7. bölüm Öleceğim özleminle!
9. kısım


        Sekmen, tatlıları ve dijestifleri, birlikte getirdi. Dijestif olarak, Gizem'in önerisi doğrultusunda, cinde karar kılmışlardı. Tatlı olarak ise, evde bulunan tüm dondurma çeşitlerinden birer kaşık istendi. Onlar da, şık birer cam leğencikte servis edildi.
        "İnsanlar, yalnız olunca, melânkoliye daha yatkın oluyorlar. Kendi adıma konuşmak gerekirse, çok daha iyi seziniyorum. Hattâ bedenime, endorfin yüklemeye başladım bile."
        Gizem, güldü. "Sizin konuşma tarzınıza hayrânım. Sizin gibi biriyle, daha önce hiç karşılaşmamıştım."
        "Tıpkı sizin gibi." Biraz soluklandı. "Ne yaparsın; yaşam şartları, içimizdeki filozofu tetikliyor."
        "Bir kızınız olduğunu söylemiştiniz. Daha akrabânız yok mu?"
        "Var; Alaz Mahalle'de bir ağabeyim var. Onun da, sayısını bile bilmediğim çocukları var."
        "Beni sürekli şaşırtıyorsunuz. Acabâ bu sürprizlerin sonu, gelmeyecek mi?"
        "Siz de aynen öylesiniz. Hakkınızda, sakıncasız o kadar çok bilgi var ki; ben, onların yalnızca küçücük bir bölümünü biliyorum. Ama sabırlıyımdır."
        "Ağabeyiniz?"
        Sol elinin içiyle, omuzlarının üstünden arkaya bir şey fırlatıyormuş gibi bir hareket yaptı. "Bu durumda, dilimizin kahvehane kesiminde bir deyim var."
        "O deyimi, tahmin edebiliyorum. Sevmemenizin sakıncasız olan kısmını öğrenebilir miyim?"
        "O, deyişi yerindeyse, üretmesini sevmez; kendi zihniyeti doğrultusunda, her zamân iyi bir müşteri olur. Bağnazlıkta üstüne yoktur! Eğitimi, sıfır denecek kadar düşük olmasına karşın, her şeyi, herkesten daha iyi bilir. Hattâ, güzel kızım, sizi hiç tanımamış olmasına rağmen, şu ânda hakkınızda sizden fazla bilgi sâhibidir."
        "Anadım; militan dogmatik!"
        "Sizinle, uzuuun yıllar şânlı bir dostluğumuz olacak." Cin kadehini havaya haldırdı. "Bu güzel dostluğumuzun sonsuzluğuna içelim."
        Gizem de kadehini kaldırdı; ikisi de küçük birer yudum aldılar.
        "Sanırım, bir itirâfta bulunmak yükmündeyim. Sizin abinizi, gördüm. Ağabeyiniz, dünkü gün, Alaz Mahalle'de, bana, iğrenç bir yaratıkmışım gibi bakınca, dikkatimi çekti. Kendisini, bir yerden tanıyordum sanki; ya da birine benzetiyordum. Rastlantıya bak ki, tam o sırada, Dilek Yaşar, yanımdan geçiyordu. Onu durdurarak, o adamın kimliğini sordum. O da, 'Taşıl Tankut' olduğunu söyledi."
        "Onunla ilgilenmenizi, salıvermem. Ama yine de sizin bileceğiniz bir şey. Demek ki, siz, de o rastlantıda, Dilek Yaşar'ın acılı öyküsünü öğrenmiş oldunuz. Ağabeyimin, hayırlı bir işe vesîle olacağını deseler, onlara, 'dangalak' deyip, gülüp-geçerdim."
        "Demek ki, umulmadık taş, kafa yararmış. Dilek'in durumunu görseydiniz, bana, daha da fazlasını yapmamı önerirdiniz."
        "O da başka bir konu. Laboratuarda tam bir sonuca vardınız mı?"
        "Evet; bir dermek kurulacak; ve kurucu başkan ise, Dilek olacak. Ben de, doğası gereği, ücretsiz savunma sporu eğitmeni olacağım."
        "Size olan hayrânlığım, hızla yükseliyor."
        "Bay Tankut, ben, kesinlikle kötü bir insan değilim. Ama: Alazköy'e geldiğimden beri, siz, ilgili konuya, 'hangi açıdan bakarak, uygularsınız' diye düşünerek, daha da başarılı oluyorum. Sizden, daha çok ders ve eğitim alacağım."
        "Cânân kız, unuttunuz mu? Ben, serpinemiyorum. Aman, dikkat!"
        İki yeşilgöz, karşılıklı gülüştü.

***

        Gizem, cumâ günü, ivedice işe gidecek yerde, Aysun'un, Ağtunç Kule altındaki evine gitmeyi, uygun buldu. Zâten oraya, daha önce hiç gitmemişti. Kapı zilini çalınca, fazla beklemeden, açıldı. Biraz şaşırdı; kim olduğu sorulmadan, kapı açılmıştı. Bahçe kapısından içeri girince, tamamlanmış peyzaj çalışmaları, dikkatini etti. Her şey, yerli-yerinde gibi gözüküyordu.
        "Durun; tahmin edeyim; siz, Gizem Gözsel'siniz." Kevork Kurtuluş, ev kapısında, onu bekliyordu. "Bayan Ağtunç, sizi öyle güzel târif etti ki, resminizi bile görmeye gerek kalmadı."
        "Evet, doğru tahmin ettiniz." Kendisine uzatılan eli, sıktı; Bay Kurtuluş'un, sıcacık ve içten bir el sıkışması vardı.
        İçeri girdiler; ve Kurtuluş, kapıyı, arkalarından örttü.
        Evin yapısat biçimi, neredeyse Tankut'un evinin bir kopyası gibiydi; neredeyse tümüyle tamamlanmış salonda, bir piyano gördü! Ve çok şaşırdi!
        "Kim çalıyor bu piyanoyu?" diye sordu kurtuluşa.
        "Bayan Ağtunç elbet de," dedi eski uşak. Gizem'in şaşkın bakışlarını görünce, devâm etti: "Bayan Ağtunç'un büyük becerisidir piyano; büyük bir üstâddır. Ayrıca, mükemmel bir müzik sesi var."
        Gizem, şaşkınlıktan, ne diyeceğini bilemedi. Durum, o kadarıyla sınırlı değil; piyanonun üstüne serilmiş ipek bezin üstünde de, bir keman vardı. "Peki, bu keman?"
        "İşte; orası, benim için, bir kapalı kutu," dedi Kurtuluş. "Bayan Ağyunç, şoföre aldırtmıştı onu."
        Yeşilgöz, anlamıştı; gözleri parladı. "Ben, anladım, Bay Kurtuluş." Hızlı adımlarla, piyanonun yanına vardı. Dikkatlice kemanı aldı ve omuzuna attı. Kurtuluş, olup-bitenleri merâkla izliyordu. Gizem, ilk notaları çınlattı: 'Hasret akşamında, sabâh olmuyor.'
        Genç bilinçli uşak, hayretle notaları içine çekiyordu. Belki de hiç bu kadar güzel keman sesi duymamıştı.
        Yeşil özlü dilber, şarkıyı, yarıda kesti. Çevresine bakındı; daha şimdiden, Aysun'u, bu dört duvar arasında görmeye başlamıştı; sevdiceği, burada, mutlu günlerini geçirecekti.
        Koltuklardan birine oturdu. "Yarın öğleden sonra, iyice geri çekileceğiniz, size aktarıldı mı?" Adamın erkeksi yüzüne bakarken, gözleri parlıyordu.
        "Evet, Bayan Gözsel. Bayan Ağtunç, bilmemiz gerekenleri, ayrıntılarına kadar bize aktardı. Sizin için bir şey yapabilir miyim?"
        "Hâyır; teşekkür ederim, efem," dedi ve ayağa kalktı.
        Tam o sırada, Tuğbay, içeri girdi. "Bayan Gözsel? Siz? Burada?"
        "Evet, Bay Tuğbay; daha önce gelmem gerekiyordu; ama geçikmişim. Siz, burada ne yapıyorsunuz? Biraz şaşırdım."
        "Bayan Ağtunç'un ev çalışanlarına, yardımcı olmamız ricâ kılındı."
        "Anladım. Ben, sizi, daha fazla alıkoymayayım. Her şey için teşekkürler, Bay Kurtuluş."
        "Tanıştığımıza, gerçekten çok sevindim, Bayan Gözsel," dedi Kurtuluş.
        Gizem'i, kapıda uğurladıklarında, "Çok hoş ve çok güzel bir hanım kızımız," dedi Kurtuluş.
        "Evet; gerçekten de öyledir," dedi Tuğbay. "Daha dün Alazköy'e gelmiş olmasına karşın, Bay Tankut, onu, öz kızı gibi sevdi. Özünde iyi yürekli ve yiğit bir kadın."

***

        Aysun, işlerinde, tahmin ettiğinden de hızlı ilerliyordu. Artık emîndi: Bugün, Alazköy'e geri dönebilirdi. Öğle saatlerinde, biraz soluklanma fırsatı buldu. Yazıhânesindeki masasının akasına geçerek, dizüstüde, Alazköy ve çevresinin yerel gazetelerine gözattı.
        Elbet de, en iyi haberler, yine Kaygusuz tarafından üretiliyordu. Bugün de Kaygusuz, Ağtunç Kule'nin açılışını duyuruyordu.
Ağtunç Kule balosuna, hazır mıyız?
     Bilindiği üzere, ilimize yeni bir milyarlık şirket taşınıyor; Ağtunç Holding, genel merkezini, nâdide bir beldemiz olan Alazköy'e taşıyor.
     Şirketler grubunun ana yönetim biriminin konuşlandırılacağı Ağtunç Kule, pazartesi günü, bir balo ile açılacak. Balo, Kule'nin taban katında düzenlenecek.
     Balo için dâvetiye alanlar, şimdiden hazırlıklarını yapsınlar. Bayan Aysun Ağtunç, çoktandır hazır gözüküyor.
     Bu arada; Aysun Ağtunç, ormanlık alanda çekilen çıplak fotograflarının, internette yayınlanmasından sonra, büyük bir sükse yapmıştı. O görüntülerden ötürü, şirketlerinin küçüleceğini öne sürenler, hayâl kırıklığına uğramışlardı. Çünkü güzeller güzeli kadın, sevenlerini ikiye katlamış, ticârî bilançosunda da büyük bir patlama olmuştu.
        Yine de anımsatmakta yarar var: Ağtunç Holding, aynı ânda hem ilimzin, hem de Alazköy'ün ikinci büyük vergi mükellefi olacak.
        Sarışın güzel, yine de gülümseyebilecek bir durum yakalamıştı.

***


Târih: 16.10.2014 | Bölüm: Öleceğim özleminle!

Önemli not: "6 ve 7. bölümlerin gizemi"


Öykünün tüm kısımları
- 10. kısım
-   9. kısım
-   8. kısım
-   7. kısım
-   6. kısım
-   5. kısım
-   4. kısım
-   3. kısım
-   2. kısım
-   1. kısım





Tüm Bölümler
12. bölüm: Yasalar, her şeyden üstündür!
                  (Hazırlanıyor)
11. bölüm: Tepetaklak!
10. bölüm: Kutluluklar ola!
  9. bölüm: Mutlu başlangıçlar!
  8. bölüm: Kara sevdâmsın sen!
  7. bölüm: Öleceğim özleminle!
  6. bölüm: "Seni seviyorum!"
  5. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (2)
  4. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (1)
  3. bölüm: "Ben, kimim?"
  2. bölüm: Araştır ve bul!
  1. bölüm: Aradık ve bulduk!
7. bölüm Öleceğim özleminle!
© Erol Sürül | Sitemin, tüm hakları saklıdır.