5. bölüm İncelemek ve araştırmak! (2)
2. parça


        Ne pazar, ne de çarşamba tanıyan Özkan Oğuzhan, bu cumartesi de, küçük camekân yazıhânesindeydi.
        Saat onbir kırküçte, karakolda yerleştirilen tüm cihâzların sinyalini aldı. Ve 'diling-diling-diling' diye düşen veri akışları, Oğuzhan'a bir orgazm gibi geliyordu.
        Elde ettiği verileri, patronuna ilettiğinde, alacağı tepkiyi, çok merâk ediyordu. Çok az görünen bir durum oldu; Özkan, gülümsüyordu.

***

        Gizem, koruya vardığında, ilk işlem olarak, dikiz aynasına baktı; görünmüyordu. İşte; o sırada resim, bulanmaya başlamıştı. Üç sâniye geçmeden, tam resim göründü.
        Önce gömleği giyip, düğmelerini ilikledi; sonra da, eteği, üzerine geçirdi.
        Telefonu açtı. "Bay Tankut, sevgilimle çok güzel dakikalar yaşadık; mutluluktan uçmak üzereyim."
        "Aman ha! Fazla abartmayın; her şeyin, yeterlisi yarar, fazlası zarar. Esenlikle kalın, Bayan Gözsel."

***

        Saat ondördü biraz aştığında, sarışın kızlar, Mut Apartmanı'nın aşağısında, Halide Edip Adıvar Dereyolu'nu aşıp, Adıvar Araparkı'na ulaştılar; oradan da bir-kaç metre yürüyerek, Uzun Gölet kıyısındaki küçük rıhtıma vardılar. Çevrelerine bakındılar; kayık göremediler. Gölette, insanlar, mevcût kayıklarla geziniyordu.
        "Eee? Şimdi ne olcak?" dedi Gizem.
        Aysun da çevreye bakındı. Sol taraflarında bir ağacın altındaki bankın hemen üstünde bir tabelâ vardı:
"Kayık ve su bisikletlerinin kirâ ücretini,
Mut Büfe'de ödeyip, anahtarınızı alın."
        "Anlaşılan, yalnızca bisikletler geriye kaldı. Artık başka bir seçeneğimiz yok," dedi Aysun. "Hadi; büfeye gidelim."
        "Zâten böylesi daha iyi. Kürek çekmeye hiç de niyetli değilim."
        Büfeye vardıklarında, Gizem, "Bisklet kirâlayacaktık," dedi büfe çalışanına. Adam, hiç bir şey söylemeden, küçük bir tabelâyı gösterdi.
"Kayık ve su bisikleti kirâlama koşulları:
- Gölette, balık tutmak, yasaktır!
- Ne amaçla oursa olsun, suya girmek,
  yasaktır!"
        Aysun, çantasından cüzdânını çıkardı ve ücreti ödedi.
        Yeniden rıhtıma vardıklarında, "Bu ne biçim fiyattı yahu?" diye söylendi Gizem.
        "Tahmînimce, gölette fazla kıpraşma olmasını ve çevre kirliliğini önlemek, ayrıca balıkların huzûrunu korumak amacıyla."
        Gizem, kayığın zincirini açarken, Aysun da sağ oturağın altındaki deliğe anahtarı soktu ve çevirdi.
        Pedallere asılıp, yol almaya başlamışlardı ki, Gizem'in telefonu çaldı. "Efendim?"
        "Cânân kızım, şirkette değil misiniz?"
        "Hâyır, Bay Tankut. Bayan Ağtunç'la birlikte Uzun Gölet'teyiz. Pedallere kuvvet!"
        "Öyleyse, sizin keyfinizi bozmayayım. İçimdekini, size daha sonra da aktarabilirim. Yarın da bir gündür. Hanımlara iyi eğlenceler dilerim."
        Sarışınlar, akıntıyla boğuşmaya devâm ettiler.

***

        Bu sırada Ulaş, sarışın güzelleri penceresinden görmüştü. Kapıyı ardından çektiği gibi, kendisini, asansörlerin önünde buldu.
        Rıhtıma vardığında ise, kadınların çoktan uzaklaştığını gördü. Yine geç kalmıştı; sürekli geç kaldığı gibi!
        Adıvar Araparkı'nın, gölet yönündeki çiçek tarhlarınıdan hemen sonra, gölet tarafındaki bir banka oturup, uzaklaşan su bisikletini izlemeye koyuldu.
        Sevdiceği ve Aysun, Karam Oteli rıhtımına yanaştı; kısa süre bekledikten sonra, garson, onlara yaklaştı; sipârişi alıp, uzaklaştı. Yine kısa aradan sonra, elindeki iki çay ile geri döndü.
        "Şimdi, orada olmak vardı," diye mırıldandı Ulaş.

***
        Aysun, bir yudum çay içti ve yukarı baktı. "Bu yamacı, bir otel yaparak örtmek, son derece akıllı bir hamle idi. Hem, küçük bir alan, en iyi biçimde değerlendirildi, hem de, olası bir toprak kayması önlendi. Mîmâra da lafım yok."
        "Haklısın. Alazköy'ü belki küçüklüğünden dolayı fazla önemsemeyebiliriz; ama her gün, neredeyse her saat, yeni bir güzellikle ve yeni bir mûcizeyle karşılaşıyoruz."
        "Güyâ M'Âlum Otel, lüks otelmiş; lâfım yok; ama Karam Oteli, çok daha güzel ve çok daha lüks. Konuklarım gelince, burada konaklamalarını sağlayacağım."
        "Yine aynı fikirdeyiz, tatlım. Biz, bu gidişle, ikiz olup-olmadığımıza değin DNA testi yaptırmamız gerekecek."
        Bu arada, Karam Restoran'ın bâzı konukları, onları izliyordu. Aysun, bu durumun farkına vardı. Fazla dikkat çekmeden, çevresini gözden geçirdi. "Sevgilim, üzerimde ilginç bir durum mu var?"
        "Anlamadım?"
        "Üç-beş restoran müşterisi, beni dikizliyorlar gibi geldi bana."
        "Sen de mi farkına vardın? Ben de, beni dikizlediklerini sanmıştım; meğerse, ikimiz de onların bakışlarının kurbânıymışız."
        "Acabâ sorsak mı?"
        "Gerek yok, tatlım. Zâten Alazköy'de sürekli dikkat çekiyoruz; bu da, onun gibi bir durum olmalı."
        Bu sırada iki kişi, sarışınların sırtlarını çevirdikleri yöne doğru bakıyordu: Aysun da başını arkaya çevirip, o yöne baktı. "Güzelim, senin yanığın, ana rıhtımın yanında bizi gözlüyor."
        Ama Gizem, aldırış etmedi. "Olabilir."

***


Tarih: 23.09.2014 Bölüm: İncelemek ve araştırmak! (2)


Öykünün tüm parçaları
- 8. parça
- 7. parça
- 6. parça
- 5. parça
- 4. parça
- 3. parça
- 2. parça
- 1. parça


Tüm Bölümler
10. bölüm: Kutluluklar ola! (Hazırlanıyor!)
9. bölüm: Mutlu başlangıçlar!
8. bölüm: Kara sevdâmsın sen!
7. bölüm: Öleceğim özleminle!
6. bölüm: "Seni seviyorum!"
5. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (2)
4. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (1)
3. bölüm: "Ben, kimim?"
2. bölüm: Araştır ve bul!
1. bölüm: Aradık ve bulduk!
İncelemek ve araştırmak! (2)
© Erol Sürül | Sitemin tüm hakları saklıdır.