4. bölüm İncelemek ve araştırmak! (1)
3. parça


        Salı sabâhı, Tankut, kendini onsekizinde bir delikanlı gibi sezinliyordu. Yazıhânesine girer-girmez, hemen piyano odasını açtı. Hızlı adımlarla piyanoya vardı.
        Hun ise, ondan atılgan davrandı; önce tabûrenin üzerine, oradan da piyanonun üstüne sıçradı.
        Sarışın lüleli güzel, onu, fazlasıyla etkiliyordu; sıklıkla kendini, Aysun'u düşünürken yakalıyordu.
        Bu sabâhki şarkı seçeneği, pek sıradan, ama yine de duygusaldı: Namık Kemal Aktan'ın bestelediği, "Gözlerin" ("Kız, senin gözlerin") adlı şarkı oldu. Şarkının sözleri, çok kısa ve çok yalın idi; ama bugüne uyuyordu.
        'Kız, senin gözlerin, bahar gözlerin; kalbimin içine bakar gözlerin! Gün olur; ömrüme doğar delice; gül olur; kararır-batar gözlerin!'
        Hun, ara-sıra kısık sesli havlamamalarla ona eşlik etti.


        Bir süre sonra, Idır, telefonu çaldırdı. "İlçe Jandarma Karakolu'ndan Çavuş Kuğulu geldi, Bay Tankut."
        "Alın içeri lütfen." Sâniyeler sonra, kapı tıklandı. Tankut, yerinden kıpırdamadı. "Gir!" Çavuş Akın Kuğulu, içeri girdi. "Hoşgeldiniz. Buyrun; oturun şöyle."
        Çavuş Kuğulu, pencere yönündeki koltuğa oturdu. "Beni ağırladığınız için teşekkür ederim. İşim, acele olduğu için, önceden randevu alamadım."
        "Ricâ ederim. Size nasıl yardımcı olabilirim?"
        "Şu Osman Nuri Kabataş vakâsını duymuşsunuzdur. O konuda bilginize ve yardımınıza gerek duyuyorum."
        "Kolluk güçlerine yardımcı olmak, hepimizin görevi."
        "Zâten öyle olmalı. Alazköy'de, sizin bilginiz dışında kuş bile uç..."
        "Ne münâsebet! Ben, kral değilim. Kaldı ki, krallar bile, ülkesindeki olup bitenden, en son haberdâr olurlar."
        "Çok açıkgönüllüsünüz; ama sizin buradaki etkinizin farkınayız. Sizin, bize yardımcı olabileceğiniz bir yol var mıdır?"
        "Öyle bir durum söz konusu olsaydı, siz, beni değil, ben, sizi arardım."
        Çavuş, Tankut'a, bir suçluymuş gibi baktı; Tankut, bunun farkındaydı. "Siz, militan solculuğu ile bilinen birisiniz. Merhûm ise, aşırı sağcı idi."
        "'Militan solculuk', bir suç ise, 'milisler' de suçlu durumundadırlar. Öyleyse, siz de suç örgütünün üyesisiniz."
        "Böyle felsefî ataklarla, konuyu değiştirmeyi en iyi bilen kişisiniz."
        "Bay Kuğulu, elime en ufak bilgi bile geçerse, en hızlı yoldan size ileteceğimden emîn olabilirsiniz."
        "Bay Tankut, Kabataş'ın intihârına kesin gözüyle bakılıyor. Ama onu intihâra sürükleyen birilerinin olmasına da, kesin gözüyle bakıyoruz."
        "Çok saçma bir durum. İntihâr eden herkesi, birileri, bu duruma konuşlandırmıştır. Peki, kaç intihârdan dolayı, birileri suçlanmıştır?"
        "Ölüme sebebiyet vermek de suçtur. Cinâyet kadar ağır bir suç değildir; ama bir suçtur. Bu ölümün peşine düşeceğim. Suçluyu bulup, adâlete teslim edeceğim."
        "Beni tehdit mi ediyorsunuz?" Tankut, eğlenerek gülümsedi.
        "Ne münâsebet! Ne alâkâ!"
        "Çavuş! Vergi mükellefinin, size emânet ettiği nakte, gereksiz işlerle hıyânet etmeyin! İzninizle; işim başımdan aşmış."
        Kuğulu, bilinçbilimsel eğitiminden yararlanmak amacıyla, Tankut'u görmek istemişti; Tankut, bu gerçeği biliyordu. Kuğulu, aklısıra, onun tavırlarını analiz edecekti,
        Ama Tankut da eski bir çakaldı. Ânîden zengin olduğunda, malvarlığını nasıl koruyup katlamışsa, Kuğulu gibi toy çakalların tuzağına düşmeyecekti.


        Kuğulu, gidince, Tankut, bilgisayarcı Özkan Oğuzhan'ı telefonla aradı. "Çalıştınız mı?"
        Oğuzhan, her zamanki gibi, tek heceliydi. "Çalıştı."
        "Başarılı oldunuz mu?"
        "Oldu."
        Tankut, kendi-kendine, içten-içe güldü.


        Âhizeyi istasyona yeni yerleştirmişti ki, yeniden kaldırdı; bellekte bir numara seçti ve tuşladı. Biraz bekledikten sonra, yanıt geldi. "Tünaydın, Bayan Gözsel. Yarın saat ondörtte benim evde olunuz. Ama tam takım geliniz. yüksek atlama yapacağız."
        Gizem, Tankut'un resmîyetini anlamıştı. 'Yüksek atlama' ile de neyi kastettiğini anlamıştı. "Ondört dediniz?"
        "Evet; yarın saat ondörtte benim eve uğrayın."
        "Şimdiden seviniyorum; buluşma vaktini, sabırsızlıkla bekliyorum. Bu arada; lateks nerde bulabilirim?"
        "Lateks? Moda ve giyim merkezimize başvurabilirsiniz. Ya da durun; ben, hâlleterim. Ne kadar gerekiyor?"
        "Sanırım beş metrekare yeterli olur."
        "En geç öbürgün, size ulaşır; yarın meşgûlsünüz ya?"
        "Ama gerekli olan yan malzemeler de bana gönderilmeli."
        "Hâlloldu bilin."
        Sonra da moda ve giyim şirketini aradı. "Depolarda lateks var mı?"
        Diğer uçtan, bir erkek sesi geldi. "Hangi renk, Bay Tankut?"
        "Bak; bunu sormayı unutmuşum." Karşı taraftan, klavye tuşlaması sesleri geliyordu.
        "Stoklarda, mavi, siyah, kahverengi ve tenrengi var."
        "Hepsinden beşer metrekare hazırlayın; ayrıca işlemek için ne gerekiyorsa, uygun biçimlerde ambalaja ekleyin. Bayan Gizem Gözsel'in ev adresine götürün."
        "Hemen hâllediyorum. Her şey, bugün Bayan Gözsel'in eline varır."
        Hemen ardından, Uğur Uğursoy'u aradı. "Bay Uğursoy, Ağtunç Kule'deki işler için görüşmek amacıyla, bana uğrar mısınız?"
        "Bizim çocuklar, bir yanlış mı yaptılar?"
        "Hâyır; aksine çok güzel iş çıkardılar. Yalnızca üst bahçeyle ilgilendiler ya; bugün de alt bahçede yapılacakları görüşeceğiz."
        "Anlıyorum. Bu akşam yine saat yirmi?"
        "Olur. Sizi bekliyorum."

***

        Gizem, öğle vakti yeni işyerinden çıktıktan bir-kaç dakika sonra, cep telefonu çaldı. Bir erkek sesi geliyordu. "Bayan Gözsel? Sipârişinizi hazırladım. nereye getirteyim?"
        "Hangi ısmarlama?"
        "Lateks ısmarlamıştınız ya."
        "Ne çabuk! Şimdi, eve doğru yoldayım. En geç on dakika sonra evdeyim. Size uygun mu?"
        "Kargocumuz da zâten o sırada size varabilir."


        Gizem, günün geriye kalan kısmının büyük bir bölümünü, daha rahat serpinebilmek için hazırlayacağı kılığı tasarlamak ve ve lateksleri kesmekle geçirdi.
        Tüm bu işleri, o sırada boş olan konuk odasında yürütüyordu. Aysun'un farkına varmaması için de, epeyce emek sarfediyordu.
        Giyim ve moda merkezi, beş orta boy koli içinde, beklediğinden çok fazla mal yollamıştı. Ücret işini de Tankut hâlletmişti.

***


Tarih: 15.09.2014 Bölüm: İncelemek ve araştırmak! (1)


Öykünün tüm parçaları
- 7. parça
- 6. parça
- 5. parça
- 4. parça
- 3. parça
- 2. parça
- 1. parça


Tüm Bölümler
10. bölüm: Kutluluklar ola! (Hazırlanıyor!)
9. bölüm: Mutlu başlangıçlar!
8. bölüm: Kara sevdâmsın sen!
7. bölüm: Öleceğim özleminle!
6. bölüm: "Seni seviyorum!"
5. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (2)
4. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (1)
3. bölüm: "Ben, kimim?"
2. bölüm: Araştır ve bul!
1. bölüm: Aradık ve bulduk!
İncelemek ve araştırmak! (1)
© Erol Sürül | Sitemin tüm hakları saklıdır.