6. bölüm "Seni seviyorum!"
1. parça


        "Sizi seviyorum, Gizem!"
        Gizem ve Aysun, tabletlerine yoğunlaşmış biçimde eğleniyorlardı. Balkon kapısı, açıktı.
        "Sen de duydun mu?" diye sordu Aysun.
        "Keklik, dize geliyor!" dedi Gizem yalnızca; yüzünde eleştirel bir ifâde yoktu.
        "Artık, ona biraz elini uzatsan, hiç de kötü olmaz; değil mi, sevgilim?"
        "Belki," dedi Gizem. Elindeki kırmızı şaraptan bir yudum çekerek, bardağı masanın üstüne bıraktı; ve yeniden tabletine odaklandı. "Şu ev halkında, edebiyâtçılık da varmış; onlarda, büyük cevher görüyorum."
        Aysun, yandan Gizem'e sarıldı ve onu şakağından öptü. "Cânım sevgilim!"
        "O öpücük de neyin nesiydi?"
        "Seni çok seviyorum ya."
        Gizem, biraz zorlanarak, Aysun'un sıkı kollarından kurtuldu. Ardından dudaklarını 'tatlısı'na uzattı.
        Sarışın lüleli güzel ise, bu güzel fırsatı, kaçırmak istemedi; dudaklarını, Gizem'in dudaklarıyla birleştirdi; yine çeneler, dudaklar ve burunlar değiniyorken, uzun süre öyle kalakaldılar.
        Ama sonunda dudaklarını ayırdılar. Gizem, Aysun'un kollarından sıyrılıp, tabletini kapattı. Ayağa kalktığı gibi, kapıya vardı; eteğini kaldırarak, kilotunu bir çırpıda çıkarıp, Aysun'a fırlattı.
        Aysun, kilotu havada kaparak, dudaklarına götürdü; önce kilotu öptü; sonra da Gizem'e eliyle bir öpücük yolladı; şımarıkça gülümsüyordu.
        Gizem, uzaktan, öpücüğe yanıt verdi ve dışarı çıktı.
        Sarışın lüleli güzel, 'sevgilisi'ni, Ulaş'a gitmesi için tetiklediğine, seviniyordu.
        Hiç de farketmeden, Gizem'in kilotunu kokladı; kendisini, için-için inliyor durumda yakaladı. Ama içinde en ufak bir çekince yoktu. Bu kez, bilinçli olarak, kilotu yeniden kokladı; gözlerini yumarak, o enfes kokunun, tadını çıkardı.

***

        Ulaş'ın evinde, kapı zili çaldı. Sarışın genç, monitörden, kapının önünü denetledi. Kalbi duracak gibi sezindi! Gizem, oracıkta, kapının açılmasını bekliyordu!
        Genç adam, biraz bekleyerek, soluklandı. Sonra da yavaşça kapıyı açtı.
        "Ne kadar yavaşsın böyle!" diye kükredi Gizem ve kapıyı itti. "Ne kadar içtin?" diye ekleyerek, Ulaş'ı itti ve içeri girdi.
        Ulaş, çok çekingen idi. "Bir şişe, bitmedi."
        "İyi!" Kapıyı kapayıp, kölesinden, kendisini izlemesini istedi. Salondan geçip, oturma odasına vardılar.
        Gizem, karşısındakinin elinden, bira bardağını aldı ve sehpânın üstüne koydu. "Diz çök!" diye buyurdu.
        Köle, efendisinin buyruğuna boyuneğme yükmündeydi; istenileni yaptı.
        Gizem, ayağının altı ile, genç adamın göğsüne bastı ve onu, birden itti. Köle, halının üzerine yığıldı! Efendi, dizleri hâlâ kıvrık olan kölesinin bacaklarına, hafif bir tekme attı; Ulaş, bacaklarını uzattı.
        Sarışın tanrıça, ardından, sağ bacağının üzerine diz çöktü; önce genç adamın ayakkabılaını çıkardı; sonra da kölesinin pantolonunun kemerini çözdü; ardından da düğmeyi açarak, fermuarı aşağı çekti. Pantolonu aşağıya çekmek için, yan kıyılarından kavradı.
        Ulaş, istemdışı, kıçını, havaya kaldırdı. Gizem de, hem pantolonu, hem de kilotunu, çıkardı. Kölesinin bacakarası, tam anlamıyla bir 'erkek' olmuştu; hizmete her ân hazırdı!
        Ama buyrukverenin, şimdilik Ulaş'ın 'sertliği'nde gözü yoktu. Kölesinin gömleğini ve atletini yukarı çekmek istedi; Ulaş, omuzlarına tutunarak, gövdesini kaldırıp, efendisine, kolaylık sağladı.
        Yeşil gözlü dilber, sırtını, Ulaş'ın yüzüne çevirip, sol bacağını diğer yanına atarak, kölesiinin üzerinde köprü kurup, diz çöktü. Eteğini yukarı çekip, genç âşığın yüzüne oturacak kadar eğildi. "Hadi! Görevini yap!"

***

        Gizem, eve geldiğinde, saat geceyarısını geçiyordu. Salonun ve oturma odasının ışıkları, kapalıydı. Önce banyoya girip, tuvaletini yaptı. Ardından da Aysun'un odasının kapısını tıkladı. Ses gelmeyince, kapıyı açıp, içeri baktı. Loş karanlıktan anladığı kadarıyla, Aysun, yatakta değildi.
        Kendi odasına girdiğinde, yine loş karanlıkta, güzel bir sürpriz ile karşılaştı; Aysun, kendi yatağının sağ tarafında yatıyordu. Anlaşılan, derin bir uykudaydı.
        Kendi küçük gece lambasını yaktı. Bir daha Aysun'a baktığında, kendine dönük olan Aysun'un yüzünün altında, kendi kilotunu gördü; kalbi kıpır-kıpır attı.
        Bir çırpıda soyunduktan sonra, yorganın altına sıyrılarak, 'tatısı'na, yüzünü döndü. Onu uyandırmak istemiyordu; ama ona büyük bir özlem duyuyordu.
        Sonunda dayanamayıp, güzel arkadaşına yaklaştı ve elmacık kemiğinden öptü. Onu koklamaya başlamıştı ki, Aysun, ona dudaklarını uzattı. Çok yorgun olmasına karşın, Gizem'in varlığının iyice farkındaydı. "Sevgilim? Geldin demek. Güzel bir gece oldu mu?" Kısık, aşk dolu bir sesle konuşuyordu.
        Yeşilgöz, Aysun'un dudaklarına, küçücük bir öpücük kondurdu. "Yoksa 'tatlım', beni kıskanıyor mu?" diye mırıldadı.
        "Elbet de hâyır," diye mırıladı Aysun. "Bilâkis, senin adına, çok mutlu oldum. Ama bana, bu akşam, kaçınılmaz bir gerçeği öğrettin."
        "Biliyorum, sevgilim."
        "Bana, 'sevgilim' mi dedin?" Aysun, gözlerini yavaşça açtı; sevinçlerle dolu şaşkınlıktaydı.
        "Evet, aşkım," dedi Gizem; ve bu kez, dudaklarını, büyük bir özlemle Aysun'unkilere kondurdu.
        Birden-bire bedenlerini birleştirdiler; ikisinin de bedenleri, alev-alev yanıyordu! Büyük özlem ve aşkla, bir-birlerine sarıldılar. Doyasıya koklaştılar. Aşk nağmeleriyle öpüştüler.
        İhtirâs ve mâsumiyetle kaynaşan arzular içinde, göklere haykırırcansına seviştiler.

***

        Aysun, erkenden uyanmıştı; çaydanlıkları hazırlarken, sofrayı da kurmuştu.
        Ve o bitmek-tükenmek bilmeyen mutluluktan, sarhoş olmuş gibiydi. Artık bir efendisi, bir de sevgilisi vardı. Daha büyük bir mutluluğun olabileceği, aklının uçundan bile geçmiyordu.
        Her şeyi hâllettikten sonra, Gizem'in yatak odasına geri döndü. Büyük aşkı, uyanmış, yüzüstü yatakta dinleniyordu. Yanına gitti; yorganı üzerinden çekti; önce kıçının sol yuvarını, sonra da sağ yuvarın öptü. Dayanamayıp, iki yuvarın arasını kokladı.
        "Aşkım?" dedi Gizem. "Bundan sonra dikkat etmemiz gereken bir unsur var: Birimiz, bir erkekle sevişince, ardından, yirmidört saat boyunca, ikimiz, sevişmeyelim."
        "Ne demek istediğini çok iyi anlıyorum. Son geceyi, bir ayrıcalık olarak varsayalım. Olur mu?"
        "Ben de, aynen onu kastettim."
        Aysun, Gizem'in geri çekilmesi için, onu biraz itti; Gizem de geriye kaydı. Sarışın lüleli güzel, sabahlığını çıkararak, Gizem'in yanına uzandı; bir süre, karşılıklı bakıştılar."Sevgilim, bir insan, gerçekten aynı ânda iki değişik kişiye âşık olabilir mi?"
        "Her şeyden önce; insanların, tekeşliliği yeğlemesi, sırf toplumsal dayatmalardan kaynaklanır. Doğa yasalarında, hiç bir insan, tekeşli değildir. Ayrıca 'aşk' da cinsellik demektir. Birisiyle cinsellik yaşamak için, ona, en az biçimde aşk duymak gerekir. Üstelik; Aynaya bak ve ayrıntılı yanıtını gör."
        "Yine de biraz tûhâf geliyor bana."
        "Tûhâfına gelecek ilk konu bu mu, güzel sevgilim?"
        "Elbet de hâyır; bana deselerdi ki, günün birinde, bir kadına âşık olacağım; o kişileri kesinlikle 'deli' ilân ederdim."
        "Al; benden de o kadar! En azından, sağlam bir konuma oturduk; haftalardır, farketmeden, özlem çilesi çekmişiz; sonunda bunu da anladık."
        "Ama ben, adım gibi emînim ki, senden başka hiç bir kadına, bu gözle aslâ bakamam. Yâni, benim gereksinimim, seninle başladı ve sende sınırlıdır. O alandaki özlemlerimin başlangıcı da sensin, sonu da."
        Başlarını yaklaştırdılar; şefkât dolu bir öpücük paylaştılar.
        "Ben, yine de bir suçluluk duygusu seziniyorum," dedi Gizem. "Ben, aynı gecede iki kişiyle sevişmişken, sen, yalnızca benimle yetindin."
        "Güzel sevgilim, sen, mutlu olunca, ben, senden daha mutlu oluyorum. Ayrıca ben, haftalardır aşkla yeşerirken, sen, aşka uzak kaldın. Bak; ben, suçluluk duygusu çekmiyorum."
        "Aşkımızı yormamak için, kalkalım; ve kahvaltımızın keyfini çıkaralım; hadi!"
        "Ah! Biraz daha yaslanalım; iki dakikacık." Gizem'e, daha da yaklaştı.

***


Tarih: 05.10.2014 Bölüm: "Seni seviyorum!"

Önemli not: "6 ve 7. bölümlerin gizemi"


Öykünün tüm parçaları
- 9. parça
- 8. parça
- 7. parça
- 6. parça
- 5. parça
- 4. parça
- 3. parça
- 2. parça
- 1. parça -


Tüm Bölümler
10. bölüm: Kutluluklar ola! (Hazırlanıyor!)
9. bölüm: Mutlu başlangıçlar!
8. bölüm: Kara sevdâmsın sen!
7. bölüm: Öleceğim özleminle!
6. bölüm: "Seni seviyorum!"
5. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (2)
4. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (1)
3. bölüm: "Ben, kimim?"
2. bölüm: Araştır ve bul!
1. bölüm: Aradık ve bulduk!
"Seni seviyorum!"
© Erol Sürül | Sitemin tüm hakları saklıdır.