2. bölüm Araştır ve bul!
8. kısım


        Saat onsekizden sonra, Gizem, Ulaş'ı, telefonla aradı. Çeyrek saat sonra, Alazdibi Kuytusu'nda eğlence merkezi pasajında yan-yana dolaşıp, tüm mekânları gözden geçirmeye koşuldular. Aslına, ikisi de, burada, daha önceden, defâlarca gezinmişlerdi; ama tek kişi ile çift kişinin gözlemlemesi, farklı oluyordu. Gördüklerini ve yaşadıklarını, karşılıklı olarak yorumladılar.
        "Şu kadarını bilesiniz, Bay Uzer; aşırı alkol tüketen insanlardan hoşlanmam," dedi Gizem. O tanıdık tatlı-sert yüz ifâdesiyle, Ulaş'ı, dikizledi.
        "Bu güzel akşamın tadını çıkartmak gerek, güzel kadın. Böyle bir durumda, alkol, yalnızca rahatsızlık verir."
        Yeşil gözlü dilber, bu kez yanıt vermedi; karşısındaki karizmatik sarışını tenkitsel bir bakışla süzdü. Ardından da zârifçe sola dönüp, mekânı bir kez daha gözden geçirdi.
        Önce bir uzuniçer bara uğradılar; tezgâhın önünde, yüksek iskemlelere oturup, barmanın nefis alkolsüzlerine yoğunlaştılar.

***

        Aysun, sol elindeki kamçıyı, efendisine uzattı. Bu kamçıy, ince ve çok uzun kauçuktan bir job görünümündeydi.
        "Bir kusur mu eyledin?" diye sordu Tankut.
        "Hâyır, Efendim."
        "Öyleyse hâddini bil! Seni, ne zaman kırbaçla cezâlandıracağımı, kendim bilirim!"
        Aysun, başını öne eğdi ve kollarını sarkıttı.
        Tankut, onun sol kolunu dirsek altından yakalayıp, sertçe kendine çekti; kırbacı elinden aldı. "Geç şuraya!" Yatağın önünü gösteriyordu. "Diz çök!" Aysun, buyrulanı yaptı. "Eteğini yukarı çek!" Aysun, buyrulanı uyguladı. Efendisi de, sağ ayağının tabanıyla iki omuzunun ortasını tekmeledi; güzel köle, yatağa yumuldu.

***

        Diskoda, fazla kalmamışlardı: her şeyi, tadında bırakmak gerekirdi. Geceyarısına yakın bir zamânda, Alazdibi Kuytusu'ndan çıkmışlardı.
        Sokak lâmbaları; gökyüzünde parlayan yıldızları ve ayışığını rahâtsız ediyordu. Ara-sıra durup, çevrenin ve gökyüzünün güzelliğini tattılar.
        "Bana gidiyoruz," dadi Gizem yıldızları izlerken.
        Ulaş da, bakışlarını, yıldızlardan, yeryüzüne indirdi; başını öne eğdi: "Öyle olsun," dedi yalnızca.
        İkisi de, yeni tanışlarına iyice alışmıştı. Ulaş, Gizem'in görünüşteki ilgisizliğini, iyiden-iyiye, çekici buluyordu. Daha önce, hiç böyle bir durumla karşılaşmamıştı. Gizem'in güzelliği, zekâsı ve özgüveni, onu mutlu ediyordu. Genç adamın içi, kıpır-kıpırdı.
        Kısa süre sonra, düz yol devâm eden Anadar Caddesi ve sola açılan Halide Edip Adıvar Dereyolu'nun çatağına geldiler; buradan, sola döndüler. İlk binâ, Mut Apartmanı'ydı: ikncisi de M'Alum Otel'di.


        Tüm akşam boyunca, tek damla alkol tüketmemişlerdi; bunu gözönünde bulunduran sarışın güzel, ev barına geçti. "Ne istersin?" İlk kez, gerçekten gülümsüyordu.
        O gülümseme, Ulaş'ın içini hoplattı. "Tatlı bir şey olsun."
        Gizem, bir uzuniçer bardağı, bir de sek bardağı çıkardı. önce uzuniçer bardağına, altı santilitre kayısı likörü döktü; sonra, bir santilitre limon ekledi; ve son olarak da, kayısı suyu ile bardağı doldurdu. Buz da ekledikten sonra, bardağı, yana bıraktı. Sek bardağına iki santilitre Martini Dry döktü; üzerine beş santilitre cin ekledi; bir-kaç damla limondan sonra, bardağa, kara bir zeytin bıraktı. Üç buz parçasıyla, ev işi "dry martini"yi tamamladı.
        Ulaş'a, kayısı içeceğini uzattı. Kendisi de, onun karşısındaki koltuğa oturdu.
        Genç adam, içkisinden küçük bir yudum aldı. "Barmanlık deneyimin var mı?" Anlaşılan, içtiğinden hoşlanmıştı.
        "Elbet de hâyır. Bu, bir kokteyl değil; barımda bulunan tek tatlı sıvıları kullandım; her şey, bundan ibâret."
        "Tam isâbet bir rastlandı oldu." Temkinlice, Gizem'i izledi. 'Sıradan bir mini etek, bir kadına bu denli mi yakışırdı?' diye sordu kendisine? Genç kadının hârikulâde bacakları vardı; bakmaya doyamıyordu. Ama bir 'beyefendi' olmak zorundaydı; sürekli o güzelliği dikizlemek, bir beyefendiye yakışmazdı. Bir de Gizem'in, o turkuazımsı yeşil gözleri yok muydu!
        "Alazköy'de, sana, sarkıntılık eden oldu mu?"
        Gizem, hiç şaşırmadı. Aksine, hemen karşılık verdi: "Ya sana?"
        Karşılıklı bakıştılar. O güzel gerçeğin, farkındaydılar; ikisi, bu kentte bulunan en alımlı kişiler olmalıydılar.
        Gizem, bardağını alıp, ayağa kalktı; kapıya vardığında, geriye baktı; "Gel; sana evimi göstereyim." Ulaş da, elindeki bardakla, onun yanına geldiğinde ekledi: "Plan olarak, senin evinle bire-bir aynı. Ama yine de gör."
        Aysun'un odası dışında, evin her köşesini Ulaş'a gösterdi. Son olarak, en özel odaya girdiler. Gizem, bu odada çoğunlukla yalnız kalırdı. Yatak odası, Ulaş'ın hoşuna gitmişti.
        "Çok güzel bir yatak odan var." Ulaş, Gizem'in tûhaf, ama çok etkileyici bakışları altında, eziliyordu. Her nedense, kendisini, çok iyi hissediyordu. Bu, nasıl bir duyguydu böyle?
        "Daha yeni taşındım; zamânla çok daha pekinleşecek ve güzelleşecek." Sarışın dilber, Ulaş'ın elinden, bardağını aldı; her ikisini de komidinin üzerine koydu. Delikanlıyı elinden tuttu ve yatağa yaklaştırdı.
        Bekledi. Hiç bir şey yapmadan, Ulaş'ın gözlerine baktı. Sanki hiç bir şey sezinmiyormuş gibi, biraz da öfkeli gibi, Ulaş'ın gözlerini dikizledi.
        Ulaş ise, donup kalmıştı; ne apacağını, bir türlü kestiremiyordu.
        Yeşil gözlü dilber, sağ alinin beş parmağının uçlarını, bir örümcek gibi Ulaş'ın göğsüne dayadı. Gözlerini, Ulaş'ınkilere dikti; ve ânî bir hareketle, onu, sırtüstü yatağa düşürdü. Genç yakışıklının kafası, tam da yastığa denk gelmişti.
        Delikanlı, hâlâ çok şaşkındı; keşke bir şeyler yapabilecek konumda olsaydı! Ama efendisinin büyüsüne kapılmıştı!
        "Çek ayaklarını yatağın üstüne!" Ulaş, yalnızca şaşkın-şaişkın bakınıyordu. "Çek ayaklarını yatağın üstüne!"
        Ulaş, derhâl buyrulanı yaptı.
        Gizem, yavaş-yavaş Ulaş'ın üzerine yattı; tüm bedeniyle onu örtmek ister gibi! ;"Beni, güzel buluyor musun?"
        Ulaş'ın, sesi titredi. "Hem de çok! Târif edemeyeceğim kadar güzelsin."
        "Beni arzuluyor musun?" Hemen ardından bağırdı: "Yalan söyleme!"
        "Hem de, inanamayacağın kadar çok."
        "Bana dokunmak, dudaklaerımı öpmek istiyor musun?"
        Ulaş'ın gözleri, Gizem'in güzel dudaklarına odaklandı. "Bunun için neler fedâ etmezdim!"
        Gizem, genç adamın ellerini yavaşça yastığın üzerine götürdü; Ulaş ise, hiç direnmedi.
        Ateşli dilber, savunma sporlarında öğrendiği atılganlıkla, yastığın altından çıkardığı bir kelepçeyi, yakışıklı sarışının sol bileğine taktı; aynı hamleyle, diğer halkayı karyolanın çelik başlığına bağladı. Hızını hiç kesmeden, Ulaş'ın sağ elini de bağlamıştı.
        Tam bu ânda, Ulaş, kendine geldi. Kapıldığı büyü, azalmıştı.
        Gizem, kararlıydı; Ulaş'ın pantolonunu çıkaracaktı. Ama adam, çırpınıyordu.
        Sarışın güzel, elinin tersiyle adamın kalçalarına birer darbe indirdi! Ulaş, kıvrıldı! Bacakları, çok acıyordu!
        "Merâk etme; bacaklarını incitmedim; yalnızca kendine gelip, içinde bulunduğun ihtirâsın farkına varmanı sağladım." Bunları söylerken, Ulaş'ın ayakkabılarını ve pantolonunu çıkardı. "O da ne? Yatakta, çoraplı bir erkek istyemiyorum." Ulaş, artık direnmediği için, ayaklarını soymak, çok kolay oldu. Gizem, diğer yastığın altından, iki kelepçe daha çıkardı.
        Ulaş, yeniden çırpınmaya aşladı. Ama Gizem, onu elinin tersiyle tehdit etti. Genç adam, her tür direnmenin yararı olmadığını anlamıştı.
        "Her tür direnme, yersiz ve gereksizdir! Bunu bilesin!"
        Ayaklarını da kelepçeledikten sonra, adamın kilodunu farketti. Tsıklayarak başını salladı. Komidinden, bir makas çıkardı.
        Ulaş, korkudan dehşete kapıldı!
        Gizem, gösterişli bir şekilde makasın ağzını iki kez açıp-kapadı. Ulaş'ın üstüne eğildi.
        Genç adam, ağzı bağlı olmamasına karşın, bağlıymış gibi, korku belirtileri gösterdi. Ama Gizem, bu sırada adamın kilotunu kesip, havaya kaldırdı.
        Delikanlı, derin bir soluk aldı. "Ohhh! Huyyyhhh!" (3. bölümden devâm edin.)

Târih: 27.08.2014 | Bölüm: Araştır ve bul!


Öykünün tüm kısımları
- 8. kısım
- 7. kısım
- 6. kısım
- 5. kısım
- 4. kısım
- 3. kısım
- 2. kısım
- 1. kısım





Tüm Bölümler
12. bölüm: Yasalar, her şeyden üstündür!
                  (Hazırlanıyor)
11. bölüm: Tepetaklak!
10. bölüm: Kutluluklar ola!
  9. bölüm: Mutlu başlangıçlar!
  8. bölüm: Kara sevdâmsın sen!
  7. bölüm: Öleceğim özleminle!
  6. bölüm: "Seni seviyorum!"
  5. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (2)
  4. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (1)
  3. bölüm: "Ben, kimim?"
  2. bölüm: Araştır ve bul!
  1. bölüm: Aradık ve bulduk!
2. bölüm Araştır ve bul!
© Erol Sürül | Sitemin, tüm hakları saklıdır.