9. bölüm Mutlu başlangıçlar!
5. kısım


Tankut'un evinde, görev paylaşımı yapılmıştı; buna göre, her erkekle en az bir kadın birlikte çalışacaktı. Fakat her grupta, iki değişik evin bireyleri de bulunmalıydı.

Kevork ile Bigün, bir küme oluşturarak, bahçede kurulacak masa için görev almışlardı. Tankut, Serpil ile Sevil arasındaki hoşmuysuzluğu gördüğü için, Serpil'i, kendi yanına almıştı. Tuğbay da, Işıl'ı kapınca, Sevil ve Çiğdem, boşta kalmıştı. Çiğdem, Tankut'un kümesine katılınca, Sevil de, Tanıl'ın kümsesine kalmıştı.

Bigün, Kevork'u yanına alarak, Tankut'un yazlık yaşam alanı olan, yarı bodrum kata indiler. Oradaki yemek odasında bülunan büyük yemek masaını, parçalara ayırıp, bahçeye çıkaracaklardı.

"Bigün Hanım, artık biraz konuşsak, nasıl olur?" dedi Kevork.

"Nasıl arzederseniz, Efendim," dedi Bigün. Başı, hafifçe öne eğikti.

Dinç delikanlı, masanın çevresindeki bir iskemleyi, geri çekerek, Bigün'den, oturmasını istedi. Sonra da, onun yanındaki bir iskemleye oturdu. "Ben, Alazköy'e geldiğim için, çok mutluyum, Bayan Boğa."

"Lütfen; 'Bigün' deyiniz, Efendim; beni, çok mutlu edersiniz. Ayrıca ben de, buraya göç etmenize, bilâkis sevindim; sizin gibi âsil bir beyefendi ile tanışma olanağım oldu."

"Öyleyse, siz de bana, yalnızca 'Kevork' diyebilirsiniz."

"Nasıl arzu buyurursanız, Efend... Kefork Efendi. Yeter ki, siz, memnûn olun."

"Bigün Hanım, aramızdaki çok özel iletişim türünün, artık ikimiz de farkındayız. Bir-birimizi dahâ da yakından tanıyabilmemiz için, olanaklar sağlamalıyız diye düşünüyorum."

"Haklısınız, Efendim; siz, tavrınızda, sakın sıkıntı yaşamayınız. Ben, size, ayak uydurmaya çalışacağım."

"Bu akşamı, birlikte geçiriyoruz."

Bigün'ün kalbi, duracak gibiydi; duyduklarına inanamıyordu. "Yemekten sonraki açılış hazırlıklarının, en kısa sürede tamamlanmasına, özen göstereceğim, Efendim."

Kevork, yavaşça ayayağa kalktı. "Şimdi de, işimize koyulalım."


***

Aysun ve konukları, yeniden üst kata çıkarak, sol koridorun ilk sol kapısından içeri girdiler; burada, iyice tamamlanmamış bir konuk odası vardı.

Pencereye geçtiler; ve Tankut'un evinin bahçesine baktılar. "Ay! Ben, sizi yerim!" dedi Gizem. Boğa ve Kurtuluş, yemek masasını hazırlama telâşındaydılar; bir-birleriyle, iyi uyum sağlıyorlardı.

"Eğer bu, bir aşk öyküsü değilse, ben, dilimi yutarım," dedi Gözde.

"Ben de öyle bir şeyler seziyorum," dedi Aysun. "Ama pek de yakışıyorlar bir-birlerine. Zâten Bayan Boğa'yı gördüğüm ilk ânda, Bay Kurtuluş geçmişti içimden."

"Şunların bakışmalarına bakar mısınız!" dedi Gizem. Bigün ve Kevork, masanın, yeniden kurulumunu bitirmişlerdi; elleriye masaya abanarak, bakışıyorlardı. Bigün, birden başını öne eğdi.

"Bir tek, öpüşmeleri eksik," dedi Gözde. Yüzünde, gülücükler raksediyordu.

"Hâyır; Bay Kevork, öpüşmez," dedi Gizem.

"O da niye, kuzucuğum? Her insan, öpüşmeyi sever," dedi Gözde.

"Bay Kurtuluş, aşırı erkil; Bayan Boğa ise, dengeli bir ezgindir," dedi Gizem.

"Zâten Bay Kurtuluş'u, neden bu kadar sevdiğim, önceden belliydi," dedi Aysun. "Tüm ev çalışanlarımın içinde, onun yeri, hep bambaşkaydı."

"Peki; erkiller, hiç mi öpüşmez?" diye sordu Gözde.

"Yılda bir; ama o gün gelince, köleler, tam anamıyla, dünyânın en mutlu insanları olur," dedi Gizem.

"Ya sen, kuzucuğum?" diye sordu Gözde. "Kaç kez öpüştün?"

Yeşilgöz, annesine baktı; yüreğinin derinliklerinden gülümsüyordu. "Son öptüğüm erkek, Bay Tankut oldu. Ondan önce de son öptüğüm erkek, babam idi."

"Yâni hiç aşk öpücüğü tatmadın mı, güzel kızım?"

"Şu âna dek, dudaklarımı hakkeden erkeğe rastlamadım. Yani ilk aşk öpüğcüğümü, 'büyük aşkım'la tattım." Ortalarında duran annesinin arkasından geçerek, diğer yanındaki Aysun'a vardı. Onu, aşk ve özlemle öptü. "Seni, taparcasına seviyorum, aşkım."

O sırada, Gürel de sokak kapısının önünde gözüktü; ve kızlara, el salladı.

Aysun, çantasından çıkardığı uzaktan kumanda ile, önce bahçe kapısını, sonra da ev kapısını açtı. Gürel'e, yukarı gelmesini işâret etti.

Delikanlı, yukarı çıktığnda, önündeki görüntü, onu büyülemişti. "Eğer bir tanrı varsa, onun adı da Tan Tankut olmalı," dedi. "Bu kadar muhteşem görüntü, ancak bir tanrının inisyatifiyle olmalıdır."

"Haklısın," dedi Aysun. "İşte, o yüzden o, taparcasına sevdiğim Efendim'dir."

"Biraz erken geldin, adam," dedi Gözde. "Hayrola?"


***

Süs havuzunun yakınlarındaki çardakta, yemek masası kurulmuştu. Çardağın iki yanında da, bir salata ve tatlılar büfesi hazırlanmıştı.

Sofrada, Tankut'un oturacağı uç, önceden belliydi; onun iskemlesinin hemen arkasında, çardağın dışında, küçük bir masa konuşlandırılmıştı; onun üzerine de, bir ızgara-soba yerleştirilmişti.

Büyük yemek masasının ortasına, kapalı kaplarda, çeşitli patates ve hamur ürünleri, sıralanarak yerleştirilmişti.

Saat bire yaklaşırken, herkes yemek şöleni giysilerine bürünmüştü. Havada, balo ve defile kokusu vardı; herkes ya son derece şık, ya da son derece seksi giyinmişti.

Sevil, yine seksi giyinmeyi yeğlemişken, Serpil de, 'çok seksi giyindiğini sanan' bir 'varoş dilberi'ne dönüşmüştü; uçkur askılı entârisinin derin dekoltesi. neredeyse tüm memelerini gösterecekti; sırt dekoltesi ise, dahâ da derindi. Entârinin eteği de, poposunu, güçlükle örtüyordu; ayrıca, parlayan geniş bir kemer takmıştı.

Erkekler, sanki anlaşmışlar gibi, takım giysi kuşanmışlardı. Tankut ve Kurtuluş, boğazlarına birer kaşkol sararak, gömleklerinin altına sokmuşlardı.

Tanıl, her fırsatta olduğu kadar şıktı.

Kaşıçene ve Boğa da biraz seksi olmakla birlikte, çok şıktılar. Karşılıklı olarak, tanıştıkları ilk ândan beri, cân yoldaşı olmuşlardı.

Yemek saati yaklaşırken, Tankut, ızgarasının başına geçmişti. Yemeğin tadına varmak için, şatobriyandı hazırlamakta, aceleci davranmamıştı. Ama bu saatten sonra, et parçasının en az bir yanı biraz kızarmalıydı.

Herkesten önce, Hun, aceleci davanarak, masanın üstüne fırladı.

"Ama, Hun! Yapma! İn aşağıya!" diye uyardı onu Işıl. "Tatlı canavar! O masanın üstünde, senin yerin yok!"

Hun, küsmüş gibi, masanın üstünden atladı. Işıl, Tankut'un oturacağı uçun karşısına oturdu.

dahâ sonra, Tankut'un sağına, Bigün, Kevork ve Sevil oturdu; soluna da, Serpil, Tanıl ve Çiğdem oturdular.


***


Târih: 21.11.2014 | Bölüm: Mutlu başlangıçlar!

Öykünün tüm kısımları
- 9. kısım
- 8. kısım
- 7. kısım
- 6. kısım
- 5. kısım
- 4. kısım
- 3. kısım
- 2. kısım
- 1. kısım





Tüm Bölümler
13. bölüm: Konumdeviriş! (Hazırlanıyor)
12. bölüm: "Yasalar, her şeyden üstündür!"
11. bölüm: Tepetaklak!
10. bölüm: Kutluluklar ola!
  9. bölüm: Mutlu başlangıçlar!
  8. bölüm: Kara sevdâmsın sen!
  7. bölüm: Öleceğim özleminle!
  6. bölüm: "Seni seviyorum!"
  5. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (2)
  4. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (1)
  3. bölüm: "Ben, kimim?"
  2. bölüm: Araştır ve bul!
  1. bölüm: Aradık ve bulduk!
9. bölüm Mutlu başlangıçlar!
© Erol Sürül | Sitemin, tüm hakları saklıdır.