3. bölüm "Ben, kimim?"
1. kısım


        Gizem, elindeki iki kahve kupası ile, yatak odasına geri döndü ve yatağın kıyısına oturdu; Ulaş'ı dürttü; Ulaş, mırıldanınca, bir daha dürttü. "Uyan, tembel çocuk! Bu ne tatlı uykuymuş yahu!" Ulaş, yüzüstü, yatışında, yavaşça gözlerini açtı ve Gizem'e baktı. Yorgunluk, gözlerinden akıyordu. "Sana kahve getirdim, uyku tulumu!"
        Ulaş, Gizem'e donuk gözlerle baktı. "Bana tecâvüz etmek zorunda mıydınız? Bunun, daha uygar bir yöntemi olamaz mıydı?"
        "Kalk! Bir yudum kahve iç; kendine gelirsin!"
        "Önce tecâvüz ediyorsunuz; sonra da özür dileyecek yerde, zeytinyağ oluyorsunuz."
        "Kancıklar gibi zırlanma! Kalk! Hadi!"
        "Siz, hep böyle öfkeli misiniz?"
        Gizem, bu sefer öfkelendi. "'Kalk ayağa!' dedim sana!"
        Genç adam, birden-bire yatakta doğruldu. "Peki-peki! Dingin olun."
        "Sus! Bana buyruk yağdırma!"
        Ulaş, ellerini omuz hizâsında havaya kaldırdı. "Durun; korkutuyorsunuz beni."
        Gizem'in öfkesi sürekli yükseliyordu. "Bana, nasıl davranacağını, sana, öğreteceğim!"
        "Siz, hep böyle gergin misiniz?" Sonunda Gizem'in elindeki kahveyi aldı; ve bir yudum çekti.
        "Bana, nasıl davranacağımı sakın öğretmeye kalkışma! Anladın mı, sersem!"
        "Nasıl isterseniz; yeter ki, biraz dinginleşin."
        "Sen, daha çok şey öğreneceksin! Bu küstahlığını, dizginleştireceğim!"
        "Ama ben, küstah değilim ki! Siz, bana sürekli buyruklar yağdırıyorsunuz."
        Gizem'in öfkesi doruğa ulaşmıştı. "Bu, daha başlangıç! Saygısızlığını, geriçekilimle cezâlandıracağım!" Ardından, kalktı ve yatak odasını terketti.
        Ulaş, başına geleceklerden şimdilik habersizdi.

***

        "Bay Tankut, benden bir şikâyetiniz mi var?" Küçük arabanın direksiyonunda, Tuğbay vardı. Dikiz aynasından, arkada orturan Tankut'a bakıyordu.
        Tankut, tabletinden başını kaldırdı ve gözlüğünü çıkardı; sol yanında oturan Hun'a gözattı; sonra, Tuğbay'a döndü. "Hangi konuda, Bay Tuğbay?"
        "Bir hâfiyet konusunda, Bayan Gözsel'i görevlendirdiniz. Kendimden kuşkulanmaya başladım." Sonra da, dikkatini, önündeki trafiğe yöneltti.
        "Olur mu öyle şey? Bilâkis, sizden, her alanda memnûnum; bundan kuşkunuz olmasın."
        "Peki, o görevi neden bana vermediniz?"
        Tuğbay'ın ,çtenşiliği, Tankut'u mutlu ediyordu. "Kuzum, farkındaysanız, sizin görev alanlarınız, her geçen gün çoğalıyor. Yavaş-yavaş yükünüzü azaltmak, daha uygun olur. Şu ânda bile, en az iki kişinin kaldırabileceği iş yükünüz var."
        "Ama ben, hâlimden memnûnum."
        "İşte; bunun için, size, her alanda güveniyorum. Ama sizin, iş yükü altında ezilmenize göz yumamam."
        Tuğbay, aynadan, patronuna iki gözünü de kırptı.

***

        Bu kez, Kıran Kafe'de biraz zamân geçirmek istediler.
        "Sevgilim, çok iyi görünüyorsun." Aysun, Gizem'in pırıltısnın farkındaydı.
        Gizem ise, son gece ve az önce yaşadıklarından, sözetmek istemiyordu. "Çok iyi uyudum. Başka bir nedeni yok. Dün, çıktığım dağ gezisinde kendimi fazla yormuşum."
        "Güzelim, bana, yaşamının özellliğinden ve gizliliğinden mi söz etmek istiyorsun?"
        "Kahrolası! Bir-birimizi, ne kadar iyi tanıyormuşuz!"
        Tam o ânda, Duygu Dağbayır, masaya kondu. "Hanımlar, bu kez ne istersiniz?"
        "İki sütlü kahve!" dedi Gizem birden-bire.
        Dağbayır, duraksadı. "İki sütlü kahve?"
        "Evet, Bayan Dağbayır. Neden şaşırdınız?"
        Duygu, uzaklaştı.
        Aysun ise, şaşkınlıklar içindeydi. "Benim, sütlü kahve istediğimi nereden çıkadın?"
        "Yahu, dinginim. Başkalarını dinleyecek durumda değilim."
        "Hah! Bugün, neden ışıldıyorsun? Neden mutlusun?"
        "Peki! Peki! Son gece, çok güzel bir deneyimim oldu. Daha doğrusu, önümüzdeki süreç için, güzel bir başlangıç yaşadım."
        "Bu küçücük yerde, nasıl da yaraşır birini bulabildin?"
        "Peki; sen, yaraşır kişiyi, nerde buldun?" Aysun, kollarını çaprazlayarak masanın üstüne eğildi. "Kendisine neden tecâvüz ettiğimi sordu bana. Anlayacağın; sen, kısa süre öncesine kadar ne kadar deneyimsiz isen, o da, o kadar deneyimsiz. Ama o, benim kölem olduğunu daha bilmiyor. Yâni, hâlâ deneyimsiz sayılır. Peşimden düşmeye başlasın; o zaman anlayacak."
        "O da ne? Yâni, sırf bir gecelik bir durum değil miydi?"
        "Yooo. Bir-çok özelliğinden hoşlanıyorum. Öğrenme yeteneği çok gelişkin."
        "Sorum tûhaf gelebilir; kim bu saf bilinçli şanslı delikanlı?"
        "Bu soruda tûhaf olan ne?"
        "Ben Alazköy'de kaç kişi tanıyorum ki?"
        "Haklısın. Aslında, onu, tanıyor olmalısın; avukat Ulaş Uzer."
        O sırada Duygu Dağbayır, kahveleri getirdi; ve hemen uzaklaştı.
        "Bir konu daha merâkımı çekti: Neden ona tecâvüz ettiğini öne sürdü?"
        Gizem'in, sırıtmaktan neredeyse dişleri gözükecekti. "Kendisini, kelepçelerle karyolanın korkuluklarına bağladım."
        "Desene; evin, tam teçhizât! Yine de anlayamadığım bir durum var: Onu, nasıl 'tam erkek' yaptın?" Aysun'un merâkı, gerçekten gözlerinden fışkırıyordu.
        "Düşünsene; senin efendin, sana hükmedince, tüm hormonların tepe-taklak oluyor. Buna da şaşırıyor musun?"
        "Artık değil. Ama erkeklerle kadınların ortak yanını, anlamakta zorluk çekiyorum."
        "Tatlım, erkekler, sırf şehvet ve ihtirâs ânında 'sertleşmez'. Öfke ve korku da, onları 'sertleştirir'. Örneğin erkeklerin bir kısmı, sabâhları uyandığında, bacakaralarında 'taş gibi bir sertleşme' vardır. Bu, gördükleri rüyâların onlarda oluşturduğu öfkeden kaynaklanır."
        "Peki, korku?"
        "Geldik konumuza! Bir erkek, korkarsa, çükü sertleşerek, alışılagelenden neredeyse yüzde elli büyük olur. Bu durum da, o erkek kölenin efendisinin işine yarar." Biraz düşünme arası verdikten sonra, devâm etti: "Korkunun getirdiği başka bir etki de 'boşalmama yükmüdür'dur; yâni erkek kölenin efendisi istemediği sürece, o erkek, boşalamaz. Ya da en azından, çok geç boşalır. Bu durum da yine efendisinin yararınadır."
        "Sonra?"
        "İlk kez efendisine hizmet etmiş olan bir köle, boşalmasının hemen ardından mışıl-mışıl uyur. Çok yorgundur, çünkü ilk kez sevişmekte bu kadar etkin olmuştur. En az sekiz saat boyunca deliksiz uyur. Uyandığında da, büyük bir oranda dingin olur. Bilâkis uykuya dalmadan önce edindiği orgazm, onun endorfin ve seratonin dengesini yükseltir; ve köle, olgunlaşır. Hattâ, uyumadan önceki tecâvüzü, hâz olarak algılar. Artık efendisine, epeyce bağlanmış olur."
        "Tecâvüz konusunu, şimdi anlamaya başladım. Peki; seni, ona tecâvüz etmekle suçlarsa?"
        Gizem, alaycı biçimde güldü. "Öyle bir durum, olamaz! Bana karşı dâvâ açmaya kalkışsa bile, saftirik polisler, savcılar ve yargıçlar, onunla alay ederler. Sonuçta, kendisi, gülünç duruma düşer. Hele olası dâvacı, bir avukat ise, bu gerçeği, çok iyi bilir. Bir de şu gerçek var ki, insanlar, kadınların da erkeklere tecâvüz edebileceğini anlayacak kadar evrilmedi."
        "Şimdi ne olacak?" Aysun, ne kadar eğlendiğini farketti.
        "Yapacak bir şey yok. En geç iki gün sonra benim peşime düşecek. Ben, tasmasını takmayacağım; ve o, köşe-bucak beni arayacak. Ve bir gün, onu, güzelliğimin ve becerilerimim tam kölesi yapacağım. Sonuç: Artık o, benim koşulsuz boyuneğer kölem olacaktır!
        "Anlaşılan, ona çok önem veriyorsun."
        "Elbet de. Dediğim gibi; bireysel kalitesi, ortalamanın çok üzerinde. Eğitimli, kültürlü, zekî ve uslu bir erkek. Onunla, çekincesiz, her yerde boy gösterebilirim. Yüz kızartıcı tavırlar, ondan aslâ beklenmez. Çok karizmatik buluyorum onu. Ayrıca, kusursuz güzellikte bir bedeni var. Tam bir erkek! Ve benim boyuneğer kölem!"
        Aysun, ellerinin içini yukarı çevirerek, Gizem'in ellerinin parmaklarını avuçlarına aldı. "Sevgilim, ben, dünyânın en şanslı kadınıyım. Hem senin gibi bir arkadaşım, hem de taparcasına sevdiğim bir efendim var. Ben, bu kadar mutluluğu ne ile hakkettim?"
        "Tatlım, ben de seni çok seviyorum. İyi ki varsın. Ben de çok şanslıyım."

***


Târih: 02.09.2014 | Bölüm: "Ben, kimim?"


Öykünün tüm kısımları
- 7. kısım
- 6. kısım
- 5. kısım
- 4. kısım
- 3. kısım
- 2. kısım
- 1. kısım





Tüm Bölümler
12. bölüm: Yasalar, her şeyden üstündür!
                  (Hazırlanıyor)
11. bölüm: Tepetaklak!
10. bölüm: Kutluluklar ola!
  9. bölüm: Mutlu başlangıçlar!
  8. bölüm: Kara sevdâmsın sen!
  7. bölüm: Öleceğim özleminle!
  6. bölüm: "Seni seviyorum!"
  5. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (2)
  4. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (1)
  3. bölüm: "Ben, kimim?"
  2. bölüm: Araştır ve bul!
  1. bölüm: Aradık ve bulduk!
3. bölüm "Ben, kimim?"
© Erol Sürül | Sitemin, tüm hakları saklıdır.