5. bölüm İncelemek ve araştırmak! (2)
8. kısım


        Laboratuarın mÎmârî işleri, neredeyse tamamlanmıştı. Bir nisan tarihinden itibâren geçerli olarak, 'Tankut Biyokimyâ ve Gen Bilimleri Araştırma Labaratuarı', kısaca 'Bi-Ge-Bil-Ar' adındaki şirket de kurulmuştu.
        Gizem'ın, hâlâ fazla sorumluluğu yoktu. Ayın ortasından sonraki bir günde, labaratuar, tümüyle açılacak ve üretime başlanılacaktı.
        Genç kadın, sınama amacıyla, ilk beyâz önlüğünü giyinmiş, işyeri olarak kullanılacak dâirede, ufak-tefek tamamlayıcı işler yapıyordu; bunlar, başkalarının da yapabileceği türden işlerdi.
        Dâirede, yan işlemler için, iki küçük oda ve ana laboratuar hazırlanmıştı; ayrıca bir mutfak, bir de konuk ağırlama odası döşenmişti. Banyo ise, hiç bir değişim yapmaksızın, özgün şeklinde bırakılmıştı.

***

        Işıl Idır'ın ses tonu, sanki kendini gülmekten zor tutuyor gibiydi. "Çavuş Bulut, telefonda sizinle görüşmek istiyor."
        "Bağlayın lütfen."
        Hemen gür bir erkek sesi duyuldu. "Ben, sekizinci kademeli çavuş Sezgin Bulut."
        "Konuşun, çavuş!"
        "Sizinle görüşmek istiyorum."
        "İstemiyorsunuz; isterdiniz, çavuş!"
        "Evet, isterdim; Olası mı?"
        "Hâyır! Ama şu kadarını size söyleyeyim: Kılıma bile zarar gelse, sizin yaşamanız olanaksız olacak!"
        "Bay Tankut, insanlar konuşa-konuşa..."
        "Sizin gibi hayvanlar da öldüre-öldüre!"
        Çavuş Bulut'un soluğu bile duyuluıyordu. "Hepimizin güçlü olduğu bir alan var, Bay Tankut."
        "Evet; haklısınız. Ama bu konuşma, kayda alınıyor; bilesiniz! Güçlü olanın, zayıfı ezmesi, bir erdem değil, zavallılıktır! Şu kadarını bilesiniz: Yalnızca bana bir zarar delince değil, Alazöy'de en ufak bir ekonomik çalkantı olursa, sizden bilirim! Anladın mı, çavuş?!"
        "Anlıyorum."
        "Bundan sonra, ayağınızı, denk alın! İstediğim ânda, sizi yokedebilirim! Bunu, hiç bir zamân aklnızdan çıkarmayın! Zâten sizde akıl ne gezer! Bildiğiniz tek şey var; barbarlık ve terörizm! Meslektaşınız olan o kâtile söylediklerim, tüm askerî birimler için de geçerlidir."
        "Bir orta yol bulmamız, zor olmayacaktır."
        "Orta yol mu? Sizin uyguladığınız terörizme mi onay vereyim?"
        "Abartıyorsunuz..."
        "Ulan it oğlu it! Beni bir daha rahâtsız etmeye yelteklenirsen, seni, yakalatmasını bilirim! Başına gelebilecekleri, tahmin bile edemezsin! Dingil!" diyerek, bağlantıyı kesti. "Mankafa!" diye söylendi kendi-kendine.

***

        Aysun, o ünlü ayrıcalıklı günlerde olduğu gibi, bugün de sabâhleyin değil, akşamleyin duşa girdi.
        Bedenine, büyük bir havlu sararak, oturma odasına geri döndü.
        "Bak, sana ne göstereceğim," dedi Gizem; ve Aysun'u, yanına çağırdı. "Bay Tankut'un ev halkının ortak bir ağ bağlantıları var; sitenin adı da 'Ev Halkı'."
        Aysun, yanına oturdu ve tabletin ekranına yöneldi. "Bayağı büyük bir siteye benziyor."
        "Hem de çok büyük." Fotograf galerisine tıkladı. "Çatıda ve Ulaş'ın yazıhânesinde çetiğimiz resimler de var burda. Bir sürü de video var."
        Sarışın lüleli güzel, yeniden kalktı. "Dur! Ben de benim tabletimi getireyim." Geri döndüğünde, tableti, çoktan çalıştırmıştı. Gizem'in tabletine bakarak, sitenin bağlantısını kaydetti. "Şimdi, herkes, istediği yere tıklayabilir."
        'Umarım, Tankut'un, şarkı videoları yoktur!' diye düşündü Gizem. "Bak, bir de bizim çıplak resimlerimiz var." Yüzü parıltıyordu. "Gerçekten de güzel resimler olmuş."

***

        O sırada, Ulaş, oturma takımndaki büyük koltuğa yaslanmış, içinden bir yalnızlık şarkısı söylüyordu. Elindeki bira da ona eşlik ediyordu.
        Aklı-fikri, hâlâ Gizem'deydi.
        Sehpânın üzerindeki dizüstüyü açtı. İşletme sistemi yüklenirken, bardağından keyifle bir yudum çekti. İnternetten bilgisayara yüklediği, Aysun ve Gizem'in resimlerinin klasörünü açtı. Resimlere baktıkça, hüzünlendi. "Ne kadar güzelmiş benim tanrıçam," dedi; sesli konuştuğunun bile, farkında değildi.
        Bir süre sonra, bira bardağını eline alarak, kalktı ve balkona çıktı.
        Günlerden beri aynı şarkı dilindeydi: 'Aklımda-fikrimde hep sen varsın; rüyâlı-hülyâlı gözlerin var; sevmemek mümkün mü, güzelim, seni; beni kahreden o sözlerin var! Aklımda sen, fikrimde sen; sevgimi nasıl söylesem? Sen, benim son tutkum, son umudumsun; beni kahreden o sözlerin var!'
        Yine başını, balkondan dışarı sarkıtarak, yukarıya baktı. Ardından, başını, geri çekti ve sokağı gözetledi. Umduğu ve umursadığı kimse yoktu. "Gizem, tek tutkum, keşke bana bu kadar uzak durmasanız!" diye sithemle mırıldandı.
         Kollarını açtı. "Sizi seviyorum, Gizem!" diye haykırdı. Hemen ardından da, ürktü; gerçekten de bağırmış mıydı?

(6. bölümde devâm edin.)

Târih: 23.09.2014 | Bölüm: İncelemek ve araştırmak! (2)


Öykünün tüm kısımları
- 8. kısım
- 7. kısım
- 6. kısım
- 5. kısım
- 4. kısım
- 3. kısım
- 2. kısım
- 1. kısım





Tüm Bölümler
12. bölüm: Yasalar, her şeyden üstündür!
                  (Hazırlanıyor)
11. bölüm: Tepetaklak!
10. bölüm: Kutluluklar ola!
  9. bölüm: Mutlu başlangıçlar!
  8. bölüm: Kara sevdâmsın sen!
  7. bölüm: Öleceğim özleminle!
  6. bölüm: "Seni seviyorum!"
  5. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (2)
  4. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (1)
  3. bölüm: "Ben, kimim?"
  2. bölüm: Araştır ve bul!
  1. bölüm: Aradık ve bulduk!
5. bölüm İncelemek ve araştırmak! (2)
© Erol Sürül | Sitemin, tüm hakları saklıdır.