9. bölüm Mutlu başlangıçlar!
8. parça


Alazköy kentinin karşısındaki ilk tümseğe varmak için, yaklaşık on dakikadır yollardaydılar. Gürel'in çevikliği, Ulaş'ı şaşırtmıştı; yaşlı delikanlı, sanki aralarında hiç yaş farkı yomuş gibi dinçti.

Yamacın ortasında biraz durarak, küçük bir tümseğin üstüne oturdular. Alazköy'ün muhteşem görüntüsünü, doyasıya izlemek istiyorlardı.

Ulaş, sırt çantasını çıkararak, sol yanında yere bırakmıştı.

"Ah oğul!" dedi Gürel. "Seni, her ân biraz daha kıskanıyorum. Bu kadar güzel bir kentte yaşamak, nîmetlerin en büyüğü olmalı."

Ulaş, sağ yanındaki delikanlıya yüzünü çevirdi. "En azından, burada yaşama olasılığını düşünmene sevindim. Burada yaşasaydın, belki de en iyi dostumu kazanmış olurdum. Yeniden göçüp-gittiğinizde, çok üzüleceğim."

"Bu duruma, bir kolaylık getirebiliriz, genç dostum. Sıklıkla izne ayrılarak, bir-birimizi karşılıklı ziyâret edebiliriz."

"Ama ben, hem çok şanslı, hem de çok bahtsızım; işimde, şimdi bile çok yoğunum. Bu gidişle, yanıma, ikinci bir avukat almam gerekecek."

"Bu ne hız, yahu! Gerçekten de o kadar yoğun musun?"

"Evet. Son yıllarda, avukat olmadığı için, dâvâlar sürekli ertelenmiş. Şimdi bir avukata kavuşunca, hepsi birden üzerime yığıştı. Soluklanmaya bile şansım yok."

"Tersi durumdan daha iyidir; müvekkil bulamayan avukatlar da var."

"Biliyor musun; hangi alanda tahsil alırsan-al, eğer boşuna okul sıralarını ezmişsen, her zamân işsiz kalırsın. Düzgün eğitim alan birisi, bilhassâ işsiz kalmak için direnmesi gerek. Bu kişiler, her durumda, kendilerine, iş ve gelir yaratır."

Gürel, solundaki delikanlıya, neşeli bir bakış fırlattı. "Görüyorum ki, sen, gerçekten düzgün bir eğitim süreci geçirdin."

"Ayrıca, insanlar, gerçekten ilgilendiği alanlarda eğitim almalı; ancak bu biçimde, başarılı bireyler oluşur. Ben, çok severek, hukuk eğitimi aldım. Paradan daha çok, düşlerime ve işime olan aşkıma önem verdim."

Gürel, ışıldadı. "Bu sözleri, daha önce de duymuştum; Gizem'in sözleri bunlar."

Ulaş, şaşkınlıkla Gürel'e baktı.



Yirmi dakîka sonra, tümseğin üstündeydiler. Yanlarında getirdikleri termostan, iki kupyı, kahve ile doldurmuşlardı. Tümseğin tepesine oturmuş, Alazköy kentini izliyorlardı.

"Aslında, bu güzel havada, soğuk bir bira, hiç de fenâ olmazdı; değil mi, Gürel?"

"Haklısın; bir dahâya, termos çantada, yanımıza bira da alabiliriz."

"Demek ki, en yakın bir zamânda, yeniden buraya geleceğine umutla bakıyorsun."

"Sence, bunun tersi düşünülebilir mi?"

"Gizem'i anlat bana." Genç adam, damdan düşer gibi, konuya girdi.

Gürel, sol yanındaki yakışıklı sarışına baktı. "Çok ilginç bir kişiliği var. Çocukken, mahalledeki erkek çocuklarla takılırdı. Futbol ve basketbol oynardı."

"Sanırım, bugünkü cinsellik ve aşk eğilimi, o yıllara dayanıyor."

"Olabilir. Ergenlik yıllarının başlarında, erkek çocuklardan yavaş-yavaş uzaklaşmıştı. Artık okul eğitmine, adım-adım daha fazla önem vermeye başlamıştı."

"Oysa genelde, tam tersi beklenmeliydi; değil mi?"

"Öyledir. Neyse; mahalle çocuklarından yavaş-yavaş koparken, savunma sporlarına da merâk sarmıştı."

"Bunun deneyimini, kendi bedenimde sezindim. Onunla olan ilk aşk deneyimim, bir tür tecâvüz idi." Gerçekleri, Gürel'e aktarmaktan çekinmiyordu.

Yaşlı delikanlı, şaşkınca Ulaş'a baktı. Ama bir yorum yapmadı. "Erkek çocuklardan kopması, benim açımdan çok hızlı gelişti. Bugün bile, orada neler olduğunu düşünürüm. Ama bu konuyu, ona açmaya cesâret edemiyorum."

"Belki konuya değinirsen, daha olumlu bir sonuç alabilirsin."

"Belki. Ama onu incitmekten, her zamân çekinmişimdir. O, benim biricik yavrum; aşk çiçeğim. Ona kıyamam ben."


***

Kevork'un küçük oturma odasındaydı. Ev sâhibi, mutfakta uğraşlıydı.

Bigün, pencereden, dışarıyı izliyordu. Karşısındaki uçsuz-bucaksız yaban yaşamı, sayısız kez izlemişti; ama bu kez, kendini çok daha değişik seziniyordu.

"Tanıdığın bir görüntü değil mi?"

Başını, geri çevirdi; Kevork, ona doğru geliyordu. "Haklısınız, Efendim; ama her nedense, bu kez, bambaşka sezilerle o görüntüyü algılıyorum."

"Doğaldır. Çünkü bu kez, hormonların tetiklenmiş; bir ânda gençliğin geri geldi. Bu da, beni, çok mutlu ediyor." Bigün'ün yanına varmıştı; onun omuzlarından tutarak, yüzünü yeniden dışarıya çevirdi.

"Bana yardımcı olacaksınız; değil mi, Efendim?" Zarif kadın, heyecândan hafifçe titriyordu.

Kevork, güzel kölesini, arkadan sardı. Sol eliyle memelerini yoklarken, sağ eliyle de eteğini yavaşça yukarı çekiyordu. "Bundan önceki aşk yaşamın, beni hiç ilgilendirmiyor," dedi Kevork. "Beni, yalnızca şu günümüz ve yarınımız ilgilendiriyor. Gerisi, önemsiz."

"Sizden önce, hiç gerçek erkeğim olmadı, Efendim. Bundan, adım gibi emînim."

"Farkındayım, güzelim; kıvrımnların, hiç harcanmamış; sanki yirmibeş yaşındaki bir dilber gibisin." El avı, onu, Bigün'ün en hassas bölgelerine sürüklemişti. Ateşli âşık kadın, efendisine hizmet edebilmek için, iç çamaşırı giymemişti.

"Beğendiğinize sevindim, Efendim. Umarım, sizi düş kırıklığına uğratmam; çok deneyimsizim."

"Peki, en azından âşık olma fırsatın olmadı mı?" Kölesinin kıçının benzersiz yuvarlarını okşuyordu.

"Yalnızca ergenlik denebilecek yıllarımda, aşktan umutluydum. Ama geride bıraktığım her yıl, içimdeki alevi, adım-adım söndürmeyi başardı. İçimdeki boşluğun nedenini, ancak sizinle tanışınca anladım."

"Ben de, senin gibisine, pek rastlayamadım; elbet de Bayan Ağtunç dışında."

"Bayan Ağtunç da mı benim gibi?" Kocaman gözleriyle, şaşkınlık içinde bakıyordu.

"Evet; o da senin gibi; Bay Tankut'la tanıştığı güne kadar, hep arayıştaydı; büyük bir boşluktaydı."

"Keşke yıllar önce tanışabilseydik, Efendim."

"Ahhh! Geride bıraktığımız gençliğimiz, hebâ oldu. Çok haklısın; keşke daha önce tanışsaydık."

"Kalbim duracak gibi oluyor, Efendim; bana yardım edin."

"Adım-adım konuya girersek, daha başarılı bir aşk yaşamın olabilir; kültür şoku geçirmen, doğru olmaz."

"Siz, en iyisini bilirsiniz, Efendim."

Dinç delikanlı, kölesinin eteğini, iyice yukarı çekmişti. Güzel kadını, pencerenin eşiğine dayadı. Beli ile, ânî bir hamle yaptı!

Bigün, acılarla kıvrandı!

"Çok mu cânını yaktım?" diye sordu delikanlı dingince.

"Bana... çok iyi geliyorsunuz, Efendim. Öyle mutluyum ki!"


***


Tarih: 21.11.2014 Bölüm: Mutlu başlangıçlar!

Öykünün tüm parçaları
- 9. parça
- 8. parça
- 7. parça
- 6. parça
- 5. parça
- 4. parça
- 3. parça
- 2. parça
- 1. parça


Tüm Bölümler
10. bölüm: Kutluluklar ola! (Hazırlanıyor!)
9. bölüm: Mutlu başlangıçlar!
8. bölüm: Kara sevdâmsın sen!
7. bölüm: Öleceğim özleminle!
6. bölüm: "Seni seviyorum!"
5. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (2)
4. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (1)
3. bölüm: "Ben, kimim?"
2. bölüm: Araştır ve bul!
1. bölüm: Aradık ve bulduk!
Mutlu başlangıçlar!
© Erol Sürül | Sitemin tüm hakları saklıdır.