7. bölüm Öleceğim özleminle!
10. parça


        Tankut ve Gizem, Mut Apartmanı'nın önünde, sevdikleri kadını getiren taksiyi bekliyordu. İkisi de, sınır bilmeyen özlemlerini demlendirmiyordu; nasıl olsa, karşılıklı olarak, bunu biliyorlardı.
        "Bay Tankut, benim, Aysun ile bir anlaşmam var: İçimizden birisi, bir erkekle bir durumda bulunduktan sonra, en az yirmidört saat bir-birimize dokunmayacağız."
        Tankut, durgun bir biçimde, belirsiz bir noktaya gözlerini dikti. "Anladım; bu durumda, Aysun Hanım ile, yarın görüşürüm; özlemlerimizi, geçikmeli olarak paylaşırız." Yüzünü, Gizem'e çevirerek, gülümsedi.
        Dakikalar sonra, Aysun'u taşıyan taksi, onlara yaklaştı.
        Taksi durunca, Aysun, el çantasını alıp, indi. Önce biraz duraksadı; karşısında duran Gizem ve Tankut'la kısa süre bakıştılar. Ardından, iki sarışın güzel, koşarak, bir-birlerine sarıldılar. Sevinçten lâf kalabalığı yaparak, öpüşüp-koklaştılar; sımsıkı sarıldılar; sanki hiç kollarını ayırmak istemez gibiydiler.
        O sırada, taksi şoförü, Aysun'un küçük valizini ve bir spor çantasını, bagajdan alıp, sarışın güzellerin yakınında bir yere bıraktı ve ayrıldı.
        Sonunda Gizem, güzel arkadaşını serbest bıraktı; ve onun valizini ve spor çantasını da alarak, oradan bir-kaç uzaklaştı.
        Aysun, yavaşça Tankut'a yaklaştı ve başını eğdi; bir şey söylemedi.
        "Hoş geldin, Aysun Hanım. Bugün evinizde dinlen; yarın görüşürüz."
        "Hoş bulduk, Efendim. Teşekkür ederim. Sizi de çok özledim."
        "Yarın öğleden sonra, onbeşte bana gel."
        "Amacım, size itirâz etmek değil, Efendim; ama kendi evimdeki ilk günümü ve ilk gecemi, sizinle geçirmek istemiştim. Bir keze değin, bu kabalığımı, bağışlayın."
        "Seni, çok iyi anlıyorum; orası, senin yuvan; ve orada, tüm sevdiklerinle mutlu olmak, en doğal hakkın. Mutlu saatler dilerim, hanımlar," diyerek, döndü; ve güneye doğru evinin yolunu tuttu.
        Tankut uzaklaşınca, Aysun, yüzünü, büyük aşkına döndürdü; yine birazcık bakıştılar; ve yine bir-birlerine koşarak, yeniden sarıldılar. "Seni, ölesiye özledim, biricik aşkım." Sarışın lüleli güzel, neredeyse sevinçten ağlaacaktı.
        "Gel de, onu, bana sor!" dedi Gizem; ve hiç bir şey umursamadan, Aysun'un yüzünü, ellerinin içine alarak, o vazgeçilmez dudaklarını öptü."
        Ama yeniden kollarını gevşetip, ayrıldılar. Gizem, valizi kaptı; Aysun da spor çantayı yüklendi.
        Dâire kapısını açarken bile, oracıkta sevişebilecek kadar özlemişlerdi bir-birlerini.
        Sonunda içeriye girdiklerinde, kapıyı örtmeleriyle, bagajı ellerinden fırlamaları, neredeyse aynı ânda oldu. Hemencecik bir-birlerine sarıldılar. "Seni ölesiye özledim, aşkım!" dedi Aysun.
        "Ben, ölecek gibi sezindim, biricik aşkım! Bir daha aslâ ayrılmayalım."
        Öldürücü özlem, onların yanan dudaklarında son buluyordu. İkisi de, bir-birlerinin diline dalışmış duruma kadar vardılar; bir-birlerinin bedeninin tüm kıvrımlarını kapış-kapış okşadılar.
        Aysun, 'büyük aşkı'nı, kapıya dayayıp, boğazını öperek, dudaklarını, onun göğsüne kadar kaydırdı; o tapılası kokuyu, doya-doya içine çekti. Diz çökerek, daha aşağıya kaydı; Gizem'in bulüzünü yukarı çekti ve göbeğinin her yerini, koklayıp-öptü. Elleriyle de, sevdiceğinin muhteşem kıçını ve kalçalarını, okşayıp-sıvazladı.
        Sevdiceğinin eteğini yukarı çekerek, kalçalarını doyasıya okşadı; onun, kilotsuz olan uçmağ bölgesindeki incecik tüylerle korunan 'en hassas yeri'ni, aşk ve şehvet ile kokladı; hele o açık renkli tüyler,


        On dakika boyunca, Aysun, güzel tanrıçasının en hassas bölgelerini tattı.
        Artık belini yavaşça doğrultarak, Gizem'in tüm güzelliklerini, aşağıdan yukarıya doğru gerisin-geri kokladı, öptü ve yaladı. Elleri, neredeyse aynı ânda, sevdiği dilberin bedeninin her yerindeydi; dudakları, dili ve burnu, o muhteşem gözelliğin tadına vardı. Ağzı, büyük aşkının memelerine varınca, bulüzün düğmelerini, bir çırpıda kopararak, bertarâf etti. O benzersiz minik memeleri, doyasıya okşayıp-kokladı; meme uçlarıını da büyük şehvetle yaladı.
        Dudaklar ve diliyle, çene altına, oradan da çenenin uçuna vardı; o güzel çeneyi, hafifçe ısrdıktan sonra, büyük aşkının dudaklarına yapıştı.
        Gizem de, artık, elleriyle, sonsuz aşkının bedenine egemendi; ellerini, o güzel bedenin neresine dokunduracağını kestiremiyordu; şehvetten, bayılma noktasına varmıştı.
        Aysun, aşk tanrıçasının dilini kavramış, hırsla emiyordu; ardından, sevdiğinin üst dudağına sıra geldi.
        "Dur! Çok yoruldum; yatağa gidelim."
        "Seni seviyorum! Sana, tapıyorum."
        "Ben de seni çok seviyorum; sana tapıyorum, biricik aşkım. Hadi; gidelim."
        "Bir dakikacık daha," dedi Aysun.

***

        "Açıkmadın mı, tatlım?"
        En az bir saat boyunca, aşkın doruğuna varmışlardı. Şimdi de yüzleri bir-birlerine çevrili biçimde, bakışıp-dinleniyorlardı.
        Aysun, biricik aşkının yanağını parmaklarının tersiyle okşuyordu "Her şeyden önce, çok susadım," dedi.
        "Biz, dünyânın en mutlu iki kişisi olmalıyız; ikimizin de iki hayât arkadaşı var. İkimiz de, her iki aşkını aynı derecede seviyor; mutluluktan çatlamamız gerekirdi."
        "Ulaş'a o kadar âşık oldun mu?" Sarışın lüleli güzel, bu haberle pırıldadı.
        "Sanırım, artık o, benim, sevdiğim tek kölem oldu. Bana karşı boyuneğerliğinden, kuşkum kalmadı."
        "Dahâsını duymak istiyorum."
        "Bize, içecek bir şey getireyim."
        Üç dakika sonra, elinde iki kadeh ve bir şişe beyâz şarap ile geri döndü. Bardakları, yatakta doğrulmuş olan Aysun'a uzattı.
        "Anlat bana, sevgilim; nasıl anladın onun, artık 'senin' olduğunu."
        Gizem, şişeyi açmakta biraz zorlandı. "Çarşamba akşamı, telefon görüşmemizin ardından, gerçekten de ona gittim. Şu rezil şişe de, amma nâz yaptı!" Ama sonunda, 'flub' diye açıldı şişe. "Buyruklarıma boyuneğmekte biraz zorlandı. Ama her sâniye, biraz daha boyuneğer oldu." Aysun'un uzattığı bardakları, doldurdu. "Artık yalnızca 'boyuneğer' değil, ayrıca 'buyruksever' oldu." Açacağı, tıkaçtan çıkarmaksızın, şişeyi, karyolanın yanında yere bıraktı. "O, kesinlikle yalnızca benimdir; çünkü emînim ki, benim dışımda hiç bir kadın, ona orgazm armağan etmedi."
        "Planların nelerdir?" Gizem'e, bardaklardan birini uzattı.
        "Şimdiye kadar, yalnızca, ona tecâvüz ettiğim gece, kadınlığımın, hatırı sayılır bir bölümünden yararlanmıştı; ama bundan sonra, adım-adım, tüm nîmetlerimden yararlanacak. Çünkü emînim ki, ben, onun tek kadını ve tek efendisiyim. Adım-adım, biraz daha fazlasını hakkediyor."
        "Sevgilim, sırf karşılaştırma yapabilem için, bana bir ya da iki ayrıntı anlat; lütfen." Aysun'un, o kedicik gibi tatlı bakışı, Gizem'in yüreğini hoplatıyordu; 'ona itirâz etmek' olasılığının, yakınından bile geçemezdi.
        "Tamam, tatlı sevgilim. O, bileklerinden tavana asılıyken, bana neredeyse hiç dokunmadığı hâlde, buyruğuma boyuneğerek, en az üç metre sıçrattı."
        Aysun, sağ elinin parmaklarının uçlarıyla, açık kalan ağzını örttü. "Gerçekten görmeye değer!" Gözleri, hâlâ fırıl-fırıldı.
        "Bakalım. Ama başka bir erkeğe elin değerse, efendini, unut."
        "Aslâ! Ölürüm de Efendim'i üzmem! Unutma; birimizin erkeği, diğerine tabudur! Öyle olmasa bile, zâten benim gözüm, Efendim'den başka erkek göremez."
        "Bi örnek daha?"
        Aysun, başını sağa, yâni havaya kaldırdı; gözlerinde, yalvarış vardı.
        "Normal koşullarda en az yirmi santimlik cüssesi, bir buyruğumla, birden-bire, en az yirmibeş santime yükseldi."
        Aysun'un, artık söyleyecek lâfı kalmamıştı; şaşkınlıktan yutkunduktan sonra, tek bir sorusu kalmıştı: "Peki; o cüsseye, egemen olabiliyor musun?"
        Gizem'in sonsuzluk gibi parlayan gözleri, sözlü yanıtı, fazlalık kılıyordu. Artı olarak da, 'biricik aşkı'na dudaklarını uzattı. (8. bölüğmden devâm edin.)

Tarih: 16.10.2014 Bölüm: Öleceğim özleminle!

Önemli not: "6 ve 7. bölümlerin gizemi"


Öykünün tüm parçaları
- 10. parça
- 9. parça
- 8. parça
- 7. parça
- 6. parça
- 5. parça
- 4. parça
- 3. parça
- 2. parça
- 1. parça


Tüm Bölümler
10. bölüm: Kutluluklar ola! (Hazırlanıyor!)
9. bölüm: Mutlu başlangıçlar!
8. bölüm: Kara sevdâmsın sen!
7. bölüm: Öleceğim özleminle!
6. bölüm: "Seni seviyorum!"
5. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (2)
4. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (1)
3. bölüm: "Ben, kimim?"
2. bölüm: Araştır ve bul!
1. bölüm: Aradık ve bulduk!
Öleceğim özleminle!
© Erol Sürül | Sitemin tüm hakları saklıdır.