6. bölüm "Seni seviyorum!"
9. kısım


        Güzel kadın, elbiseleri hâlâ omuzunda asılıyken, inşaatı terkedecek yerde, beşinci kata çıkıp, girişi gözetledi. Dakikalar, bir-birini kovalarken, Bulut'tan tıs yoktu.
        Zamân, çok daha ilerlemişti. Bulut'tan hâlâ bir sedâ yoktu. Artık gerçekten merâklanmıştı.
        'İş ayakkabıları' ile koşmak, havaya sıçramaya neden oluyordu; onun için, basamakları çifter-çifter atlayarak, aşağı indi.
        Bulut, kıçının üstüne oturmuş, acılardan kıvranıyordu.
        Gizem, hem açıkmış, hem de cânı sıkılmıştı; Aysun'la geçireceği güzel dakikaları da uzatmak amacındaydı.
        Bulut'un yanına vardı. "Kalk ayağa!"
        "Burnum, bacağım, kolum ve kaburgalarım kırıldı; kalkamıyorum." Hâin herif, zor konuşuyordu.
        Gizem, onun önünde önce ceketini, sonra da eteğini giydi. Hiç bir şey söylemeden, bir daha dönmeksizin, olay yerini terketti.

***

        Eve vardığında, önce banyoda hızlıca kılığını çıkarıp, bir bornoza büründü. Ellerini yıkadıktan sonra da, kılıklarını kaparak, konuk dasının kapısına ulaştı. Her şeyi içeri fırlatarak, kapıyı çekti.
        Ardından, mutfağa geçti. Kaynatıcıda su ısıtırken, küçük bir sandviç hazırladı. Kaynar suyu da hazırladığı kupadaki asma çayın üstüne döktü ve masadanın yanındaki bir istemleye çöktü.
        Yavaş yemeye çalışırken, aslında, ne kadar yorgun olduğunu farketti.
        O sırada, kapının anahtarla açıldığını uzaktan duydu. Aradan fazla zaman geçmeden, Aysun'un ışıldayan yüzü, içeri girdi. "Aşkım, bugün yine verimli atılımlar yaptım," diyerek, Gizem'in saçını öptü-kokladı."
        "Ne güzel. İşlerinin tıkırında olması, aksinden çok daha güzel." Sanki bir-kaç dakika önce, bir herifi, ölesiye dövmemişi; tatlı-tatlı gülümsüyordu.
        Aysun, Gizem'in sağ elini kaldırdı. "Aşkım, bu ne?" Gizem, sustu. "Lütfen; yanlış düşündüğümü söyle bana." Yeşil gözlü dilber, keyiflice bir yudum çay içti. "Kavga ettin! Ah sevgilim! Ne zamândan beri kadınlar, kavgalara karışıyor?"
        "Birisi, karısını, sürekli döverse ve sürekli ona tecâvüz ederse, ne yapmalı?"
        Aysun, biraz eğilerek, Gizem'in o güzel dudaklarına küçük bir öpücük kondurdu. Sonra da diz çöktü ve büyük aşkının bornozunu açmak istedi...
        "Hâyır, sevgilim; çok terledim."
        Aysun'un gözleri parladı. "Gerçekten mi?" Bu kez, sevdiceğinin direnmesini kırdı ve bornozu açtı. Güzel sevgilisinin çıplak bedenine okşayıp, onun her bölgesini koklayarak öptü. Gizem ise, yalnızca onun saçını ve giysili bedenini okşayabildi "Bilmez misin ki, ben, senin feromon kokuna dayanamıyorum; hormonlarımı, tepe-taklak ediyorsun. Sana tapıyorum."
        "Burada, dar alanda mı beni seveceksin?"
        "Senin kokularını doyasıya içime çekmek istiyorum. Tâze terli o kutsal girintilerinin ikisini de koklamak ve yalamak istiyorum."

***

        "Sevgilim, onu, fazla hırpalamadın, değil mi?" Aysun, çıplak tanrıçasının çıplak göğsünde yüzüstü yatıyordu.
        Yeşilgöz, sevdiceğinin başını öptü. "Bilmem; yarın gazetelerden ve medyadan alırız haberi."
        Sarışın lüleli güzel, gülerek çırpındı. "Deli kız! O kadar fecî mi dövdün onu?"
        "En az bir bacağı, bir kolu, bir-kaç kaburgası ve burnu kırıldı. Midesi hâlâ yerinde mi; bilemeyeceğim. Kafasının ve tüm bedeninin her yeri çatlaklarla örtülü; bedeninin tüm kısımlarında daoku zedelenmeleri var."
        "Şakacı kız! Hadi; gerçeği söyle."
        "Sen, gerçeği söylememi istedin; ben de anlattım. Böyle ciddî konularda şaka yapılmaz."
        Aysun, bu kez şok geçirdi. "Peki, yaşıyor mu?"
        "Kesinlikle; kafasına vurduğum darbelerde, çok dikkatli davrandım; yâni beyin kanaması olasılığı, yok."
        "En azından, geçerli bir nedenin vardı, yiğit sevgilim. Seni, çok seviyorum."

***

        Gizem, çarşamba sabâhı uyandığında, sağına döndü; gözlerini açtığında, Aysun'u, yanında görmedi. Tatlı-talı gülmseyerek, bir süre öylece kaldı. Sonra ânîden fırladı. Mutfağa geldiğine, yemek masasnın üstünde bir kağıt buldu. Aysun, bir not bırakmıştı. Mektubu, bir çırpıda okudu.
Biricik aşkım,
      saat 5.45 uçağı ile, yolculuğa çıkıyorum. Vedâlaşmak, çok acı olabileceği için, uçuş saatini, sana söylememiştim. Beni, anlayacağını, adım gibi biliyorum.
      Hiç üzülme; en geç cumârtesi, öğleye doğru, yeniden kavuşacağız.
      O vazgeçilmez güzel varlığını, her yerinden öpüyorum.
Aysun
        Güzel dilber, hüngür-hüngür ağlamak istiyordu! Ama kendisi de sürekli vurdguladığı gibi, yaşamın yükümlülüklerine katlanmak zorundaydı.
        "Seni seviyorum, aşkım." İskemlelerden birine, yığılıp-kaldı. (İkinci kısım, çok yakında burada.)

Târih: 05.10.2014 | Bölüm: "Seni seviyorum!"

Önemli not: "6 ve 7. bölümlerin gizemi"


Öykünün tüm kısımları
- 9. kısım
- 8. kısım
- 7. kısım
- 6. kısım
- 5. kısım
- 4. kısım
- 3. kısım
- 2. kısım
- 1. kısım


-


Tüm Bölümler
12. bölüm: Yasalar, her şeyden üstündür!
                  (Hazırlanıyor)
11. bölüm: Tepetaklak!
10. bölüm: Kutluluklar ola!
  9. bölüm: Mutlu başlangıçlar!
  8. bölüm: Kara sevdâmsın sen!
  7. bölüm: Öleceğim özleminle!
  6. bölüm: "Seni seviyorum!"
  5. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (2)
  4. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (1)
  3. bölüm: "Ben, kimim?"
  2. bölüm: Araştır ve bul!
  1. bölüm: Aradık ve bulduk!
6. bölüm "Seni seviyorum!"
© Erol Sürül | Sitemin, tüm hakları saklıdır.