4. bölüm İncelemek ve araştırmak! (1)
4. kısım


        Aysun, bugün, gazetelere geç saatlere kadar bakmamıştı. Böylece, Oya Kaygusuz'un haberini de geçiktirmişti.
        Alazköy'e geldikten sonra, ilk kez bir tabletinin olduğunu anımsadı. Tableti, dolaptan çıkarıp, başlattı. Bir-kaç tık aradan sonra, aradığı habere ulaştı.
        Kaygusuz'un haberi, yine manşet değerindeydi; ve baskı hâlindeki gazetenin birinci sayfasından yayınlanmıştı. "Heyhât! Milyarder Aysun Ağtunç, ilimize iyice yerleşiyor!"
        Aysun, gülümseyerek, başını salladı.
        Başlığı tâkip eden altbaşlık ise, her zamânki gibi biraz abartılıydı. "Ağtunç Holding'in tek sâhibi olan Aysun Ağtunç, şirketlerinin ana merkezini Alazköy'e taşıyacağını, kesin bir dille belirtti."

***

        Tankut, bu kez asansör holünde bekledi; dışarısı, ona biraz fazla sıcak geldi.
        dahâ önceden yazdığı not kâğıdını, yine elinde gizledi; ve elini pantolonunun cebine soktu.
        Uğursoy, yine dakikti.
        "Hoşgeldiniz, Bay Uğursoy," diyerek, elini uzattı.
        "Teşekkür ederim, Bay Tankut," diye yanıtlayan Uğursoy, eline tutuşturulan pusulayı, ustalıkla pantolonunun cebine soktu.
        Yaklaşık on dakika boyunca, gerçekten Ağtunç Kule'nin işleri üzerine konuştular.
        Uğursoy, asansör holüne geri dönerken, geriye kalan Tankut da, kollarını açtı, gerindi ve temiz havayı içine çekti.
        Uğursoy ise, hole vardığında, cebindeki notu çıkardı ve okudu; 'Yarın saat 15.00'da Ayınlık'ta iki kişi olacağız. Bizi kuşatın.'
        Hemen ardından, notu, en küçük parçalara yırtarak, yine cebine attı.

***

        Yeşil gözlü dilber, yeni görevlerini çok sevmişti; dahâ önce, hayâlini bile edemediği görevler üstleniyor, yeni sorumluluklarla boğuşuyordu. Tüm yaşamı, tatlı-sert biçimde alt-üst olmuştu.
        Salı akşamına kadar fikir değişitirmişti; Aysun'a, konuk odasında yaptıklarını bildirecek ve açıklayacaktı.
        Yeni 'iş ayakkabılarını' tasarlarken, kapı çaldı. "Gir, güzel tatlım."
        Sarışın lüleli güzel, içeri girdi; odanın dağınık hâlini gözden geçirdi; şaşırmıştı; Gizem'in böylesine pasaklı olduğunu, anlatsalardı; hayâtta inanmazdı! "Buranın hâli ne? Güzelim, ne yapıyorsun?"
        Gizem, başını geri çevirerek, ev arkadaşına kısaca baktı. "Benim, hobilerim var. Bu gördüğün de, sayısız hobilerimden yalnızca biri. Bugün öğleden sonra, lateksten bir kılık tasarladım. Şimdi de aynı kılığa, uygun ayakkabı tasarlıyorum."
        "İlginç. Yaptığın şey, her nedense, bana bir klişeyi çağrıştırdı."
        Gizem, güldü. "Dur! Tahmin edeyim: lateks kılıklı bir domina ve elinde uzuuun bir kırbaç! Haklı mıyım?"
        Aysun, arkadan arkadaşına sarıldı. "Çok iyi bildin, sevgilim," dedi ve Gizem'in yanağını öptü.
        "Ama benim aşk ve seks anlayışımda, öyle uygulamalar yok. Kırbaç, var elbet; ama lateksten kılık? Yok!"
        Aysun, bir iskemleye oturdu. "Peki; kimin için yapıyorsun bunları?"
        "Şimdilik, hiç kimse için, şeker kız. Yalnızca hobimi etkin tutuyorum. Ama bakarsın, günün birinde bir müşterim çıkar."
        "Öyleyse ikimiz için de hazırla; elbet de yine ters kutuplu benzer renklerde."
        Gizem, düşündü. "Çok iyi bir fikir. Hattâ o kılıklarla diskoya bile gidebiliriz. Ayakkabı numaramız aynı, değil mi?
        "Evet."
        "Bu, hârika bir durum! Bu da, iki değil, tek kalıp hazırlamak demektir; yâni üretim mâliyeti, düşüyor; ve de üretim, hızlanıyor. Ama sakın acele etme; çünkü artık istihdamlı bir çalışanım ben. Onun yanında da, ev işi, şu-bu, derken..."
        "Sevgilim, hobi, yükümlü olmayınca, güzeldir; yükümlü olduğu ân, zahmet olur; yorucu olur! Bu da hobinin rûhuna terstir."
        "Anlayışın için teşekkür ederim, tatlım. Ama bir de bu ayakkabıların üretimi için atölye gerekiyor."

***

        Gizem, çarşamba sabâhı ilk iş olarak, Sanayî Yerleşkesi'ne uğradı. Sayısız tasarım ve üretim birimlerinin bulunduğu bu bölgede, tahmin ettiğinden dahâ büyük bir ayakkabı atölyesi vardı. Sora-soruştura, kendisine yardım edebilecek kişiyi buldu. Biraz şaşırdı; karşısındaki ustabaşı, bir kadındı; Evrim Durmaz, hem de, bu mesleğe yakıştırılamayacak kadar genç ve güzel bir kadındı!
        Gizem, önce kimliğini aktardı; sonra da tasarımlarını gösterdi.
        Öngördüğü ayakkabılar, kısa çizme şeklindeydi; tabanları, önden beş, arkadan ise yedi santimetre yüksekliğindeydi; 'sert sünger' diyebilecek kadar yumuşak olacaklardı; yâni saf kauçuktan dökülmeleri gerekirdi. Bu, sıçramalar için gerekliydi; ayrıca, görünmezlikte yürürken, fazla gürültü çıkarmazlardı.
        Tabanların kıyıları. bir santimetre çapında, aşağıdan yukarı doğru yuvarlak olacaktı.
        "Bu, tam bir mûcize, Bayan Gözsel. Siz mi bu tasarımı hazırladınız?"
        "Evet; dün akşam alelâcelen yaptım."
        "Bizimle çalışmak istemez misiniz? Büyük bir yeteneksiniz siz."
        "Çok şakacısınız. Kayıtlardaki bilgilere göre üretimi gerçekleştirin lütfen."
        "Verdiğiniz tüm renklerden birer çift mi?"
        "Âcilen siyah bir çift gerekiyor. dahâ sonra diğer renkleri de hazırlayıp, çoğaltabilirsiniz."
        "Bayan Gözsel, bu işi bilâkis kendim üstleneceğim. Yarın öğleden sonra gelip alabilirsiniz."
        "Oha!" Ânîden ağzını kapadı. "Özür dilerim. Ağzımdan kaçtı. O kadar hızlı mı?"
        "Bu güzel tasarıma, değer. Umarım, bu ayakkabılara uygun giysiyi de günün birinde görebileceğim."

***


Târih: 15.09.2014 | Bölüm: İncelemek ve araştırmak! (1)


Öykünün tüm kısımları
- 7. kısım
- 6. kısım
- 5. kısım
- 4. kısım
- 3. kısım
- 2. kısım
- 1. kısım





Tüm Bölümler
13. bölüm: Konumdeviriş! (Hazırlanıyor)
12. bölüm: "Yasalar, her şeyden üstündür!"
11. bölüm: Tepetaklak!
10. bölüm: Kutluluklar ola!
  9. bölüm: Mutlu başlangıçlar!
  8. bölüm: Kara sevdâmsın sen!
  7. bölüm: Öleceğim özleminle!
  6. bölüm: "Seni seviyorum!"
  5. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (2)
  4. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (1)
  3. bölüm: "Ben, kimim?"
  2. bölüm: Araştır ve bul!
  1. bölüm: Aradık ve bulduk!
4. bölüm İncelemek ve araştırmak! (1)
© Erol Sürül | Sitemin, tüm hakları saklıdır.