7. bölüm Öleceğim özleminle!
5. kısım


        Gizem, perşembe sabâhı, kafa dağıtmak amacıyla, erkenden labaratuara gitmişti. Dakikalar, yıllar gibi yavaş akıyordu. Kölesi yakınlarındaydı; ona, her ân egemen olabilirdi. Hattâ Ulaş'a ufaktan-ufağa âşık olmuştu.
        Ama sarışın dilber, arkadaşını özlüyordu; daha çok, büyük aşkını özlüyordu.
        Zamânın akışını hızlandırmak amacıyla, kafayı bile çekmeyi düşünüyordu; ama, bir bilimci olarak, çok iyi biliyordu ki, üzüntü sırasında alkol tüketmek, kolaylıkla bağımlılığa sürükleyebilir.
        Çalışma odasındaki yazı masasına geçti. İskemleye çökerek, telefonu aldı ve Tankut'u aradı. "Bay Tankut? Sanırım, buluşmamız gerekecek."
        "Bugün zâten buluşacaktık. Saat onsekizde Mut Apartmanı önünde buluşalım. Biraz yürüyerek, Alazdibi'ne gideriz."
        "Hârika olur. Söylediğiniz saatte dışardayım. İyi mesâiler."
        "Bu arada; bugün, fazla atıştırmayın. Ev halkını, çok üzersiniz." Ve telefonu kapattı.
        Gizem'in yüzü de biraz ışıldamaya başlamıştı.

***

        Tankut, yazıhânesinde yoğun dakikalar yaşıyordu. Telefon çaldı. "Bayan Udır?"
        "Bayan Ağtunç'un uşağı, telefonda sizinle görüşmek istiyor, Bay Tankut."
        "Bağlayın lütfen."
        Uşağın, gür ve rahatlatıcı bir sesi vardı. "İyi günler, Bay Tankut. Ben, Kevork Kurtuluş; Aysun Hanımef... Pardon! Bayan Ağtunç'un uşağıyım."
        "Hoş geldiniz, Bay Kurtuluş. Umarım yolculuğunuz ve ardından, fazla yorulmadınız."
        "Her şey, gerektiği gibi, efendim; teşekkür ederim. Bayan Ağtunç, sizin, ev çalışanlarınızla olan iletişiminizden, çok etkilendi. Kendi ev çalışanlarının da benzer bir eğitim almasını arzuluyor. Size, bir ricâsını iletmemi arzetti: Sizin ev halkınız, bizi, hızlandırılmış bir kurstan geçirirlerse..."
        "İltifâtınız için, ben, teşekkür ederim. Gerekeni yaparım. Evdekilere haber vereyim; uygun olan kişi, ya da kişiler, size uğrarlar."
        Ardından, Tuğbay'ı aradı. "Bay Tuğbay? Bayan Ağtunç'un ev halkı da Alazköy'e vardı. Bir ricâları var: Onlara bizim ev halkının tavır ve anlayışlarını aktarmanızı istiyorlar. Buna göre, siz, bir gün boyunca, Bay Kurtuluş'un yanında kalın. Diğer ev halkının her biri, birer günlüğüne, Bayan Ağtunç'un bir ev çalışanı ile yer değiştirsin."
        "Buna göre, yarın sabâh başlamamız, daha uygun olabilecek, Bay Tankut."
        "Dosdoğru. Aranızda anlaşıp, kimin hangi gün, evden uzaklaşabileceğine karar verin."
        "Bayan Ağtunç, ne zamân dönüyor?"
        "Sanırım, cumâ akşamı. Ama kendi evine, tahmînimce, en erken cumârtesi öğleyin gidebilecek."

***

        Aysun'un evinde, herkes harıl-harıl çalışıyordu. İki gündür, ev çalışanları dışında, gündelik kişiler de yardıma çağrılmıştı. Giriş salonu, neredeyse son şeklini almıştı. Evin üç çalışanı da, yorgunluklarını unutabilmek için, yeterince çaba sarfediyordu.
        Kapı çaldığında, Kurtuluş. monitörü açtı. Dışarda, bahçivan kılıklı bir adam vardı. Düğmeye bastı. "Siz, kimsiniz?"
        Bahçivan kılıklı, yanıt verdi: "Ben, Tanıl Tuğbay; Bay Tankut'un çalışanıyım. Sizinle görüşmemi ricâ etti."
        Aysun'un evinin yapısı, Tankut'unkiyle neredeyse aynıydı. Tuğbay, bahçe kapısından içeri girip, evin giriş kapısına vardı. Hun da yanında tıpış-tıpış sekiyordu.
        "Çok hızlısınız, Bay Tuğbay. Geldiğiniz için, size minnettârım. Ben, Kevork Kurtuluş." Elini uzattı.
        Tuğbay, uzatılan eli sıktı. "Alazköy'e hoş geldiniz." Hun'u gösterdi. "Bu sevimli canavar da, Hun. Bizim evin gözbebeğidir."
        "Yahu, bu, ne tatlı bir şeydir!" Hun, patilerini kaldırdı ve kısık sesle havladı. Kurtuluş da onun yamağını okşadı.
        İçeri girdiklerinde, Hun, çok iyi tanıdığı yapısal oramda, koşuşturmaya başladı.
        Tuğbay, çevresine bakındı. "Ne kadar hızlısınız! Kıskanabilirim sizi. Bu arada; farkına vardığınız gibi, Bay Tankut, aslâ buyurmaz. Sözel anlamda değil, gerçekten de aslâ buyurmaz. Siz de Bayan Ağtunç'un arzularını başkalarına iletirken. 'ricâ etmek' eylemini kullann."
        "Daha şimdiden Aysun Han... Bayan Ağtunç'u çok iyi anlıyorum. Sizin evde, çalışan-patron tarzında bir yapı yok."
        "Bizim evde, neredeyse eşitlik var; ama herkes, konumunu çok iyi bilir ve sınırını aslâ aşmaz."
        "Bayan Ağtunç'a ricâ edeceğim; biz de eve bir sevimli yaratık alalım."
        "Bay Tankut, yalakalardan, dalkavuklardan, dilencilerden, sakallılardan ve sıkmabaşlardan tiksinir. Kaç kişi yaşayacak bu evde?"
        "Benim dışımda, iki kadın var; Çiğdem Kaşıçene ve Serpil Karakaş. Şu sırada yukardalar. Bir de şoför vardı. Ama onun Alazköy'e geleceğini sanmıyorum."
        "Bay Tankut'un evinde, herkesin, bir ana sorumluluk görevi var; bunun dışında, herkes, her tür işle uğraşmakla yükümlüdür. Sizin ana göreviniz ne?"
        "Şimdiye dek, Bayan Ağtunç, bir villâda yaşıyordu. Orda, çok daha fazla ev çalışanı vardı; onun için, ben, yalnızca uşaklık yapıyordum. Diğer çalışanlar, Alazköy'e gelmek istemediklerinden, yükümlülükle işsiz kaldılar."
        "Öyleyse ben, bir tam gün değil, şu ândan itibâren, yarın akşama kadar, burada kalmakla yükümlü oluyorum. Çünkü siz, çok şey öğrenmeniz gerekiyor. Bahçıvanlığınız var mı?"
        "Ortalama bir insan, bahçeden ne kadar anlıyorsa, ben de o kadar becerikliyimdir."
        "Mâdem hazırlıklı geldim; bugün, bahçeyi biraz daha düzenleyelim."

***


Târih: 16.10.2014 | Bölüm: Öleceğim özleminle!

Önemli not: "6 ve 7. bölümlerin gizemi"


Öykünün tüm kısımları
- 10. kısım
-   9. kısım
-   8. kısım
-   7. kısım
-   6. kısım
-   5. kısım
-   4. kısım
-   3. kısım
-   2. kısım
-   1. kısım





Tüm Bölümler
12. bölüm: Yasalar, her şeyden üstündür!
                  (Hazırlanıyor)
11. bölüm: Tepetaklak!
10. bölüm: Kutluluklar ola!
  9. bölüm: Mutlu başlangıçlar!
  8. bölüm: Kara sevdâmsın sen!
  7. bölüm: Öleceğim özleminle!
  6. bölüm: "Seni seviyorum!"
  5. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (2)
  4. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (1)
  3. bölüm: "Ben, kimim?"
  2. bölüm: Araştır ve bul!
  1. bölüm: Aradık ve bulduk!
7. bölüm Öleceğim özleminle!
© Erol Sürül | Sitemin, tüm hakları saklıdır.