Araştır ve bul!


Öykünün tüm kısımları
- 8. kısım
- 7. kısım
- 6. kısım
- 5. kısım
- 4. kısım
- 3. kısım
- 2. kısım
- 1. kısım





Tüm Bölümler
12. bölüm: Yasalar, her şeyden üstündür!
                  (Hazırlanıyor)
11. bölüm: Tepetaklak!
10. bölüm: Kutluluklar ola!
  9. bölüm: Mutlu başlangıçlar!
  8. bölüm: Kara sevdâmsın sen!
  7. bölüm: Öleceğim özleminle!
  6. bölüm: "Seni seviyorum!"
  5. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (2)
  4. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (1)
  3. bölüm: "Ben, kimim?"
  2. bölüm: Araştır ve bul!
  1. bölüm: Aradık ve bulduk!
2. bölüm Araştır ve bul!
© Erol Sürül | Sitemin, tüm hakları saklıdır.