9. bölüm Mutlu başlangıçlar!
6. parça


Kısa süre sonra, Bigün, sofradan kalkarak, büfeye gitti. Tankut da, ardından kalkarak, Bigün'e yaklaştı. "Bay Kurtuluş'un, katıksız erkil olduğunu, bildiğinizi biliyorum, Bayan Boğa; bu da, 'beni' çok mutlu ediyor."

Bigün, yüzünü, yavaşça Tankut'a çevirdi. "Size müteşekkirim, Bay Tankut. Bu kadar anlayışlı olduğunuzu bilmek de, beni, çok mutlu ediyor."

"İnsanların mutlu olduğunu bilmekten daha büyük bir mutluluk yoktur. Bizim yaşımızda, kendimizi, ara-sıra denetlememiz gerekiyor; yüreğimiz, kıpır-kıpır oluyorsa, hâlâ genciz demektir; içimizdeki bu fırtınaya karşılık bulamazsak bile, o sezinin varlığı, bizi yeşertir."

Bigün, yeniden büfeye yöneldi. "Doğru söze ne denir!"

"Fazla özelinize girmeksizin, sormak isterdim; ne zamân 'ezgin' olduğunuzu farkettiniz?"

Karışılıklı, tatlı-tatlı bakışıp, içtenlikle gülümsediler. "Benimkisi, 'ezginlik' mi; bilemeyeceğim. Bildiğim tek gerçek var; yıllar boyu sizin çevrenizde dolaşırken, sizin yaşam tarzınızdan etkilenmeseydim, bilinçsel sağlığımı sorgulardım."

"Ama herkese özenmek de, pek sağlıklı olmamalı." Kaşlarını kaldırarak, gülümsüyordu.

"Bay Tankut, sizin yaşam tarzınızda, en ufak bir sağlıksızlık görmüyorum. Siz, toplumsal evrilimin gerçeğini uyguluyorsunuz."

"Peki, siz, Tankut Kümeleri'nde, daha uygun bir pozisyonu seçecek yerde, benim ev çalışanım olmayı uygun buldunuz; bunu, bir 'toplumbilimci olarak', nasıl yorumluyorsunuz?"

"Anladığım kadarıyla, bu durumu, 'ezginlik' olarak yorumlamak istiyorsunuz. Ama hâyır; bu konu, ezginliğin sonucu değildir; ben, insanarla birlikte olmayı, kendime bir âile kurmayı seviyorum. Biz, burada, bir âile gibi yaşayıp-gidiyoruz."

"Önümüzdeki süreçte, kendinize, sıklıkla soluklanma olanağı sağlayın; yaşadığıınızı, doya-doya sezinin. Herkesin, tek bir yaşamı var; onu da hebâ etmeyelim."

"Size, gerçekten minnettârım, Bay Tankut; anlayışınız, o kadar değerli ki, tanımlaması, olanaksız."

Tankut, elindeki tabakla, sofraya geri döndü.

"Bay Tankut, merâkımı mâzur görün," dedi Kurtuluş. "Neden küçük bir arabanız var? Daha büyüğü, sizin için daha elverişli olmaz mıydı?"

Tankut, hâlâ büfede oyalanan Bigün'e baktı. "Aslında, bu tür sorular, hepimiz bir arada olunca, daha doğru olurdu. Ama Bayan Boğa, bu sorunun yanıtını biliyor." Sevil'e baktı. "İsterseniz, siz yanıtlayın, Bayan Sekmen." Yüzünde, kışkırtıcı bir gülümseme vardı.

Sevil, önce gönlünce güldü; ve patronunn taklidini yaptı: "'Soytarılığın da bir sınırı olmalı.'"

Sofradaki herkes gülünce, Bigün, dönerek, onlara baktı. "Bir şeyler mi kaçırdım?"

"Bildiğiniz durumlar, Bayan Boğa," dedi Kevork. Genele döndü: "Hepsi bu kadar mı? Dahası olmalı."

Bu kez, Tuğbay, bir bakış ile, söz istedi. O da Tankut'un taklidini yaptı: "'Yurdum malı bir lüks otomobil markası olsaydı, en az üç âdet alırdım. Alazköy'de üretilen bir yabancı marka olsaydı, en az on âdet alırdım. Alazköy'de üretilen yurdum malı bir lüks marka olsaydı, tüm üstyöneticilerimize, birer âdet tahsis ederdim.'"

Bu kez, yine herkes gönülden güldü. Tankut, salatasından uzaklaşarak, sofradan kalktı; arkasındaki bir masanın üzerinde kızarmakta olan şatobriyandı denetledi; ve yeniden yerine oturdu. Bu sırada, Bigün de, sofrada yerini almıştı.

"Anlaşılan, yemek pişirmekte de beceriklisiniz, Bay Tankut," dedi Kaşıçene.

"Yükümden, usta doğar; insan, bekâr olunca, bir-çok beceri geliştiriyor. Ben de bir-çok yükümlülükleri uyguladım ve hobiler edindim."

"Bay Tankut, bana aktardığınız şu yedi yıllık gizinizi, burada da anlatmak istemez misiniz?" diye sordu Idır.

"Ama herkes, sizin gibi, her konuya açık olamaz, Bayan Idır. O konu çin, içinde bulunduğumuz durum, biraz erken değil mi?" Işıl'dan, yalnzca bir gülümseme gelince, sözünü sürdürdü. "Bay Kurtuluş, az önce ne demiştiniz? 'Lüks marka'! Ben, dünyâya zengin gelmedim. Sınırlarımı da, çok iyi bilirim; hâddimi de bilirim ve aşmam."

"Peki; ya o 'gizemli giz'?" diye sordu Karakaş. "Açıklamayacak mısınız?"

"Mâdem ki, konu, buraya kadar geldi; açıklamaktan başka bir seçeneğim yok. Ama Bayan Idır dışındakiler bir tahmin etsin bakalım."

"Çok, ama çok fakirdiniz," dedi Serpil Karakaş. Herkes, bu gizemli gizi, geçekten merâk ediyordu.

"Dikkat!" dedi Tankut. "Yirmiüç ile otuz yaşım arasındaki yedi yıl boyunca, evsiz-barksızdım." Çevresine baktı; şaşıranlar da vardı, tepki göstermeyen de vardı. "Bu durumda, har vurup, harman savurmanın, hiç bir anlamı kalmıyor."

"Ama tüm çalışanlarınız, sizden, çok memnûn," diye sonunda söz aldı Sevil. "Bunu, kendimden biliyorum."

"Teşekkür ederim, Bayan Sekmen. Emeğin hakkı, verilmesi gerekir; haksızlık yapan her kim ise, onun boynu, sürekli eğik olur. Ama o boynu eğikler, durumlarının farkına varmazlar." Konuşması sırasında, sıklıkla Bigün'ü izledi. 'Acabâ Bayan Boğa, bu durumda, hakkımda ne düşünüyor?' diye geçirdi içinden. "Bayan Boğa, siz, konuya girmeyecek misiniz?"

Bigün, yanıt vermekte acele etmedi; önce ağzındaki salatayı, keyifle yuttu. "Aslında kutlanılacak bir kişiliksiniz; o kadar acı deneyimleriniz olmuş; ve sizde, hiç iz bırakmamışlar; bu durum, istencinizin, son derece güçlü olduğunu gösteriyor."

Tankut, yalnızca gülümsedi; ve sofradan kalkarak, arkaya geçti. "Eveeet! Az pişmiş seven var mı?"

Kevork ve Tanıl, el kaldırdı. Tankut da, dev gibi et parçasının iki uçundan da birer parça keserek, tabaklara koydu. Servisi de kendisi yaptı.

Tanıl ve Kevork ise, önceden hazırlanan kapakları tabakların üzerine yerleştirdiler; böylece, diğer sofradaşlarının etlerinin de hazır olmasını beklediler.

Tankut, yeniden iskemlesine oturdu. "Artık izin verin de, ben de bir şeyler yiyeyim. Burada, sırf beni tartışmak için toplanmadık. Sizlerden de bir şeyler öğrenelim. Ne dersiniz?"

Tuğbay, Idır'ı, belirli aralıklarla gözetliyordu. Son derece alımlı olan genç kadın, daha çok, görgü kurallarını uygulamasıyla dikkat çekiyordu; bu da, Tuğbay için, vazgeçilmez bir özellik idi.


***


Tarih: 21.11.2014 Bölüm: Mutlu başlangıçlar!

Öykünün tüm parçaları
- 9. parça
- 8. parça
- 7. parça
- 6. parça
- 5. parça
- 4. parça
- 3. parça
- 2. parça
- 1. parça


Tüm Bölümler
10. bölüm: Kutluluklar ola! (Hazırlanıyor!)
9. bölüm: Mutlu başlangıçlar!
8. bölüm: Kara sevdâmsın sen!
7. bölüm: Öleceğim özleminle!
6. bölüm: "Seni seviyorum!"
5. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (2)
4. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (1)
3. bölüm: "Ben, kimim?"
2. bölüm: Araştır ve bul!
1. bölüm: Aradık ve bulduk!
Mutlu başlangıçlar!
© Erol Sürül | Sitemin tüm hakları saklıdır.