8. bölüm Kara sevdâmsın sen!
4. parça


        Kızlar, mutfaktan dönünce, Gürel, daha yaklaşımcı davranıyordu. Gözde ise, sevgi örneği idi. Gözde, kocasının yanına geçip-oturdu.
        Sarışın güzeller, yalnızca anne-baba için değil, kendileri için de kahvaltı hazırlamışlardı.
        "Kuzucuğum, sizin durumunuzu, biraz sezince, sana bir şey söylemiştim; anımsıyor musun?"
        Gizem, Aysun'dan bir öpücük istedi; sarışın lüleli güzel de, en şefkâtli öpücüğü, dudaklarına kondurdu.
        Gözde'nin kalbi, daha hızlı çarptı.
        "Anımsıyorum, anneciğim; aramızdaki yaş farkını sormuştun; hâyır, aramızdaki yaş farkını, ben, görmüyorum bile. Belki de, büyük aşkımın çok genç görünümden kaynaklanıyordur. Aysun, benim tek taptığım varlıktır. Ama bir 'erkek' söz konusu olursa, kendi yaştaşlarımdan şaşmam."
        "Çok yaşayasın, güzel kızım," dedi Gürel. "Seni, her alanda, sonuna kadar destekliyorum."
        "Sevgilim," dedi Aysun Gözde'ye, "daha sıklıkla bize uğramalısın. Elbet, biz de size geliriz. Ama sanırım, sizin olanaklarınız, daha fazla."
        "Olanaklarımız, izin verdiği sürece, geleceğim, güzel arkadaşım. Bugün, neler yapıyoruz? Alazdibi'ni mi sallayacağız?"
        Sarışınlar, bakıştılar. "Bu haftasonu, beni mâzur görün, sevgilim. Benim, bir randevum var," dedi Aysun üzgünce.
        "Gerçekten çok önemli bir randevusu var, anne." Aysun'a döndü. "Bay Tankut'a, buradaki konuklarımızdan sözet; adım gibi emînim ki, anlayış gösterip, seni, salıverecektir."
        "Kızlar, ne oluyor burada?" diye sordu Gürel. "Aysun, Bay Tankut, senin sâhibin değil ki, seni, egemenliği altına alsın!"
        Sarışın âşıklar, hem üzgün, hem de şaşkınca bakıştılar. "Baba, Bay Tankut, Aysun'un, hem 'sâhibi', hem de 'efendisi'dir. Biricik aşkım, gitmek yükmündedir. Ulaş da, benim kölemdir; benim kölem, buyruğuma boyuneğmezse, onu, çok, ama çok mutsuz ederim." Yeşilgözün yüz ifâdesi, son sözlerinde, çok sert idi.
        Bay ve Bayan Gözsel, binbir türlü düşünce içinde bakıştılar. Bir süre, sustular.
        "Bugün, daha neler yaşayacağız?" diye sordu Gürel şaşkınca. "Kızlar, başka bir sürpriziniz yoktur, değil mi?"
        Gizem, içtenlikle gülümsedi. "Yok; hepsi bu kadar."
        "Peki, bir efendi, kölesini, nasıl cezâlandırıyor?" diye sordu Gözde düşünen bir yüz ifâdesiyle.
        "Örneğin 'geriçekilim'le; gerekirse, 'ömür boyu geriçekilim'! İşte; o zamân, o kölenin, tüm dünyâsı yıkılır; iyice çöker, yokolur! Paramparça olur!" Gizem'in yüz ifâdesi, yine çok sertti. Annesi-babası bile, karşılarında, bambaşka bir Gizem görüyordu; hiç de tanımadıkları bir Gizem!
        "Peki; ödül nasıl oluyor?" diye sordu Gürel.
        Gizem'in sertliği, devâm etti. "İşte; bu sorunun yanıtı, bir kölenin, neden ayrıcalıksız boyueğer olacağı anlamına gelir; boyuneğerlik, onları, inanamayacağınız kadar mutlu ediyor: köleler, hiç tahmin edemeyeceğiniz boyutlarda mutlu insanlardır; Aysun'a bakın."
        Tüm gözler, Aysun'a çevrildi; güzel sarışın, o sırada, kafasının içinde, efendisinin yanındaydı; yüzü parlıyordu.

***

        İki saat sonra, dört kişi, haftasonu alış-verişi için, dışarı çıkıyordu. Anne-kız, alış-verişe giderken, Gürel de, çevreyi, biraz kolaçan edecekti; Aysun da, yeni yuvasına gidecekti.
        Mut Apartmanı pasajına indiklerinde, yeşilgöz, kapının önünde durarak, gözlerini, sola dikti. Tedirgin ve öfkeli gözüküyordu.
        "Niye durdun, aşkım?" diye sordu Aysun.
        "Bu karı, en az sekiz gündür, Alazköy'de ne dümenler çeviriyor acabâ?"
        Aysun da o yöne baktı. "Artık ben de merâk etmeye başladım," dedi. "Gerçekten de çok ilginç bir durum."
        "Neden sözediyorsunuz, kızlar?" diye sordu Gözde.
        "Şu gördüğün kadın, Ulaş Uzer'in eski sevgilisi," dedi Aysun. "Otelde konaklıyorsa, neden sürekli Mut Apartmanı pasajında gözüküyor?"
        "Kıskanmana gerek yok, fındık kurdum. O, senin eline, su bile dökemez," dedi Gürel.
        Biraz sonra, dere yoluna vardıklarında, durup-bakıştılar. "En geç pazartesi görüşürüz," dedi Aysun.
        Aysun'u, önce Gözde ve Gürel, yanaktan öptüler; Gizem de, önce çevreyi kollayarak, güzel aşkının yüzünü, ellerinin içine alıp, nar dudaklarını öptü; ve ona sarılıp-kokladı; böylece ayrıldılar.

***

        Gürel, Adıvar Araparkı'nı ve Uzun Gölet'i, ilk kez gerçekten, gönül gözüyle görüyordu. Gözleri, parıldadı; bu, ne güzellikti!
        İnsanlar, şurda-burda geziniyor, konuşuyor ya da çeşitli biçimlerde, karşılıklı olarak, sevgi paylaşıyordu.
        Adıvar Dereyolu'nu aşıp, parka geçti. Çevreyi, gözetledi; parkın peyzaj yapısı, çok hoşuna gitmişti. Uzun Gölet'in görüntüsü ise, büyüleyici idi.
        Gölet sâhillerindeki banklar, tümüyle doluydu. Ama birisinde, yalnızca sarışın bir genç oturuyordu. Oraya varıp, biraz durdu. "Delikanlı, ben de oturabilir miyim?""
        Genç adam, aşırı alımlıydı. "Buyrun; ricâ ederim."
        Gürel, yavaşça oturdu. "Buralı mısınız, genç dostum?" Genç adamla, bakıştılar.
        "Aslında, Alazköy'e, yeni yerleştim; iyi ki de, buraya gelmişim. Peki siz? Buralı değilsiniz anlaşılan."
        "Bugün, bir-kaç günlüğüne, yeni geldim. Kızımı ziyârete geldim."
        "Emînim ki, siz de, burada kalmak için, pek yakında, ilk adımlarınızı atacaksınız."
        "Burası, gerçekten inanılmaz güzel. Ama ne yazık ki, yerleşim seçeneğim yok. Ticârî ve meslekî sorumluluklarım var."
        "Bayan Aysun Ağtunç da, aynı dertteydi; ama sorunlarını, aştı."
        Gürel, başını sağa çevirerek, Ulaş'ın yüzüne baktı. "Aysun Hanımefendi'yi, tanıyor musunuz yoksa?"
        Ulaş da, başını, sola çevirip, Gürel'e baktı. Ardından, bakışlarını, yeniden Uzun Gölet'e çevirdi. "Elbet tanıyorum; arkadaş olduk artık. Ayeıca, müşterimdir."
        "O, benim kızımın da arkadaşı; ne büyük rastlantı."
        Ulaş, şaşkınlığını, gizleyemedi. "Yoksa, sizin kızınız...?" Delikanlı, kalp ritminin yükseldiğini farketti.
        "Gizem Gözsel; kızımın adı. Ben, Gürel Gözsel." Ulaş'a, kocaman elini uzattı.
        Ulaş, bocalayarak, ayağa kalktı. Gözleri, hâlâ faltaşı gibiydi. Biricik 'efendisi'nin babası, oracıkta, gözünün önünde oturuyordu. Uzun süren sâniyelerden sonra, 'baba' görünümlü adama, elini uzattı. "Ulaş... Uzer, efendim; memnûn... oldum."
        Gürel de, küçük bir şok geçirdi. Temkinlice, ayağa kalktı. "İnanamıyorum! 'O' Ulaş Uzer, siz misinz?"
        Ulaş, Gizem'e karşı sergilediği tavrın, neredeyse aynısını da, Görel'e uyguluyordu. "Evet... Öyle, efendim."
        Gürel, elini geri çekti ve yeniden oturdu. Aslında, 'dâmâdı'ndan, pek hoşnuttu; yakışıklı, eğitimli ve saygılı bir gençti. "Otur, evlât; otur." Ulaş, çekingence oturdu. "Kızım, senden, ayrıntylı biçimde sözetti. Ufak bir şok geçirmiş olsam da, sonuçta, çok mutlu oldum."
        "Teveccühünüz, efendim." Başı, öne eğikti.
        "Bak, oğul; ben, 'Gizem' değilim; bana karşı, ortalama bir erkek tavrı sergilersen, beni, çok mutlu edersin. Ayrıca, bana, 'siz' değil, 'sen' diye hitâb et."
        "Nasıl isterseniz... Nasıl istersen."
        "Tanışmamızı, bu saatte, nemli bir şekilde kutlayamazyız, ama akşam saatlerinde, bir 'tek' atarız, evlât. Ne dersin?"
        "Nasıl uygun görüyorsanı... Nasıl uygun görüyorsan."
        "Ulaş, senin, hiç arkadaşın var mı?"
        "Buralarda, yalnızca Aysun var. Ama önceki yerleşim biriminde, çok tanıdığım vardı."
        "Hah! İşte; beni de, o arkadaşlarının olduğu listeye ekle. Ben, tutucu bir baba ve tutucu bir insan değilim. Halkçının daniskasıyım."
        "Seninle, anlaşabilmeye çalışacağım; ama yine de, sevdiğim kandının babasısın."
        "Sana, yardımcı olabilirim; ilk süreçte, benim, Gizem'in babası olduğumu düşünme; herhangi bir arkadaşınmışım gibi düşün." Ara verip, çevresine bakındı. "Burada, çevrenin görüntüsü, gerçekten de vazgeçilemeyecek kadar güzel; fakat seninle, nerede bir kahve içebiliriz?"
        "Kıran Kafe'de. Duygu Dağbayır'ın yaptığı kahvenin, tadına doyum olmuyor."

***


Tarih: 23.10.2014 Bölüm: Kara sevdâmsın sen!

Öykünün tüm parçaları
- 8. parça
- 7. parça
- 6. parça
- 5. parça
- 4. parça
- 3. parça
- 2. parça
- 1. parça


Tüm Bölümler
10. bölüm: Kutluluklar ola! (Hazırlanıyor!)
9. bölüm: Mutlu başlangıçlar!
8. bölüm: Kara sevdâmsın sen!
7. bölüm: Öleceğim özleminle!
6. bölüm: "Seni seviyorum!"
5. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (2)
4. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (1)
3. bölüm: "Ben, kimim?"
2. bölüm: Araştır ve bul!
1. bölüm: Aradık ve bulduk!
Kara sevdâmsın sen!
© Erol Sürül | Sitemin tüm hakları saklıdır.