8. bölüm Kara sevdâmsın sen!
5. parça


        Aysun, Gizem ile cirlikte kaldığı evinden ayrılırkrn, özel eşyâlarını, orada bıakmıştı. Yalnızca, omuzuna astığı çantasını, yanına almıştı; o çantada da efendisini ve büyük aşkının resimlerinin bulunduğu çerçeve vardı.
        Aslında, çok heyecânlıydı; yeni yuvasının son şeklini görmek, ona, güçlükler yaratıyordu. Onun için, Kumbassar'ın kuzey yönüne geçti; oradan, uzun süre, Uzun Gölet'i izledi. Daha önce, bu açıdan, hiç çevreyi gözetlememişti. Belki de günün birinde, sırf değişiklik olsun diye, Karam Oteli'nde konaklayacaktı.
        Bir ara, artık, uzatmanın yersiz olduğuna karar verdi; ve evin yolunu tuttu.
        Çantasından çıkardığı anahtarla, bahçe kapısını açıp, içeri girebildi. Son gördüğünde, bahçe, iyice gözden geçirilmiş, A'dan Z'ye bakımı yapılmıştı: ama bu kez, daha da güzel bir ortamla karşılaştı.
        Kevork Kurtuluş, kapıdan dışarı çıktı. "Hoş geldiniz, bayan Ağtunç. Yolculuğunuz nasıl geçti?"
        Kurtuluş, uşak kılığında değil, şık bir takım giysiye bürünmüştü. Bu biçimiyle, Aysun'a pek yabancı gibi geldi. Gülümsemekten, kendini alamadı. "Bay Kurtuluş, sizi, hep aynı kılıkta görmeye, o kadar alışmıştım ki... Bakıyorum da, benim de, çok yeniliklere alışmam gerekecek."
        Aysun'un ardından, Kurtuluş, içeri girdi. Sarışın güzel, içeri girince, önce havayı, soluyup-kokladı; ardından da, büyük salonu, bir çırpıda gözden geçirdi.
        Gözlerini, piyano ve kemana çevirdi; Gizem'le, karşılıklı resital vermelerini, gözönünde cânlandırdı. "Bay Kurtuluş, Bayan Gözsel, buraya uğradı mı?"
        "Evet, Bayan Ağtunç; önceki gün uğradı. Çok içtenlikli bir genç hanımefendi."
        "Bahçenin durumu, dikkatimi çekti; siz mi hâllettiniz?"
        "Bay Tuğbay, yardım etti; peşembe günü, öğlen vaktinden dün akşama kadar, benim bilgilerimi güncelledi."
        "Evet, kendisi, takdir ettiğim bir kişiliktir."
        Güzel sarışının, güzelim cânı, soprano çekiyordu. Bir çırpıda, piyanonun yanına vardı. Çantasını, piyanonun üstünde açarak, resim çerçevesini, yüzeyin sağ uçuna yerleştirdi. Ardından, tuş kapağını açarken, tabûreyi, piyanonun altından çekip-oturdu. Hiç ısınmaya gerek duymadan, notaları, ağlatmaya başladı; ama bu şarkının, herhangi bir güncel özelliği yoktu; yalnızca Aysun'un, o ânki soprano gereksimine dayanıyordu. 'Hani, ne oldu aşkımız? Şimdi, bilmem, sen, nerdesin! Boş geçmezdi bir ânımız; şimdi, esen yellerdesin.'

***

        Gizem ve Gözde, her bir elinde üçer ağır poşetle, pasaja girdiler. Gizem'in gözü, kafenin önüne ilişti. "Anneciğim, dâmâdın, babamla tanıştı bile. Yükümüzü bıraktıktan sonra, oraya gidip, onunla tanışabilirsin."
        Gözde de, o yöne baktı. "İnanılmaz karizmatik bir erkek; onun, ezgin olabileceğini düşünmek bile, tûhâf kaçıyor."
        Beş dakika sonra, poşetleri, mutfakta yere bıraktılar. "Ben, erzâkları yerleştireyim; sen de, git; dâmâdınla tanış."
        "Sen, gelmiyor musun, kuzucuğum?" Gözde, biraz şaşkındı; biraz da düş kırıklığına uğradı.
        Genç yeşilgöz, erzâkları, yerleştirmeye başlamıştı bile. "Anneciğim, bu durum, benim yönelimime tam ters. Ayrıca, ben de orada olursam, 'dâmâdın', hiç konuşamaz; yâni onunla, tam anlaıyla, hiç tanışamazsın."
        "Peki, güzel kızm." Gizem, istemdışı güldü; gırtlağından, boğuk bir ses çıktı. "Niye güldün, tatlım?"
        "Bay Tankut da bana, çoğunlukla 'güzel kızım' diye hitâb ediyor."
        "Kuzucuğum, patronun, haklı; sen, gerçekten de dünyânın en güzel kadınısın. Ama şimdi gidiyorum."

***

        Aysun, son haftalarda genişlettiği açıkgönüllüğünü, evde de uygulamaya, kararlıydı. "Bay Kurtuluş, gelin benimle."
        Kısa süre sonra, mutfaktaydılar. Serpil Karakaş, onları görünce, işine biraz ara verdi. "Bayan Ağtunç, bir arzunuz mu vardı?"
        "Her şey yolunda, Bayan Karakaş; merâk etmeyin. Sizinle konuşmak istemiştim."
        "Ama, bunun içn, ayağımıza gelmenize gerek yoktu," dedi Çiğdem Kaşıçene. "Biz, sizin yanınıza gelirdik."
        "Nezâkete gerek yok, Bayan Kaşıçene. Bugün, bir-çok bakımdan, aceledeyiz. Onun için, bir ân önce, kısaca karşılıklı konuşalım. Alazköy'ü, nasıl buldunuz?"
        Kurtuluş, "Daha bir şey görmüş sayılmayız," dedi. "Hele biraz zamân geçsin?"
        "Ben, küçük yerleşim birimerini severim," dedi Serpil. "Ayrıca, doğayla iç-içe olmak da çok güzel bir duygu. Vazgeçilmez bir fırsat yakaladık."
        "Müştemilâttaki dâireleri bölüştünüz mü? Dâireler, hoşunuza gitti mi?"
        Herkes gülümsüyordu; her ağızdan, onaylayıcı kısa sözler çıktı.
        Kaşıçene, durumundan pek memnûn değilmiş gibi duraksadı. "Neyiniz var, Bayan Kaşıçene? Dâirenizden memnûn değil misiniz?"
        "Bayan Ağtunç, benim yaşımdaki birisi için, bu tür ânî değişimler, kolayca alışılacak bir durum değil. Biz, sanki başka bir gezegene göçmüşüz gibi geliyor bana." Aysun, gülümsedi. "Burada, insanların durum ve tavırları, sanki bu gezegenden değilmiş gibi. Büyük uyum sorunu yaşayacağız. Bakın size; yüzseksen derece dönüştünüz; siz bile, bizim tanıdığımz kadın değilsiniz. Bakın şu hâlinize; hâlâ tatlı-tatlı gülümsüyorsunuz. Oysa biz, sizi, hiç böyle görmemiştik."
        "Bayan Kaşıçene, ben, buraya geldiğim ilk dakika, öyle bir duyguyla karşılaştım ki, sanki yıllarboyu, çok sevdiğim ve özlediğim birisi, beni çağırıyormuş da, sonunda, o çağıranın yanına gitmiş gibiydim. İçimde, anlam veremediğim bir ferrâhlık ve huzûr vardı. Aradan beş gün geçmemişti ki, yüzde yüz Alazköylü oldum."
        "Peki; biz, ev çalışanlarınız, bu duyguya, ne zamân ulaşacağız?"
        "Siz, çok fazla dışarı çıkıp, insanlarla fazla iletişim kuramayacağınız için, benden birazcık daha fazla zamâna gereğiniz olacak. Onun için, şimdiye kadar alışık olduğunuz türde, yirmidört saat evde tıkanıp-kalmayın; işlerinizi, eksiksiz hâllettğiğinizde, dışarı çıkın; çevreyi gezin; insanlarla kaynaşın. Böylece, uyum sağlamanız, hızlanır."
        "Ama yine de korkuyorum, Bayan Ağtunç; günün birinde, ânîden 'Aysun Hanımefendi' hortlayacak ve o dayanılmaz kapris, devâm edecek diye."
        "Bayan Kaşıçene! Emîn olabilirsiniz ki, o korktuğunuz gün, bir daha aslâ gelmeyecektir."
        "Şu ânda, kendimi bir rüyâda sanıyorum. Bir-birimize karşı kullandığımız hitâb şekli bile, bu dünyâdan değil. Eskiden 'Çiğdem' vardı; şimdi ise, 'Bayan Kaşıçene' var. Bu, çok hızlı ve çok büyük bir değişim. Psikolojik olarak, altından kalkamayacağım bir durum değil gibi gözüküyor."
        "Bak, iyi ki, o konuya değinmişsiniz, 'Bayan Kaşıçene'" Yaptığı vurgulamaya, gülümsedi. "Bayan Boğa'dan profesyonel yardım alabilirsiniz. Bu konuyu, Bay Tankut'la da görüşürüm."
        "Çok iyi olur, Bayan Ağyunç."
        "Gelelim ana konuya. Son üç gündeki deneyimlerinizden öğrendiğiniz gibi, Alazköy'de, bambaşka kurallar geçerli olacak. Evde, sokak giysilerinizi kuşanacaksınız. Bu da, sizin için, ek gider anlamına geliyor. Demokratik eşitliğin sağlanması için de, net maaşınızın, yaklaşık yüzde onluk değeri kadar, benden, harçlık alacaksınız. Doğası gereği, pazartesi günü, genel harçlığınızn beş katını alacaksınız; çünkü, ilk harcamalarınız, astronomik düzeyde yüksek olacak. Bu ilk harcamalarınız için, bir keze değin, aylık maaşınızın yarısı kadar armağan alacaksınız. Buraya kadar anlaşılmadık durum var mı?"
        Herkesin, yüzü gülüyordu. Kurtuluş, ev halkı adına söz aldı. "Size, minnettârız, Bayan Ağtunç. Yeri olsaydı, alkışlardık; yine de alkışlandığınızı bilin."
        "Size aktarıldığı gibi, bâzı haftasonları, işten muâf kalacaksınız. O günleri de, dinlenmek ve enerji toplamak için değerlendirirsiniz. Ama bu haftasonlarının bâzılarından önce, el-ele verip, mutfakta, yeterince hazır yemek bırakacaksınız."
        "Umarım, bu hafttasonları, gelirlerimize yansımayacak," dedi Serpil Karakaş.
        "Hâyır; aksine burada, maaşlarınız, yüzde sekiz ilâ yüzde onüç değerinde artırılacak; en az maaşlı, yüzde onüç artış alacak; en fazla maaşlı da, yüzde sekiz artış alacak."
        Ev halkının yüzlerinde güller açıyordu. "Şaka gibi!" dedi Kaşıçene.
        "Böyle ciddî konularda, Bir Nisan'da bile şaka yapılmaz. Unutmayayım; Kurtuluş dışında, herkesin bir ana görevi vardır. Ana görev dışında da, her alanda eşit şekilde çalışmanız gerekecek." Kurtuluş'a döndü. "Bay Kurtuluş, siz de, benim, bir tür asistanım olacaksınız. Elbet de uşaklık görevini de yürüteceksiniz; ama eskisi gibi yirmidört saat değil. 'İnsan onurunu kırmak' söz konusu olmayan tüm görevleri, üstleneceksiniz; tıpkı Bay Tuğbay gibi."
        "Gerçekten çok mutlu oldum, Bayan Ağtunç; teşekkür ederim. İyi ki, Alazköy'e gelmişiz."
        "Bayan Ağtunç," diye söz istedi Kaşıçene. "Yine de kendimi, başka bir gezegende, hattâ bir düşün içinde gibi seziniyorum."
        "Alışacaksınız, tatlım; alışacaksınız! Hiç biri, düş değil; her şey, gerçeğin ta kendisi!" Güzel sarışın, içtenlikle gülümsüyordu.
        Ev halkı ise, onun 'tatlım' demesi üzerine, bakışıp-gülümsediler. "Anladığım kadarıyla, Tankutgiller'den, bir sanraki yardımcı, salı geliyor, değil mi, Bayan Ağtunç?" diye sordu Karakaş.
        "Evet; Kule'nin açılışından ötürü, yer değişmeler, salıya ertelendi. Siz, Bayan Boğa'nın koruması altına gidiyorsunuz; Bayan Sekmen de, buraya gelecek; çarşamba günü de, duayenler birlikte, gençler de birlikte çalışacaklar."
        "Bu, zorunlu mu?" diye itirâz etti Karakaş.
        Aysun, biraz duraksadı. "Bayan Sekmen'i, pek sevmediniz demek?"
        "Ne hâddime! Ben, sizin ev çalışanınzım. Gereken, yapılmalı."
        "Bu fırsatı değerlendirin; ve Bayan Boğa'dan, soyolojik öğütler alın. Sorusu olan?" Bekledi; herkes susunca, devâm etti. "Saat onbeşte, Bay Tankut, gelecek, o gelmeden, işlerinizdeki son rütuşları derleyin; en geç saat ondörte, tümüyle geri çekilmeye çalışın."

***


Tarih: 23.10.2014 Bölüm: Kara sevdâmsın sen!

Öykünün tüm parçaları
- 8. parça
- 7. parça
- 6. parça
- 5. parça
- 4. parça
- 3. parça
- 2. parça
- 1. parça


Tüm Bölümler
10. bölüm: Kutluluklar ola! (Hazırlanıyor!)
9. bölüm: Mutlu başlangıçlar!
8. bölüm: Kara sevdâmsın sen!
7. bölüm: Öleceğim özleminle!
6. bölüm: "Seni seviyorum!"
5. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (2)
4. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (1)
3. bölüm: "Ben, kimim?"
2. bölüm: Araştır ve bul!
1. bölüm: Aradık ve bulduk!
Kara sevdâmsın sen!
© Erol Sürül | Sitemin tüm hakları saklıdır.