7. bölüm Öleceğim özleminle!
1. parça


        Aysun'un bıraktığı not, onu, uzun süre kendine gelemez duruma düşürmüştü. İskemlede, öylece asılı kaldı.
        Zamân-mekân duygusu zayıfladığı için, zilin çalmasını, zor duyabildi. Yine çaldı!
        Sallanarak, kapıya vardı. Monitörden, binânın giriş kapısını denetledi. Kafasını sallayarak, biraz kendine geldi; Tan Tankut, kendi evinin önünde bekliyordu!
        Üç dakika sonra, Tankut, daireye girmişti. Hun da, ayaklarının hemen yanında, tıpış-tıpış sekiyordu.
        Gizem, hâla üzgünlük sersemi olduğu için, onunla yakından ilgilenemedi. Doğrudan mutfağa geçtiler. Hemen, yeniden sandalyeye çöktü.
        "Güzel kızım, kendinizi toparlayın; bu, size yakışmıyor. Ben de sizinle bire-bir aynı konumdayım; güçlü olmak yükmündeyiz." Yüzünde, o bitmek-tükenmek bilmeyen dinginlik ve gülümseme vardı.
        "Ânîden gitmesi, beni kahretti. Birazdan toparlanmış olurum."
        Tankut, ceketini çıkarıp, bir sandalyeye astı. "Çay mı, kahve mi?"
        "Sağolun; siz, yalnızca kaynatıcıyı doldurup, altını açarsanız, yetecek." Hun, önünde oturarak, onu neşelendirmeye çalışıyordu.
        'Baba gibi patron', istenileni yaptı.
        Gizem de kalktı; elde kahve süzmek için, hazırlıkları yaptı.
        "Alaz Mahalleli'nin biri, ölümden, kılpayı dönmüş."
        Gizem, sanki bir sinek öldürüldüğünü duyar gibi davrandı. "Vah-vah!"
        "Kırılmadık kemiği kalmamış. Bedeninin her noktasında, çatlaklar ve diğer doku ezilmeleri varmış."
        "Vah-vah!"
        "Ne kadar kötü bir suç işlemiş olabilir ki?"
        "Karısını, neredeyse her gün dövüyor; ayrıca, tecâvüz de cabası."
        "'Dostlar Kadrosu' da hâlledebilirdi."
        "Ya benim doyum hakkım?" Birden, Tankut'un yüzüne baktı; hiç de gülümseyecek durumda değildi.
        "Bugün, dinlenin; berbât bir durumdasınız. Yarın, dinlenmiş bir kafayla işe gelirsiniz." 'Baba adam', ceketini sırtına attı ve Hun'u da yanına alarak, dâireden çıktı.

***

        Yeşilgöz, yine de kendine gelmeye kararlıydı. Uzun süre duş aldıktan sonra, ufak bir kahvaltı hazırladı; ve yeniden yemek masasına çoktü.
        Sonuçta, yüküm gereği, sevdiceği, yalnızca üç günlüğüne, ticârî amaçla uzellere gitmişti.
        Önce kendisini, gülümsemeye zorladı. Kararlıydı: Geçikmiş olsa bile, bugün de laboratuara gidecekti.
        Kahvaltısını bitirince, önce duş aldı; sonra da odasına gidip, şık bir görünüme büründü; moralinin düzelmesi için, bu, çözüm yollarından biriydi.


        Pasaja indiğinde, kendisini, yine de biraz rahâtsız eden bir durumla karşılaştı: Pasajın bir köşesinde, Ulaş'ın eski sevgilisi Bilge Tolon, bir erkekle, derin bir konuşmaya dalmıştı.
        'Kızım, sen, bunca zamândır, burada ne arıyorsun?' diye düşündü. 'Kaşınıyorsan, hâllederiz! Bakalım, bunun ardından ne çıkacak!'
        Mut Büfe'ye doğru ilerlerken, bir kez daha ardına baktı. Oysa, hiç de merâklı bir kişiliği yoktu.
        Büfeden aldığı gazeteleri, büyük çantasına koyup, çantayı da omuzuna astı. Dışarı çıkyığında, yeniden sağa, Bilge'nin bulunduğu konuma baktı; ama o, artık orada yoktu.
        Pasajı terketti ve Adıvar Dereyolu'nda, sola yöneldi. Anadar Caddesi'ne vardığında, sola döndü ve Tankut Kule'ye doğru yol aldı.
        On dakika sonra, büyük laboratuar odasında, masanın arkasındaydı. Önce, yanında getirdiği yerel ve ulusal gazeteleri, uzunca inceledi. Aradığı haber, elbet de yalnızca yerel gazetelerde vardı. Ama baskı gazeteler, yeterince ayrıntıya girmemişti.
        Yeşil gözlü dilber, yine de gülmekten kendini alamıyordu. Önce sesli güldü; ardından da, dakikalar boyunca, titreşerek güldü.
        Tableti de açıp, doğrudan Oya Kaygusuz'un çalıştığı gazetenin bağlantısına girdi. Tahmin ettiği gibi, haber, yine Oya tarafından yazılmıştı.
Esrârengiz meydan dayağı!
     Dün, Alazköy'de, Bulut Yaşar adındaki kişiye, en az bir düzine kişi tarafından, meydan dayağı çekildi! Yaşar, öldüresiye dövüldü!
     Onu, Alaz Mahalle'deki bir inşaata sürükleyrek, hunharca döven kaçakların kimliği, hâlen bilinmiyor.
     Olay, Anamas Kliniği'ne gelen bir telefon çağrısıyla duyuldu. Klinik çalışanları, haberi yazdığım sırada, en erken, sabâha kadar sürecek olan çeşitli âcil ameliyatlar yapacaklarını bildirdiler.
     Başhekim, ayrıca, ilginç bir noktaya da değindi; Hastayı, bu duruma sokanlar,
'uzman dayakçı' gibi gözüküyorlar; dövdükleri kişinin ölmemesi için, öldürücü darbelerden sakınmışlar.
     Başta klinik görevlileri olmak üzere, Yaşar'ın yakınları da, Jandarma'ya olayı bildirdi. Ama aradan saatler geçmesine karşın, kolluk güçlerinden, ses-sedâ yoktu! Çok ilginç!
        Oya, habere, bir de Bulut'un vesikalık resmini eklemişti.
        Gizem, hâlâ gülüyordu. Bu hüzünlü gününde gülebileceği, aklının uçundan bile geçmezdi.

***

        Aysun, şirketlerinin eski genel merkezinin küçülmesine, her nedense, hiç de üzülmüyordu. Devâsâ binânın yarısını boşaltıp, kirâya verecekti. Geri kalan yarısını da, şûbe olarak işletmeye devâm edecekti.
        Değişik müdür ve diğer üst düzey yöneticileri, birer-birer Alazköy'e taşınmaya başlamıştı bile; hattâ âilelerini, bir çırpıda yanında götürenler de çoğunluktaydı. Her alandan uzmanların da çoğunluğu, devire, yeni umutlarla bakıyordu.
        Her nedense, Alazköy'e göçmek istemeyenlerin oranı, çok düşük oldu. Alazköy leyhine karar verenlerin bâzıları, büyük yerleşim birimlerinden kaçmak istiyordu; diğerleri de yeni sılâlarını, resimlerden ve medyadan tanımış ve çok beğenmişti.
        Sarışın lüleli güzel, özlemin pençesinden kurtulmak ve en hızlı yoldan yeni yurduna kavuşmak için, neredeyse günde yirmidört saat çalışıyordu.
        Bu hızlı esen rüzgârın ilk gününde, orada olan tüm üst düzey yöneticilerle bir konferans düzenledi. Artık isteyen herkes, bugünden tezi yok, Alazköy'e yola çıkabilirdi.

***


Tarih: 16.10.2014 Bölüm: Öleceğim özleminle!

Önemli not: "6 ve 7. bölümlerin gizemi"


Öykünün tüm parçaları
- 10. parça
- 9. parça
- 8. parça
- 7. parça
- 6. parça
- 5. parça
- 4. parça
- 3. parça
- 2. parça
- 1. parça


Tüm Bölümler
10. bölüm: Kutluluklar ola! (Hazırlanıyor!)
9. bölüm: Mutlu başlangıçlar!
8. bölüm: Kara sevdâmsın sen!
7. bölüm: Öleceğim özleminle!
6. bölüm: "Seni seviyorum!"
5. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (2)
4. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (1)
3. bölüm: "Ben, kimim?"
2. bölüm: Araştır ve bul!
1. bölüm: Aradık ve bulduk!
Öleceğim özleminle!
© Erol Sürül | Sitemin tüm hakları saklıdır.