9. bölüm Mutlu başlangıçlar!
9. kısım


Hava, hâlen karanlıktı; tanyerinin ağarmasına, yaklaşık bir saat kalmıştı. Yeşilgöz, Tankut'un evine varmıştı. Küçük arabasını, yol kıyısında park ederek, zili çaldı ve bekledi.

"Günaydın, Bayan Gözsel. Biraz bekleyin; hemen geliyoruz," dedi Sevil hopörlatörden.

"Fazla aceleye gerek yok; dahâ zamânımız var," diye yanıt verdi Gizem.

Gerçekten de kısa süre sonra, Sevil, Bigün ve Tanıl, ellerindeki malzemelerle çıkageldiler. Şişeleri ve kanepeleri, yol kıyısındaki minibüsün bagajına yerleştirdiler. Bardak ve fincan kolilerini de, orta koltukların önlerine sıkıştırdılar.

Gizem, Tanıl'a, kendi arabasının direksiyonuna geçmesi için bir işâret yaptı. "Ağtunç Kule'nin güvenlikçi park yerine parkedin," dedi. Karizmatik delikanlı, yorum yapmadan, istenileni yaptı; ve arabaya binerek, hemen yola çıktı.

Yeşilgöz ise, minibüsün ön koltuğuna, Bigün'ün yanına oturdu. Direksiyonda ise, Sevil konuşlanmıştı.


***

Kapı zili çalınca, yeşilgöz, koşup-açtı.

Yeni mesâi arkadaşı İpek Tasanmaz duruyordu karşısında. "Günaydın, Bayan Gözsel. Çalışanın, patrondan sonra işe gelmesi, pek iyi durmuyor."

Gizem, kapıyı kapayarak, Tasanmaz'ın sözlerine döndü. "Bay Tankut bile, kendisini, 'patron' olarak görmüyor. Bizde 'patron' yok; mesâi arkadaşı var. Hoş geldiniz." Giriş kapısının sağını gösterdi. "Bay Tankut'un ev çalışanları, mutfakta; siz, oraya gidin ve tanışın; benim, salonda işlerim var."

Tasanmaz, mutfağa girdiğinde, Sevil ile Bigün, kanepelerle meşgûldü; Tanıl ise, içecekleri, bir arabaya yerleştiriyordu..

Kısa sürede, tanışma faslı bitmişti. "Size yardım etme olanağım var mı?" diye sordu İpek. Karşıt yanıt alınca da, mutfaktan çıktı.

Çıkınca, holü, iyice gözden geçirdi; burada da kutlamayı gösteren işâretler vardı.

Salona geçtiğinde, Gizem, soğuk ve sıcak büfe masaları ile uğraşlıydı. Yeşigöz, İpek'e bir gözattı. "Doğru düşünyorsunuz; bugün, branşımız alanında çalışmayacağız. Kutlama bitince, laboratuarı kapatıp-çıkacağız."

İpek şaşırmıştı. "Ama bunları düşündüğümü, nereden bildiniz?"

"Bilmedim; yalnızca tahmin ettim." Belini doğrultarak, İpek'e döndü. "Bu arada; 'bugün', benim meslek yaşamımdaki ilk ciddî iş günümdür. Sizin kaçıncı işvereniniz burası?"

"Ben de şanslıyım; burası, yalnızca iklinci işverenim. Daha önce, ondört yıl boyunca, başka bir şirkette çalışmıştım."

"Kendi işinizi kurmayı, hiç düşünmediniz mi?"

"Amaaan! İşleri iyice büyütene kadar, giderler, insanın belini büküyor."

"Haklısınız. Her nedense, Bay Tankut, bana böyle bir soru yöneltmedi."

"Onu, çok mu iyi tanıyorsunuz?" Işıl'ın yüzünde, güller açıyordu.

"Alazköy'e geldiğimin dördüncü gününde onunla tanışmıştım; sanırım, beni, öz kızı gibi sever."


***

Kutlama, saat sekizde başlayacaktı; fazla önemli bir kutlama olmayacaktı. Bu şölenin tek amacı, şirketin kuruluşunu belirginlertirmek ve pekinleştirmek idi.

Sekize çeyrek kala, Aysun'un ev çalışanları geldi. Çiğdem, Serpil ve Kevork, labaratuar odaları iyice dolmadan, her yeri gezip-gördüler.

Saat tam sekizde kapı zili çalınca, yeni şirketin patronu, hızlı adımlarla kapıya vardı. Açtığında, bir grup insanla karşılaştı: Tankut, Aysun, Ulaş, Gözde, Gürel, Deniz Düşel, Işıl Idır ve Oya Kaygusuz, hepsi bir şeyler söylüyordu.

"Durun!" dedi Gizem. Önde duran Tankut'un başını, iki avucu arasına alarak, dudaklarına uzun bir öpücük dokundurdu. Oya Kaygusuz, o ânı resimlerle ölümsüzleştirdi.

Herkes gülüyordu; bu görüntü, tam bir sevgi örneği idi.

"Bu da neyin nesiydi, güzel kızım?" diye sordu Tankut.

"Unuttunuz mu? Hani, sizi, ilk gördüğümde öpecektim ya?"

"Heya! Nasıl da unutmuşum!" Eliyle 'Geri çerkil!' tarzında bir işâret yaptı

Yeşilgöz geri çekildi. "Hepiniz hoş geldiniz. Siz de, öpüldüğünüzü varsayın; olur mu?"

Kısa süre sonra, herkes bir-birleriyle tanışmı-kaynaşmıştı. Bâzıları, elindeki köpüklü şarabı hâlâ yudumlarken, diğerleri de, sıcak kahvesnin tadını çıkarıyordu. Meyve suları bile ilgi görürken, çaya yaklaşan yoktu. Masalarda dizilmiş kanepeler de, yavaş-yavaş azalıyordu.

Tankut, ne kadar belli etmeye çalışsa da, çok dalgındı; Gözde Gözsel'i, sanki bir yerlerden tanır gibiydi; onu gördüğü ilk ânda, sanki geçmişten gelen bir şir okur gibi sezinmişti.

Gözde de Tankut'tan farksızdı. Onu gördüğü sâniyede, içinde tûhaf bir sezi farketti; o karizmatik adamı, bir yerlerden tanır gibiydi. İçinde, heyecânın vediği bir kıpırtı vardı.

Bir ara Tankut, yeşilgöze yaklaştı. "Anneniz, sanki sizin ikiziniz gibi görünüyor; çok güzel bir kadın; ayrıca, çok genç kalmış anlaşılan."

"Evet, Bay Tankut; annem, gerçekten yaşını hiç de göstermiyor. O, sizden ikibuçuk ilâ üç yaş büyük. Saçı bile özgün; yâni boyatılmamış."


***

Saat on otuz sularıydı.

İpek Tasanmaz, çalışanlar odasından çıkıp, büyük laboratuar odasının kapısından içeri kafasını uzattı. "Ben, ayrılıyorum, Bayan Gözsel."

Gizem, yazı masasının arkasında oturmuş, bâzı evrâklarla ilgileniyordu. "İyi paydoslar, Bayan Tasanmaz," dedi.

Tasanmaz, kapıyı arkasından çekerek, uzaklaştı.

Yeşilgöz, sonunda laboratuarda yalnız kalabildi.

Bir regalden bir kol bileziği ve tıp çantasını çıkardı. Yazı masasına oturarak, çantayı açtı. Önce yapıştırıcı banttan bir parça kesti; bir torbacıktan çıkardığı küçük bir kompresyona, bandı yapıştırıp, masanın üstüne bıraktı.

Ardından, bilezikle sol kolunu sıkıştırdı. Aynı kolun bileğinde, uygun bir damar seçti; iğneyi dikkatlice damara soktu; ardından da iğneye bir tüpçük taktı. Tüpçük dolarken, kompresyonu, iğne uçunun üstüne yapıştırdı. Tüpçük, üçte bir oranında dolunca, iğneyi çekti ve kompresyonu hafifçe bastırdı..

Yeniden ivedice beyâz önlüğünü giydi. Özel dolabını, anahtarla açarak, babasının kan örneğini çıkardı. Kan analiz bülümüne geçti ve bilgisayarı çalıştırdı. İşletme sistemi yüklenirken, önce babasının kan örneği ile, dijital mikroskopu hazırladı. Bilgisayar hazır olunca da, analiz sayfasına geçti.

Birbuçuk dakika sonra, örneğin ara analizi hazırdı. Verileri kaydetmsinin ardından, kendi kan örneği ile, merceği yeniden hazırladı. Bu yeni verileri de kaydederek, karşılaştırma kısmına geçti.

Yaklaşık iki dakika sonra, olduğu gibi kalakaldı; yüzünde, donuk bir ifâde vardı; şok ile üzüntü karışımı bir bakış vardı gözlerinde.

Ekranda gözüken sonuç: 'Deneklerin, baba-yavru olma olasılığı: %97.' (10. bölümden sürdürün)



Târih: 21.11.2014 | Bölüm: Mutlu başlangıçlar!

Öykünün tüm kısımları
- 9. kısım
- 8. kısım
- 7. kısım
- 6. kısım
- 5. kısım
- 4. kısım
- 3. kısım
- 2. kısım
- 1. kısım





Tüm Bölümler
12. bölüm: Yasalar, her şeyden üstündür!
                  (Hazırlanıyor)
11. bölüm: Tepetaklak!
10. bölüm: Kutluluklar ola!
  9. bölüm: Mutlu başlangıçlar!
  8. bölüm: Kara sevdâmsın sen!
  7. bölüm: Öleceğim özleminle!
  6. bölüm: "Seni seviyorum!"
  5. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (2)
  4. bölüm: İncelemek ve araştırmak! (1)
  3. bölüm: "Ben, kimim?"
  2. bölüm: Araştır ve bul!
  1. bölüm: Aradık ve bulduk!
9. bölüm Mutlu başlangıçlar!
© Erol Sürül | Sitemin, tüm hakları saklıdır.